Kira Gecikirse Ne Olur?

Konut veya işyeri kiralarında en çok merak edilen sorulardan biri “kira gecikirse ne olur?” sorusudur. Kiracının kira bedelini zamanında ödememesi, sadece basit bir gecikme değil; temerrüt (borcun vadesinde ödenmemesi) ve tahliye gibi ciddi sonuçlar doğurabilen bir hukuki süreçtir. Bu süreçte öncelikle geçerli bir kira sözleşmesi olup olmadığına, kira bedelinin hangi tarihte ödeneceğinin sözleşmede nasıl kararlaştırıldığına ve gecikmenin ne kadar sürdüğüne bakılır. Türk Borçlar Kanunu, özellikle konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıyı da koruyan ama kiraya verenin alacağını ve tahliye hakkını da güvence altına alan ayrıntılı kurallar içerir. Aşağıda, kira gecikirse ne olur sorusunun cevabını; sözleşme yapısından vadeye, temerrüt şartlarından tahliye yollarına kadar adım adım ele alacağız.

Kiracı Kirayı Geciktirebilir mi?

Hukuken kiracının “kirayı geciktirme hakkı” yoktur. Kiracı, taraflar arasında kararlaştırılan vadeye uygun şekilde kira bedelini ödeme borcu altındadır. Gecikmenin “normal” veya “makul” sayılması, kanunda tanınmış bir serbestlik değil; en fazla uygulamada bazı ayarlamaların yapılmasıdır. Temel kural, kira sözleşmesinde yazan vadeye uyulmasıdır. Kiracı bu vadeye uymazsa, hukuken gecikmiş ödeme ve çoğu durumda temerrüt gündeme gelir.

Bununla birlikte, pratikte birçok kiraya veren tek seferlik kısa gecikmeleri dava ve icra konusu yapmayabilir. Ancak kiracı, aynı kira yılı içinde kira bedellerini sık sık geç öder ve bu gecikmeler yazılı ihtara konu edilirse, bu durum ileride iki haklı ihtar sebebiyle tahliye davasına dayanak yapılabilir. Bu nedenle kiracı “nasıl olsa her ay birkaç gün geciktirebilirim” düşüncesine güvenmemelidir. Kiraya veren de gecikmeleri belgelendirmeden, ihtar göndermeden sadece sözlü uyarıyla yetinirse, ileride tahliye talebini ispat etmekte zorlanabilir. Dolayısıyla kira gecikmesi, tarafların dikkatle yönetmesi gereken bir risk alanıdır.

İlk Olarak Taraflar Arasında Bir Kira Sözleşmesi Yapılmış Mıdır?

“Kira gecikirse ne olur?” sorusunun ilk hukuki kontrol noktası, taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesi bulunup bulunmadığıdır. Çünkü kira borcunun varlığından, vadesinden ve tutarından söz edebilmek için ortada bir kira ilişkisinin olması gerekir. Yazılı bir sözleşme varsa iş çok daha net ilerler; başlangıç tarihi, kira bedeli, ödeme zamanı gibi hususlar kağıt üzerinde görülebilir. Yazılı sözleşme yoksa da kira ilişkisi tamamen geçersiz sayılmaz; fiili kullanım ve taraf iradesiyle kurulmuş sözlü kira sözleşmesi mevcut olabilir.

Eğer kira ilişkisi yoksa, yani kişi taşınmazda herhangi bir kira anlaşmasına dayanmadan oturuyorsa, bu durumda artık kira gecikmesinden değil, haksız işgalden söz edilir ve kiraya veren ecrimisil (haksız işgal tazminatı) talep eder. Bu ayrım önemlidir; çünkü tahliye sebepleri, uygulanacak kanun hükümleri ve talep edilebilecek alacak kalemleri kira ilişkisinde farklı, haksız işgalde farklıdır. Bu nedenle, bir uyuşmazlıkta ilk yapılması gereken şey, “gerçekten bir kira sözleşmesi var mı, varsa ne zaman ve hangi şartlarla kuruldu?” sorusuna net bir cevap vermektir.

Kira Sözleşmesi Yazılı Mıdır? Sözlü Müdür?

Türk Borçlar Kanunu’na göre kira sözleşmesinin geçerli olabilmesi için mutlaka yazılı yapılması zorunlu değildir; sözlü kira sözleşmesi de geçerlidir. Ancak ispat hukuku açısından yazılı sözleşme neredeyse hayati önemdedir. Yazılı sözleşme olduğunda, kira bedeli, ödeme günü, depozito, kullanım amacı gibi pek çok detay rahatlıkla ortaya konabilir. Mahkeme veya icra dosyasında, uyuşmazlığın çözümünde bu hükümler doğrudan esas alınır.

Sözleşme sadece sözlü ise, kira bedelinin ne kadar olduğu ve ne zaman ödeneceği çoğu zaman banka dekontları, mesaj kayıtları, tanık beyanları ve yerel adet gibi dolaylı delillerle ispat edilmeye çalışılır. Bu da süreci uzatır ve belirsizlik yaratır. Kiracı açısından bakıldığında, düzenli ödeme yaptığını kanıtlamak için banka havalesi, açıklama kısmına “X aylık kira bedeli” yazılması veya imzalı makbuz alınması büyük önem taşır. Kiraya veren için de tahliye veya alacak davasında güçlü bir pozisyon için yazılı sözleşme en güvenli yoldur. Bu yüzden, tarafların “nasıl olsa anlaşırız” diyerek sözleşmeyi yazılı hale getirmemesi, ileride kira gecikmesi ve tahliye davalarında ciddi sorunlara yol açabilir.

Taraflar Arasındaki Kira Sözleşmesinde Kira Bedelinin Ödeneceği Zamana İlişkin Bir Madde Var Mıdır?

Kira gecikmesinin değerlendirilmesinde en kritik noktalardan biri, sözleşmede kira bedelinin ödeneceği zamanın açıkça yazılı olup olmadığıdır. Örneğin sözleşmede “kira bedeli her ayın 1–5’i arasında ödenecektir” ya da “her ayın 25’inde peşin ödenecektir” gibi bir hüküm varsa, kiracı bu vadeye uymakla yükümlüdür. Bu tür hükümlerde, belirtilen aralık içerisinde yapılan ödeme gecikmiş sayılmaz; örneğin 1–5 arası denmişse, 5’inin gecesi saat 23:59’da yapılan ödeme bile vade içinde kabul edilir.

Sözleşmede vade hükmü varsa ve kiracı, bu tarihten sonra ödeme yaparsa artık kira bedeli muaccel (vadesi gelmiş ve istenebilir) hale gelmiş olur ve kiracı temerrüde düşer. Bu durumda kiraya veren, konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK m.315 uyarınca yazılı ihtarla en az 30 günlük süre vererek borcun ödenmesini isteyebilir. Kiracı, bu süre içinde ödeme yapmazsa tahliye talepli icra takibi veya temerrüde dayalı tahliye davası gündeme gelir. Dolayısıyla sözleşmeye yazılan tek bir madde, “kira gecikirse ne olur?” sorusunun cevabını doğrudan şekillendirir.

Kira Bedelinin Ne Zaman Ödeneceği İle İlgili Kira Sözleşmesinde Herhangi Bir Hüküm Yoksa Kira Ne Zamana Kadar Ödenebilir?

Bazı kira sözleşmelerinde kira bedelinin hangi gün ödeneceğine ilişkin hiçbir hüküm bulunmaz. Bu durumda devreye Türk Borçlar Kanunu’nun 314. maddesi girer. İlgili hükme göre, aksine sözleşme veya yerel adet yoksa kiracı, kira bedelini ve yan giderleri her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür. Örneğin 01.01.2025 başlangıç tarihli, aylık kira ödemeli bir sözleşmede, özel bir vade kararlaştırılmamışsa, kiracı en geç 01.02.2025 tarihine kadar ilk ayın kirasını ödemek zorundadır.

Bu durumda, kiracının temerrüde düşmesi için kiraya verenin yazılı ihtar göndermesi gerekir. Yani vadesi kanundan doğan bir borç söz konusu olduğunda, tek başına gecikme yetmez; kiraya veren kiracıya borcunu ödemesi için süre tanıyan ve ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğini belirten bir ihtar göndermelidir. İhtarın usulüne uygun tebliği ile kiracının temerrüdü netleşir ve kiraya veren tahliye ve alacak haklarını kullanabilir. Bu nedenle vade hükmü olmayan sözleşmelerde “kira gecikmesi” değerlendirilirken önce TBK m.314, sonra da ihtar süreci dikkate alınır.

Taraflarca Kira Bedelinin Ayın Başında Peşin Olarak Ödeneceği Kararlaştırılmışsa Bu Halde Kira En Geç Ne Zaman Ödenebilir?

Kira sözleşmelerinde sıkça kullanılan ifadelerden biri de “kira bedeli her ayın başında peşin ödenecektir” ya da “aylık peşin kira” şeklindeki hükümlerdir. İlk bakışta bunun sadece “ayın birinci günü” anlamına geldiği düşünülebilir; ancak Yargıtay uygulaması kiracı lehine yorum yapar. Yüksek mahkeme, “ayın başı” veya “aylık peşin” ifadelerinden, kiranın en geç ayın ilk üç günü içinde ödenmesi gerektiğini kabul etmektedir.

Bu çerçevede, sözleşmede “aylık peşin” denmişse ve kiracı kirasını ayın 3. günü akşamına kadar bankaya yatırmışsa, yargı içtihatlarına göre bu ödeme gecikmiş sayılmaz. Ayın 4’ünden itibaren yapılan ödemeler ise gecikmiş ve temerrüt faizi ile tahliye süreçlerine konu olabilecek nitelikte kabul edilir. Somut bir uyuşmazlıkta, ihtara konu edilen aylardan bazılarının henüz muaccel olmadığı halde ihtar kapsamına alınması, Yargıtay tarafından “geçersiz ihtar” olarak değerlendirilebilmekte ve iki haklı ihtar şartının oluşmadığı yönünde karar verilebilmektedir. Bu nedenle kiraya verenlerin, ihtiyaç duydukları tahliye hakkını kaybetmemek için, “ay başı” ibareli sözleşmelerde muacceliyet tarihini doğru hesaplaması gerekir.

Kira Bedelinin 3 Aylık veya Yıllık Olarak Ödeneceği Kararlaştırıldığında Kira En Geç Ne Zaman Ödenebilir?

Sözleşme serbestisi gereği taraflar, kira bedelinin her ay değil, üç aylık veya yıllık periyotlarla ödenmesini de kararlaştırabilir. Özellikle üç ayda bir maaş alan kiracılar veya ticari kiralamalarda, kira bedelinin üç aylık dönemler halinde ödenmesi sıkça görülen bir uygulamadır. Yine bazı bölgelerde ev sahipleri, yıllık toplu kira ödemesi talep edebilmektedir. Bu tür düzenlemeler, kanunun emredici hükümlerine ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı sürece geçerlidir.

Burada önemli olan, sözleşmede periyodun ve vadenin açıkça yazılmasıdır. Örneğin “kira bedeli üç aylık dönemler halinde ve her dönemin başında” ya da “her takvim yılının başında yıllık peşin” gibi ifadeler kullanılabilir. Bu durumda, ilgili dönem için belirlenen vade tarihine kadar ödeme yapılmazsa kiracı temerrüde düşer. Yine konut ve çatılı işyeri kiralarında, tahliye için kiracıya yazılı ihtarla en az 30 günlük süre verilmesi zorunludur. Ayrıca yıllık ödemeli sözleşmelerde, iki haklı ihtar şartlarının oluşması çok daha sınırlı ihtimallerde mümkündür; zira TBK m.352/2’nin uygulanabilmesi için “aynı kira yılı içinde, ayrı aylara ait” iki haklı ihtar aranır. Bu nedenle üç aylık veya yıllık ödemeli sözleşmelerde tahliye stratejisi planlanırken bu teknik detay mutlaka dikkate alınmalıdır.

Kira Ödemeyen Kiracıyı Çıkarmak İçin Hukuki Yollar

Kira bedelini hiç ödemeyen veya sürekli geciktiren kiracıya karşı kiraya verenin birden fazla hukuki seçeneği vardır. Uygulamada en sık kullanılan yollar; temerrüde dayalı tahliye davası, tahliye talepli ilamsız icra takibi ve iki haklı ihtara dayalı tahliye davasıdır. Ayrıca geçerli bir tahliye taahhütnamesi varsa, kiraya veren doğrudan icra yoluyla tahliye talep edebilir. Her yolun teknik şartları ve süreleri farklıdır; yanlış strateji seçimi, yıllar sürebilecek uyuşmazlıkların önünü açabilir.

Genel çerçeveyi göstermek için bir özet tablo yapmak yararlı olacaktır:

YöntemTemel ŞartSonuç
Temerrüde dayalı tahliye davası (TBK m.315)Kira vadesinde ödenmemiş, kiracıya en az 30 gün süre veren ihtar gönderilmişSüre içinde ödeme yoksa fesih ve tahliye kararı
Tahliye talepli ilamsız icra (İİK m.269 vd.)Yazılı sözleşmeye veya kira ilişkisine dayanarak ödeme ve tahliye talebiİtiraz olmaz veya kaldırılırsa, icra yoluyla tahliye
İki haklı ihtara dayalı tahliye (TBK m.352/2)Aynı kira yılında farklı aylara ilişkin iki haklı ihtarKira yılı sonunda açılan davada tahliye
Tahliye taahhütnamesiKiracının yazılı ve tarihi belirli boşaltma taahhüdüBelirtilen tarihten sonra icra veya dava yoluyla tahliye

Kiraya veren, “kira gecikirse ne olur” sorusuna verilecek cevabı bu hukuki çerçeve içinde planlamalı; kiracı ise hangi işlemle karşı karşıya olduğunu bilerek hareket etmelidir.

Kira Borcunu Ödemeyen Kiracıya İhtarname Nasıl Gönderilir?

Kira borcunu süresinde ödemeyen kiracıya karşı atılacak ilk ciddi adım, çoğu durumda ihtarnamedir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK m.315 uyarınca, kiraya verenin sözleşmeyi feshedebilmesi ve tahliye davası açabilmesi için kiracıya yazılı olarak en az 30 günlük ödeme süresi vermesi gerekir. Bu ihtarın noter kanalıyla veya icra dairesi ödeme emriyle yapılması en güvenli yoldur. İhtarda; hangi döneme ait kira bedelinin ne kadar olduğu, hangi tarihe kadar ödenmesi gerektiği ve ödenmezse sözleşmenin feshedilip tahliye talep edileceği açıkça yazılmalıdır.

Uygulamada sık yapılan hata, ihtarın yanlış kişiye veya adrese tebliğ edilmesi ya da muaccel olmayan kira bedellerinin ihtar kapsamına alınmasıdır. Örneğin, henüz ödeme günü gelmemiş (muaccel olmayan) bir ayın kirasını ihtara eklemek, Yargıtay tarafından ihtarın geçersiz sayılmasına neden olabilir. Aynı kira ayının iki farklı ihtara konu edilmesi de iki haklı ihtar şartını bozar. Bu sebeple, kira gecikmesi durumunda ihtarname hazırlanırken hem kira dönemleri hem de vade tarihleri titizlikle kontrol edilmeli, tebligat adresi MERNİS ve sözleşme kayıtlarıyla uyumlu olmalıdır.

İki Haklı İhtarla Kiracıya Tahliye Davası Nasıl Açılır?

Kiranın sürekli geç ödenmesi veya hiç ödenmemesi halinde devreye sık giren yollardan biri de iki haklı ihtara dayalı tahliye davasıdır. TBK m.352/2’ye göre, bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde kira süresi boyunca, bir yıldan uzun süreli sözleşmelerde ise bir kira yılı içinde kiracı, kira bedelini ödemediği için iki kez haklı ihtara sebep olmuşsa, kiraya veren bu kira yılı sona erdikten sonra bir ay içinde tahliye davası açabilir.

Burada Yargıtay’ın çok hassas olduğu bazı kriterler vardır. İhtarların:

  • Aynı kira yılı içinde gönderilmiş olması,
  • Farklı aylara ait muaccel kira bedellerine dayanması,
  • Usulüne uygun şekilde kiracıya tebliğ edilmesi,
  • Aynı aya ait kira borcunun iki kez ihtara konu edilmemesi

şarttır. İhtar tebliğ edildikten sonra kiracının borcu ödemesi, ihtarın “haklı” olma niteliğini ortadan kaldırmaz; sadece borç kapatılmış olur. Ancak kiracının bu ödeme davranışı, mahkemenin takdirinde etkili olabilir. Buna karşılık, ihtar yanlış dönem borcuna dayanıyorsa veya henüz vadesi gelmemiş aylar ihtara eklenmişse, Yargıtay iki haklı ihtar şartının oluşmadığını kabul edip davanın reddine karar verebilir.

Kira Ödemeyen Kiracıya İcra Takibi Nasıl Başlatılır?

Kira gecikmesi veya hiç ödenmemesi halinde kiraya verenin başvurabileceği önemli yollardan biri de tahliye talepli ilamsız icra takibidir. İcra ve İflas Kanunu m.269 ve devamı maddelerine göre, kira sözleşmesine dayanarak icra dairesinden hem kira alacağının tahsilini hem de kiralananın tahliyesini aynı takipte isteyebilir. İcra dairesi kiracıya bir ödeme emri gönderir; bu emirde kiracıya 7 günlük itiraz süresi ve 30 günlük ödeme süresi tanınır.

Kiracı 7 gün içinde borca veya kira ilişkisine itiraz ederse takip durur; kiraya verenin icra mahkemesinde itirazın kaldırılması davası açması gerekir. İtiraz edilmez veya itiraz kaldırılır fakat 30 gün içinde ödeme yapılmazsa, kiraya veren tahliye talebinde bulunabilir ve icra hukuk mahkemesi kararıyla tahliye yoluna gidilir. Dikkat edilmesi gereken nokta, takip talebinde tahliye talebinin açıkça belirtilmesidir; aksi halde takip sadece alacak takibi olarak yürür ve kiralananın tahliyesi sağlanamaz. Bu yol, klasik tahliye davasına göre çoğu zaman daha hızlı sonuç verir; bu nedenle kira gecikmesi ve ödenmeme hallerinde uygulamada sıkça tercih edilir.

Kirayı Düzensiz Ödeyen Kiracının Durumu

Bazı kiracılar kiralarını tamamen ödememezlik yapmaz; ancak her ay farklı günlerde, zaman zaman da kısa gecikmelerle ödeme yaparlar. İlk bakışta bu durum “nasıl olsa eninde sonunda ödeniyor” diye önemsenmeyebilir. Oysa hukuken düzensiz ödeme de hem temerrüt faizi, hem iki haklı ihtar, hem de güven ilişkisini zedelemesi bakımından ciddi sonuçlar doğurur. Kiraya veren, her gecikmeyi yazılı ihtara konu ederek kayıt altına alırsa, aynı kira yılı içinde farklı aylara ait iki gecikme için haklı ihtar koşulları oluştuğunda tahliye davası açabilir.

Kiracı açısından bakıldığında, düzensiz ödeme hem maddi hem de hukuki risk taşır. Faiz, masraf, avukatlık ücreti gibi ek yükler doğabileceği gibi, düzenli ödeme yapmaması ileri sürülerek tahliye kararı verilebilir. Kiraya veren için de önemli olan, “ne olursa olsun dursun” anlayışıyla hareket etmemek, kiracıyla ilişkiyi bozmadan ama hukuki haklarını da kaybetmeden süreci yönetmektir. Kısacası kira gecikmesi süreklilik kazanıyorsa, tarafların bir an önce hukuki pozisyonlarını gözden geçirmesi gerekir.

Kiracı, Kira Borcunu Ödese Bile Çıkarılabilir mi?

Kira uyuşmazlıklarında sık sorulan sorulardan biri de, “Kiracı borcunu sonradan öderse yine de tahliye edilir mi?” sorusudur. Burada ayrım yapmak gerekir. TBK m.315’e dayalı temerrüde dayalı tahliye davasında, kiraya veren kiracıya 30 günlük süre veren ihtarı göndermeden önce ödeme yapılırsa tahliye sebebi oluşmaz. İhtar gönderildikten sonra ve tanınan süre içinde ödeme yapılırsa da kiraya verenin fesih hakkı düşer. Ancak kiracı bu sürede ödeme yapmaz, sonradan –örneğin dava açıldıktan sonra– borcunu tamamen kapatırsa, bu durum tahliye sebebini ortadan kaldırmaz; sadece borç baskısını hafifletir.

İki haklı ihtara dayalı tahliye davasında ise durum daha farklıdır. Burada önemli olan, kiracının aynı kira yılı içinde iki kez haklı ihtara neden olmasıdır. İhtar tebliğ edildikten sonra borcun ödenmesi, ihtarın “haklı” niteliğini ortadan kaldırmaz. Yargıtay içtihatlarında, iki haklı ihtar şartı oluşmuşsa, kiracının sonradan ödeme yapmasına rağmen tahliye kararına engel olmadığı yönünde kararlar bulunmaktadır. Özetle, kira gecikmesi bazı durumlarda borç ödense bile kiracının taşınmazı kaybetmesine yol açabilir.

Kiracı Kirayı Elden Ödüyorsa ve İspat Edemezse Ne Olur?

Türkiye’de halen pek çok kira ilişkisi elden ödeme ile yürütülmektedir. Kiracı her ay nakit ödeme yaptığını, kiraya veren ise kiranın ödenmediğini iddia edebilir. Böyle durumlarda sorun, ödemenin yapılıp yapılmadığının nasıl ispatlanacağıdır. Elden ödeme yapılıyorsa mutlaka kiraya verenden imzalı bir makbuz alınmalı veya en azından ödemenin yapıldığını gösteren yazılı bir belge (mesaj, senet, teslim tutanağı vb.) oluşturulmalıdır. Aksi halde kiracı, icra takibi veya davada “ben ödedim” dese bile bunu ispatlayamadığında, mahkeme kira borcunun ödenmediği sonucuna varabilir.

İspat külfeti kural olarak borcunu ifa ettiğini iddia eden tarafa aittir. Dolayısıyla kiracı, “kira gecikirse ne olur” sorusunun ötesinde, “kira ödemesine rağmen ispat edemezse ne olur” sorusunu da düşünmelidir. Banka havalesi ile ödeme yapmak, açıklama kısmına ilgili ayın kira bedelini yazmak, elden ödeme zorunluysa imzalı makbuz almak, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları büyük ölçüde engeller. Aksi halde, kiracı hem haksız yere borçlu çıkabilir hem de tahliye riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Kiraya Verenin Elinde Yazılı Kira Sözleşmesi Yoksa Ne Yapılır?

Kiraya verenin elinde yazılı kira sözleşmesi bulunmaması, kira ilişkisinin tamamen yok sayılacağı anlamına gelmez; ancak tahliye ve alacak süreçlerini daha zor hale getirir. Bu durumda kiraya veren, kira ilişkisinin varlığını ve koşullarını banka dekontları, kiracının ikametgah kayıtları, mesajlaşmalar, tanık beyanları ve varsa önceki yıllara ait makbuzlarla ispatlamaya çalışır. Mahkeme, tüm delilleri değerlendirerek kira ilişkisinin varlığına ve koşullarına dair bir kanaate varır.

Yazılı sözleşme olmadığında, kira bedelinin ne kadar olduğu ve ne zaman ödenmesi gerektiği konusunda TBK m.314 ve yerel adet hükümleri öne çıkar. Kiraya veren, kira gecikmesini gerekçe göstererek ihtar gönderip temerrüt şartlarını oluşturabilir ve tahliye davası veya icra takibi başlatabilir. Ancak ispat yükünün ağırlaşması ve karşı tarafın itirazlarının kolaylaşması sebebiyle süreç daha riskli hale gelir. Bu nedenle hem kiraya veren hem kiracı, ileride “kira gecikirse ne olur?” sorusunu yargılama salonunda tartışmak zorunda kalmamak için, kira ilişkisini mutlaka yazılı ve açık hükümlerle kurmalıdır.

İlginizi Çekebilir; Mersin Kira Avukatı

SSS – Kira Gecikirse Ne Olur?

Kira 1 ay gecikirse ne olur?

Kira sözleşmesinde açık bir vade belirlenmişse, bu vadeden sonra yapılan ödeme hukuken gecikmiş sayılır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, TBK m.315’e göre kiracıya yazılı ihtar göndererek en az 30 günlük ödeme süresi tanımak zorundadır. Bu süre içinde ödeme yapılırsa fesih ve tahliye hakkı düşer; ancak gecikme faizi, masraf ve avukatlık ücreti talep edilebilir. Süre içinde ödeme yapılmazsa kiraya veren temerrüde dayalı tahliye davası açabilir veya tahliye talepli icra takibi başlatabilir.

Kira yasal olarak kaç gün gecikebilir?

Kanunda “kira şu kadar gün gecikebilir” şeklinde sabit bir süre yoktur. Esas olan, sözleşmede kararlaştırılan vadeye uygun ödemedir. “Aylık peşin” veya “ayın başında” ifadeleri kullanılmışsa Yargıtay içtihatları kiranın en geç ayın üçüncü gününe kadar ödenebileceğini kabul eder. Bu tarihten sonrası gecikme olarak değerlendirilir. Ancak tahliye için mutlaka yazılı ihtar ve 30 günlük süre şartı aranır. Bu nedenle gecikmenin ne kadar tolere edileceği, sözleşme hükümleri ve kiraya verenin izlediği hukuki yola göre değişir.

İki haklı ihtar ne demektir?

İki haklı ihtar, aynı kira yılı içinde farklı aylara ait kira bedellerinin süresinde ödenmemesi nedeniyle kiraya verenin kiracıya iki kez usulüne uygun yazılı ihtar göndermesi anlamına gelir. TBK m.352/2’ye göre bu şartlar oluşursa, kiraya veren kira yılı sonunda bir ay içinde tahliye davası açabilir. İhtarların haklı sayılması için muaccel kira borcuna dayanması, usulüne uygun tebliğ edilmesi ve aynı aya ait kira borcunun ikinci kez ihtara konu edilmemiş olması gerekir.

Kirayı elden ödüyorum, makbuz almıyorum; ne olur?

Elden ödeme, tek başına hukuken geçersiz değildir; ancak ispat açısından ciddi risk taşır. İleride kiraya veren kiranın ödenmediğini iddia ederse, borcunu ödediğini ispat yükü kiracıya aittir. Elden ödemelerde imzalı makbuz alınmaması, banka dekontu gibi bir kayıt bulunmaması, kiracının davada zor duruma düşmesine neden olabilir. Bu durumda mahkeme kira borcunun ödenmediği kanaatine varabilir ve hem alacağa hem tahliyeye karar verebilir. Bu yüzden mümkün olduğunca banka yoluyla ödeme yapmak veya mutlaka imzalı makbuz almak en güvenli yöntemdir.

Yorum yapın

Hemen Ara