Konut ve çatılı işyeri kiralarında en çok tartışılan konulardan biri, tahliye taahhütnamesi kaç yıllık yapılması mümkündür sorusudur. Türk Borçlar Kanunu, kiracının kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmesine imkân tanır; ancak bu tarihin 1 yıl, 3 yıl ya da 10 yıl gibi belirli bir üst sınırı yoktur. Buna rağmen uygulamada, taahhüdün ne zaman imzalandığı, tahliye tarihinin nasıl yazıldığı ve o tarihten sonra ev sahibinin ne kadar süre içinde icra veya dava yoluna başvurabileceği, belgenin fiili değerini doğrudan etkiler. Bu nedenle “kaç yıla kadar taahhüt verilebilir?” sorusunun cevabı, sadece teorik olarak değil, Yargıtay’ın yaklaşımı ve pratikte karşılaşılan riskler dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Aşağıda tahliye taahhütnamesinin hukuki altyapısını, geçerlilik şartlarını, süre ve zamanaşımı kurallarını, itiraz ve geçersizlik sebeplerini ve en sık yapılan hataları sistematik biçimde ele alacağız.
Tahliye Taahhütnamesi Nedir?
Tahliye taahhütnamesi, kiracının kiralananı teslim aldıktan sonra belirli bir tarihte boşaltacağını kira verene yazılı olarak taahhüt ettiği belgedir. Bu belge, klasik kira sözleşmesinden farklı olarak, kiracının ileride kira sözleşmesinin uzamasına ilişkin yasal korumalardan belirli bir tarih bakımından feragat ettiği anlamına gelir. Kanun koyucu, bu tür bir beyanı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 352’de düzenlemiş ve belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde kiraya verene hızlı tahliye imkânı tanımıştır. Özünde bu belge, “şu tarihte taşınmazı kendi rızamla boşaltacağım” sözüne hukuki bağlayıcılık kazandırır.
Tahliye taahhütnamesinin en önemli özelliği, kiracının özgür iradesine dayanmasıdır. Kiracı, kiralananı teslim almadan önce veya kira sözleşmesiyle aynı anda baskı altında imza attıysa, bu iradenin gerçekten serbestçe açıklanıp açıklanmadığı tartışmalı hâle gelir. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı, kiralanan henüz teslim edilmemişken veya sözleşme kurulurken alınan taahhütlerde kiracının kira ilişkisine girebilmek için baskı altında olabileceği yönündedir. Bu nedenle tahliye taahhütnamesi, kiracının kiralananda fiilen oturmaya başladıktan ve ilişki oturduktan sonra düzenlendiğinde çok daha sağlam bir hukuki zemin kazanır.
“Kaç yıllık yapılabilir?” sorusu tam da bu noktada önem kazanır. Kanun, tahliye tarihinin 1 yıl, 3 yıl ya da 5 yıl sonrasına konulması konusunda bir sınırlama getirmemiştir; ancak tarih ne kadar ileriye alınırsa, kiracının o tarihteki şartlarının ne olacağı o kadar belirsizleşir ve taahhüt baskı, aldatma veya değişen koşullar üzerinden daha sık tartışma konusu yapılır. Bu nedenle, özellikle konut kiralarında, tahliye taahhütnamesinin makul bir geleceğe (örneğin sözleşmenin yenileneceği dönem sonuna veya 1–2 yıl sonrasına) bağlanması, hem hukuki öngörülebilirlik hem de ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların azaltılması açısından daha isabetli olacaktır.
Tahliye Taahhütnamesinin Hukuki Dayanağı
Tahliye taahhütnamesinin temel hukuki dayanağı, TBK m. 352/1 hükmüdür. Bu maddede, kiracının kiralananı teslim aldıktan sonra belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak taahhüt etmesi hâlinde, kiraya verenin bu tarihten başlayarak bir ay içinde icra veya dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebileceği düzenlenir. Bu hüküm sadece konut ve çatılı işyeri kiraları için geçerlidir; ticari depo, arsa gibi TBK’nın genel hükümlerine tabi kira ilişkilerinde aynı koruma mekanizması işletilemez. Dolayısıyla, söz konusu taşınmazın niteliğinin doğru tespiti, taahhüde dayanarak tahliye talep edilebilmesi açısından kritik önem taşır.
İcra aşamasında, tahliye taahhütnamesi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 272 ve devamı maddeleri bakımından “yazılı belge” niteliği taşır. Kiraya veren, tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde ilamsız tahliye takibi başlatabilir; icra dairesi kiracıya tahliye emri gönderir ve kiracıya hem tahliye etmesi hem de itiraz etme imkânı tanınır. Bu imkânlar, kiracının tahliye taahhütnamesine karşı ileri sürebileceği geçersizlik iddialarının da önünü açar.
Aile konutu söz konusu olduğunda, Türk Medeni Kanunu m. 194 devreye girer. Aile konutuna ilişkin kira sözleşmesinde, tahliye taahhütnamesi çoğu kez sözleşmenin feshi yönünde irade beyanı olarak değerlendirilmekte ve eşin rızası, geçerlilik açısından tartışma konusu olmaktadır. Yargıtay, tek eş imzalı tahliye taahhütnamelerini otomatik olarak hükümsüz saymamakla birlikte, diğer eşin rızası ve aile konutu tespiti gibi unsurları dikkate alarak olaya özgü değerlendirmeler yapmaktadır. Bu da, hukuki dayanağın sadece TBK 352 ile sınırlı kalmadığını, aile hukuku ve icra hukuku mevzuatının birlikte göz önünde tutulması gerektiğini gösterir.
Tahliye Taahhütnamesi Hangi Şartlarda Geçerlidir?
Bir tahliye taahhütnamesinin geçerli sayılabilmesi için kanun ve Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiş bazı temel şartlar vardır. Bu şartların herhangi birinin eksik olması, çoğu durumda tahliyeye dayanak oluşturulmasını imkânsız hâle getirir ve “kaç yıllık yapıldığı” tartışmasını da anlamsızlaştırır. İlk şart, taahhütnamenin mutlaka yazılı olmasıdır. Sözlü “şu tarihte çıkarım” beyanları, arkadaşça yapılan konuşmalar veya WhatsApp yazışmaları, TBK 352 anlamında yazılı tahliye taahhüdü olarak görülmez; kiraya veren ancak genel hükümlere göre fesih veya diğer tahliye sebeplerine başvurabilir.
İkinci şart, taahhütnamenin kiralananın tesliminden sonra ve kira sözleşmesinden belirli bir süre sonra verilmiş olmasıdır. Kiralanan daha teslim edilmeden ya da sözleşme imzalanırken kiracıdan alınan taahhütlerde, kiracının “kirayı kaçırmama” baskısı altında olabileceği kabul edilir. Uygulamada pek çok ev sahibi, kira sözleşmesiyle aynı tarihte taahhüt imzalatmayı tercih etse de, bu belgeler mahkeme önünde sıkça geçersizlik itirazıyla karşılaşır. Kiracının taşınma, yerleşme ve kira ilişkisini normal şartlarda başlatmasından sonra verilen taahhütler ise, irade açıklaması bakımından daha sağlıklı kabul edilir.
Üçüncü şart, taahhütnamenin kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından imzalanmış olmasıdır. Birden çok kiracı varsa, her kiracının ayrı ayrı imzası aranır; tek kiracının imzasıyla tüm kiracıların bağlandığı kabul edilmez. Aile konutlarında, kira sözleşmesinde kiracı sıfatı tek eşte olsa bile, diğer eşin durumdan haberdar olup olmadığı ve rızasının bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir. Dördüncü şart ise, tahliye tarihinin açık ve belirli olmasıdır. Sadece “önümüzdeki yaz”, “Ramazan’dan sonra” gibi muğlak ifadeler taahhüdü zayıflatır; “01.09.2026” gibi takvim günü içeren tarihler ise belirlilik şartını rahatlıkla karşılar. İşte bu tarihin ne kadar ileriye konulabileceği, bir diğer ifadeyle “kaç yıllık taahhüt” verilebileceği, bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Tahliye Taahhütnamesinin Geçerlilik Süresi ve Zamanaşımı
Tahliye taahhütnamesi bakımından kanunda “en fazla şu kadar yıl sonrası için düzenlenebilir” şeklinde bir üst sınır bulunmaz. Kiracı, teorik olarak kira ilişkisi sürdüğü sürece, yıllar sonrasına ilişkin bir tahliye tarihi belirleyebilir. Ancak belirlenen bu tarihten sonra TBK m. 352 uyarınca bir aylık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Kiraya veren, taahhüt edilen tahliye gününden itibaren bir ay içinde icra takibi başlatmaz veya dava açmazsa, artık o taahhüde dayanarak tahliye talep etme imkânını kaybeder. Bu nedenle, taahhüdün ne kadar yıl sonrasına yazılabileceğinden çok, o tarihin geldiğinde bir aylık süre içinde harekete geçilip geçilmeyeceği pratikte daha belirleyicidir.
Uygulamada önemli olan bir diğer hüküm, TBK m. 353’te düzenlenen yazılı bildirim yoluyla sürenin uzaması mekanizmasıdır. Kiraya veren, tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunursa, dava açma süresi bir kira yılı daha uzar. İcra takibi başlatılması da çoğu durumda yazılı bildirim niteliğinde kabul edilir. Ancak, tahliye tarihinden önce gönderilen bildirimler bu uzatma etkisini doğurmaz; dolayısıyla tahliye tarihiyle bildirim tarihi arasındaki sıralama titizlikle planlanmalıdır. Aksi durumda, taahhüt süresi dolduğu hâlde yanlış tarihli bildirim nedeniyle hak düşürücü süre kaçırılabilir.
“Kaç yıllık yapılabilir?” sorusuna zamanaşımı açısından bakıldığında, taahhütnamenin üzerinde yazan tarih ne olursa olsun, önemli olan o tarihten sonra işletilecek hak düşürücü sürenin ve devamındaki 6 aylık–1 yıllık sürelerin doğru kullanılmasıdır. Taahhüt çok ileri bir tarihe yazılırsa, kiracının o tarihteki ekonomik ve ailevi şartlarının radikal biçimde değişmiş olma ihtimali artar ve bu da baskı, hile veya irade sakatlığı iddialarını kuvvetlendirebilir. Bu yüzden, hukuken mümkündür ama pratikte çok ileri tarihlere taahhüt alınması, ileride daha yoğun uyuşmazlık riskini beraberinde getirir.
Tahliye Taahhütnamesi ile Tahliye Süreci
Geçerli bir tahliye taahhütnamesi varsa ve taahhüt edilen tarih gelmişse, kiracının kiralananı bu tarihte boşaltması beklenir. Boşaltmaması hâlinde, kiraya veren iki yoldan birini seçebilir: icra takibiyle tahliye veya tahliye davası. İcra takibi yolunda, kiraya veren tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili icra dairesine başvurur, taahhütnamenin aslını veya onaylı örneğini sunar ve tahliye emri düzenlenmesini ister. İcra dairesi, kiracıya 15 günlük tahliye süresi veren bir tahliye emri gönderir; kiracı bu emre 7 gün içinde itiraz edebilir. İtiraz edilmezse, süre sonunda zorla tahliye gündeme gelir.
İtiraz hâlinde, kiraya veren 6 ay içinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını, 1 yıl içinde ise sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açarak itirazın iptalini isteyebilir. Doğrudan tahliye davası yolunun tercih edilmesi hâlinde de, kiraya veren taahhüt tarihinden itibaren bir ay içinde sulh hukuk mahkemesinde dava açmak zorundadır. 1 Eylül 2023’ten sonra açılan kiracı tahliye davalarında ise arabuluculuk dava şartı hâline gelmiş, dolayısıyla tahliye davasından önce arabulucuya başvuru zorunlu olmuştur. Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa mahkemeye gerek kalmadan süreç tamamlanabilir; anlaşma sağlanamazsa tutanakla tespit edilip dava açılabilir.
Sürelerin daha net görülebilmesi için temel aşamaları basit bir tabloyla özetleyebiliriz:
| İşlem | Süre |
|---|---|
| Taahhüt tarihinden itibaren icra/dava yoluna başvurma | 1 ay (hak düşürücü süre) |
| Tahliye emrine kiracının itiraz süresi | 7 gün |
| Tahliye emrine rağmen taşınmazı boşaltma süresi | 15 gün |
| İtirazın kaldırılması talebi için süre | 6 ay |
| İtirazın iptali ve tahliye davası açma süresi | 1 yıl |
Bu tabloda yer alan sürelerin her biri, tahliye taahhütnamesinin fiilen işe yarayıp yaramayacağını belirler. Kaç yıllık taahhüt alındığından bağımsız olarak, özellikle tahliye tarihinden sonraki bir aylık hak düşürücü süre kaçırılırsa, kiraya verenin elindeki belge, pratikte tahliye amacıyla kullanılamaz. Bu nedenle, uzun vadeli taahhütlere güvenmek yerine, süreci doğru yönetmek ve süreleri kaçırmamak çok daha önemlidir.
Tahliye Taahhütnamesine İtiraz
Kiracının eline tahliye emri ulaştığında veya tahliye davası açıldığında, tahliye taahhütnamesine itiraz edebilmesi mümkündür. İtiraz, icra takibi aşamasında 7 günlük süre içinde icra dairesine verilecek bir dilekçeyle yapılır ve bu dilekçe, takip işlemlerini durdurur. Kiracı bu itirazında, taahhütnamenin geçerlilik şartlarını taşımadığını, kira sözleşmesiyle aynı anda imzalandığını, kiralanan teslim edilmeden alındığını, imzanın kendisine ait olmadığını, aile konutu olduğunu veya tahliye tarihinin sonradan doldurulduğunu ileri sürebilir. Noter huzurunda düzenlenen taahhütnamelerde imzanın inkâr edilmesi daha güçtür; ancak yine de irade sakatlığı iddiaları gündeme getirilebilir.
Dava aşamasında ise, kiracı savunmasında aynı itirazları mahkeme önünde ileri sürer. Özellikle “süre”ye ilişkin itirazlar, tahliye taahhütnamesinin kaç yıllık olduğundan bağımsız şekilde önemlidir. Örneğin, kiraya verenin taahhüt tarihinden itibaren bir aylık süreyi geçirdikten sonra icraya başvurması hâlinde, kiracı bu süreye dayanarak davanın reddini veya takibin iptalini isteyebilir. Keza kiracı, baskı altında imzaladığını, tahliye taahhüdünün kira artışı için tehdit unsuru olarak kullanıldığını, boş imzalı kağıdın sonradan doldurulduğunu yazılı delillerle ispatlayabilirse, mahkeme taahhüdü geçersiz sayabilir.
İmza inkârı hâlinde, çoğu durumda dosya imza incelemesi için bilirkişiye gönderilir ve bu da tahliye sürecini uzatır. Kiracının tamamen haksız yere imzayı inkâr etmesi durumunda, İcra ve İflas Kanunu gereğince “imza inkâr tazminatı” ile de karşılaşabileceği unutulmamalıdır. Bu bakımdan, kiracının da “ne olursa olsun itiraz edeyim” yaklaşımı yerine, gerçekten hukuki dayanağı olan itiraz sebeplerini öne sürmesi kendi yararına olacaktır.
Tahliye Taahhütnamesi Nasıl Geçersiz Olur?
Bir tahliye taahhütnamesinin geçersiz sayılması, çoğu zaman metnin üzerinde yazan tahliye tarihinin kaç yıl sonrası olduğundan çok, nasıl ve ne zaman imzalandığı ile ilgilidir. En sık görülen geçersizlik sebeplerinin başında, taahhütnamenin kira sözleşmesiyle aynı tarihte veya kiralanan henüz teslim edilmeden alınması gelir. Yargıtay, bu tür durumlarda kiracının kira ilişkisine girebilmek için baskı altında olduğu varsayımından hareketle taahhüdü tartışmaya açık kabul eder. Bir diğer yaygın sebep, belgenin üzerinde hiç tahliye tarihi bulunmaması veya tarihin muğlak şekilde yazılmasıdır; bu durumda TBK 352 anlamında “belirli bir tarih”ten söz etmek mümkün olmaz.
İrade sakatlığı (hata, hile, tehdit) hâllerinde de tahliye taahhütnamesinin iptali mümkündür. Kiracı, TBK m. 39 gereğince, baskının veya aldatmanın sona ermesinden itibaren bir yıl içinde karşı tarafa bildirimde bulunarak taahhüde bağlı olmadığını ileri sürebilir ve iptal davası açabilir. Uygulamada, “boş kağıda imza attım, tarih sonradan dolduruldu” iddiası da sıkça görülür. Bu durumda, genel kural, imza atan kişinin metni okumuş ve içeriğini kabul etmiş sayılmasıdır; tarih sonradan doldurulduysa, bunun yazılı delillerle ispatı kiracıya düşer. Aksi hâlde boş imzalı taahhüdün de geçerli olduğu yönünde kararlar verilebilmektedir.
Aile konutlarında, diğer eşin rızası, geçerlilik tartışmasının ayrı bir boyutunu oluşturur. Kira sözleşmesi kiracı sıfatıyla sadece bir eş adına yapılmış olsa bile, diğer eş, aile mahkemesinde aile konutu tespiti yaptırarak ve gerekli ihtarları göndererek tahliye taahhüdüne karşı korunma talep edebilir. Birden çok kiracı varsa, tüm kiracıların imzasının alınmamış olması da geçersizlik sebebi sayılabilir. Bu nedenle, uzun yıllar sonrasına tahliye taahhüdü alınsa dahi, geçerlilik her zaman bu teknik şartlara bağlıdır ve bu şartlar sağlanmadığında belgenin pratik değeri kalmaz.
Tahliye Taahhütnamesinde Eşin İmzası Olmaması
Özellikle konut kiralarında, aile konutu niteliği nedeniyle “tahliye taahhütnamesinde eşin imzası olmak zorunda mı?” sorusu sıkça gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu m. 352, eşin imzasına ilişkin özel bir hüküm içermez; dolayısıyla, kira sözleşmesinde kiracı sıfatı tek eşteyse, taahhütnamenin de sadece bu eş tarafından imzalanması teknik olarak mümkündür. Ancak Türk Medeni Kanunu m. 194 uyarınca aile konutu üzerindeki tasarruflarda diğer eşin rızası aranır ve Yargıtay, tahliye taahhütnamesini çoğu zaman kira sözleşmesini sona erdirme yönünde bir irade beyanı olarak değerlendirir. Bu nedenle, aile konutuna ilişkin taahhütlerde diğer eşin durumu mutlaka dikkate alınmalıdır.
Uygulamada, tek eş imzalı tahliye taahhütnameleri tamamen geçersiz sayılmamakta, ancak diğer eşin açacağı davalar ve ihtarlarla etkisiz hâle gelebilmektedir. Örneğin, diğer eş, kiralananın aile konutu olduğunun tespiti için aile mahkemesine başvurabilir, ayrıca kiraya verene noter ihtarı göndererek tahliye taahhüdüne rıza göstermediğini bildirebilir. Bu durumda, tahliye sürecinde mahkemeler aile konutu korumasını gözeterek söz konusu taahhüdü kira ilişkisini sona erdirmeye yeterli görmeyebilir. Dolayısıyla, uzun vadeli, “5 yıl sonra tahliye edeceğim” gibi ileri tarihli taahhütlerde aile dinamiği ve konutun niteliği ne kadar değişkense, o taahhüdün ileride tartışma konusu olma ihtimali de o kadar yüksektir.
Ev sahipleri açısından en güvenli yol, ailelere kiraya verilirken her iki eşin de hem kira sözleşmesini hem de tahliye taahhütnamesini birlikte imzalamasını sağlamak ve mümkünse noterde düzenleme yolunu tercih etmektir. Kiracılar açısından ise, eşten habersiz ve aile konutuna ilişkin tek taraflı taahhütlere imza atılmaması, ileride doğabilecek ciddi uyuşmazlıkların önüne geçer. Bu çerçevede, “kaç yıllık taahhüt verilebilir?” sorusundan önce, “bu taahhüdü kimler ve hangi koşullarda imzalıyor?” sorusu cevaplanmalıdır.
Sıkça Yapılan Hatalar ve Stratejik Öneriler
Tahliye taahhütnamesi hazırlanırken yapılan hataların önemli bir kısmı, kanunda herhangi bir “yıl sınırı” olmadığı için belgenin istenildiği kadar ileri tarihe bağlanabileceği düşüncesinden kaynaklanır. Ev sahipleri, kiracıyı uzun süreli güvence altına aldıklarını sanarak 5–10 yıl sonrasına tahliye tarihi yazdırabilir; kiracılar da kira ilişkisini kaybetmemek için bu tür belgeleri okumadan imzalayabilir. Oysa bu tür aşırı uzun vadeli taahhütler, ileride aile konutu, ekonomik kriz, iş kaybı gibi sebeplerle baskı ve irade sakatlığı iddiaları için zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, pratikte tavsiye edilen, taahhüdün makul bir tarih aralığına bağlanması ve kira dönemiyle uyumlu şekilde planlanmasıdır.
En sık görülen teknik hatalar arasında; taahhütnamenin kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanması, kiralanan teslim edilmeden alınması, tahliye tarihinin boş bırakılması veya “sonradan doldururuz” anlayışıyla imza atılması, birden fazla kiracıdan sadece birinin imzasının alınması ve 1 aylık hak düşürücü sürenin kaçırılması yer alır. Bu hatalar yüzünden, elinde geçerli olduğunu düşündüğü taahhüt bulunan pek çok kiraya veren, icra dairesi veya mahkeme önünde hiç beklemediği ret kararlarıyla karşılaşmaktadır. Kiracılar açısından ise, hiçbir hukuki itiraz sebebi olmadığı hâlde otomatik olarak her icra takibine itiraz etmek, süreci gereksiz yere uzattığı gibi, haksız çıkıldığında tazminat risklerini de artırır.
Stratejik açıdan hem kiracılar hem de kiraya verenler için en sağlıklı yaklaşım; taahhüdün mutlaka kiralanan teslim edildikten ve taraflar kira ilişkisini deneyimledikten sonra düzenlenmesi, tarihin açıkça yazılması, aile konutu durumunda her iki eşin imzasının alınması ve olabildiğince noter ortamında işlem yapılmasıdır. Ev sahipleri, tahliye tarihinin geldiği gün takvimi işaretleyip, bir aylık hak düşürücü süreyi beklemeden uzman bir avukattan destek alarak hangi yoldan ilerleyeceklerine karar vermelidir. Kiracılar ise, imza atarken “bu sadece formalite” sözlerine güvenmek yerine, belgenin ileride ne anlama gelebileceğini düşünerek hareket etmelidir.
İlginizi Çekebilir; Mersin Kira Avukatı
Sıkça Sorulan Sorular
Tahliye taahhütnamesi en fazla kaç yıllık yapılabilir?
Kanunda tahliye taahhütnamesi için “en fazla şu kadar yıl sonrası için düzenlenebilir” şeklinde bir üst sınır yoktur. Kiracı, kiralananı teslim aldıktan sonra, teorik olarak kira ilişkisi sürdüğü sürece yıllar sonrasına bir tahliye tarihi koyabilir. Ancak tahliye tarihinin geldiği anda kiraya verenin bir ay içinde icra takibi veya dava açması gerekir; bu süre kaçırılırsa taahhüde dayalı tahliye imkânı ortadan kalkar. Bu nedenle hukuken bir yıl sınırı olmamakla birlikte, pratikte makul ve öngörülebilir bir tarihin seçilmesi, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltır.
Beş yıl sonrasına tahliye taahhütnamesi vermek geçerli midir?
Beş yıl sonrasına tahliye tarihi içeren bir tahliye taahhütnamesi, diğer geçerlilik şartları sağlanıyorsa kural olarak mümkündür. Belgenin yazılı olması, kiralananın tesliminden sonra imzalanması, kiracı veya yetkili temsilcisi tarafından imzalanmış olması ve tahliye tarihinin açıkça yazılması gerekir. Ancak bu kadar uzun vadeli bir taahhüt, kiracının ileride hile, baskı veya irade sakatlığı iddialarıyla belgeyi tartışmaya açma riskini artırabilir. Bu sebeple, tarafların ekonomik ve ailevi koşullarını da dikkate alarak, süreyi makul tutması ve imza öncesinde hukuki danışmanlık alması daha güvenli olacaktır.
Tahliye taahhütnamesinin süresi dolduktan sonra hâlâ kullanılabilir mi?
Burada önemli olan taahhütnamenin üzerinde yazan tahliye tarihinin kendisi değil, o tarihten sonra işletilen hak düşürücü süredir. Kiraya veren, tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibi başlatmaz veya tahliye davası açmazsa, artık bu taahhüde dayanarak tahliye talep edemez. TBK m. 353 uyarınca, bu bir aylık süre içinde kiracıya yazılı bildirim gönderilirse, dava açma süresi bir kira yılı uzayabilir; ancak tahliye tarihinden önce yapılan bildirimler bu etkiyi doğurmaz. Dolayısıyla, taahhütnamenin süresi dolmuş olsa bile, bir aylık süre doğru kullanılmışsa hâlen hukuki sonuç doğurabilir; aksi hâlde sadece kâğıt üzerinde kalır.
Aile konutu için tek eş imzasıyla uzun vadeli tahliye taahhütnamesi geçerli olur mu?
Aile konutu niteliğindeki bir taşınmazda sadece bir eşin tek başına tahliye taahhütnamesi imzalaması, otomatik olarak belgenin tamamen geçersiz olduğu anlamına gelmez; ancak diğer eşe önemli itiraz imkânları tanır. Diğer eş, aile mahkemesinde aile konutu tespiti yaptırarak ve kiraya verene noter ihtarı göndererek bu taahhüde rıza göstermediğini ortaya koyabilir. Mahkemeler, aile konutu korumasını gözeterek böyle bir taahhüdün kira ilişkisini sona erdirmeye yeterli olup olmadığını somut olayın şartlarına göre değerlendirir. Bu nedenle, uzun vadeli taahhütlerde her iki eşin imzasının alınması, ileride çıkabilecek davaların önüne geçmek açısından en güvenli yöntemdir.