İşten Çıkarılan İşçinin Kıdem Tazminatı Ne Zaman Ödenir?

İş sözleşmesi feshedilen pek çok kişi, ilk anda “İşten çıkarılan işçinin kıdem tazminatı ne zaman ödenir?” sorusuna cevap arar. Çünkü fesih anı, yalnızca işini kaybettiği gün değil, aynı zamanda yıllar içinde biriken haklarının da tasfiye edildiği kritik bir tarihtir. Kıdem tazminatının doğduğu tarih, ödeme zamanı, gecikme halinde faiz ve dava hakkı gibi konular, İş Kanunu, Yargıtay içtihatları ve İŞKUR işten çıkış kodları birlikte değerlendirilerek cevaplanır. Uygulamada bazı işverenler kıdem tazminatını taksitlendirmeye çalışırken, bazıları hiç ödeme yapmamakta veya eksik ödeme yoluna gidebilmektedir. Bu nedenle, işten çıkarılan işçinin hangi hallerde kıdem tazminatına hak kazandığını, bu tazminatın hangi anda “muaccel” hâle geldiğini ve en geç hangi süre içinde ödenmesi gerektiğini bilmesi, hak kaybını önlemek açısından hayati önem taşır. Aşağıda, hem işten çıkarılan işçinin genel haklarını hem de kıdem tazminatının ödeme zamanına ilişkin temel ilkeleri sistematik biçimde ele alacağız.

İşten Çıkarılan İşçinin Hakları

İş sözleşmesi feshedilen bir çalışan için ilk adım, fesih sebebinin ve işten çıkış kodunun ne olduğunun tespitidir. Çünkü kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai alacağı ve iş arama izni gibi hakların varlığı ve kapsamı doğrudan bu sebeplere bağlıdır. İŞKUR tarafından kullanılan işten çıkış kodları, iş sözleşmesinin hangi nedenle sona erdiğini gösterir ve kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığının tespitinde önemli bir işaret niteliğindedir. Örneğin, işverenin geçerli veya haklı sebep göstermeden belirsiz süreli sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi halinde, şartlar oluşmuşsa işçi kıdem ve ihbar tazminatı talep edebilir. Buna karşılık, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık (4857/25-II) gibi fesih hallerinde işveren, çoğu durumda kıdem tazminatı ödemekten kurtulmayı hedefler; ancak bu kodun gerçeğe uygun olup olmadığı her somut olayda ayrıca incelenir.

İşten çıkarılan işçi, fesih bildiriminin yazılı olmasını, fesih sebebinin açıkça belirtilmesini ve kullanılmamış yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacakları, fazla mesai ücretleri gibi işçilik alacaklarının da tasfiye edilmesini isteyebilir. Kanuna göre işveren, bildirim sürelerine uymadan fesih yapmışsa, ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür. Ayrıca işten çıkarılan işçi, 4857 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca ihbar süresi içinde yeni iş arama izni kullanma hakkına sahiptir; bu süre, iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapılmadan tanınmalıdır. İşveren bu izni vermiyorsa, işçiye ayrıca ücret ve zamlı ödeme sorumluluğu doğar. Tüm bu hakların merkezinde ise kıdem tazminatı yer alır; zira uzun yıllar çalışan bir işçi açısından en yüksek tutarlı alacak genellikle kıdem tazminatıdır. Dolayısıyla “İşten çıkarılan işçinin kıdem tazminatı ne zaman ödenir?” sorusu, bu haklar bütününün tam ve zamanında kullanılıp kullanılmadığının da göstergesidir.

Kıdem Tazminatı Nedir?

Kıdem tazminatı, işçinin aynı işverene bağlı olarak belirli bir süre çalıştıktan sonra, kanunda öngörülen nedenlerle iş sözleşmesinin sona ermesi halinde ödenen, işçinin emeğinin ve sadakatinin karşılığı niteliğinde bir tazminattır. İşçinin işini kaybettiği anda, geçmişteki hizmet süresine göre belirlenen bir güvence mekanizmasıdır. İşveren tarafından haklı neden olmaksızın fesih, işçinin kanunda sayılan haklı nedenlerle feshi, emeklilik, askerlik, kadın işçinin evlilik nedeniyle bir yıl içinde istifası veya işçinin ölümü gibi hallerde kıdem tazminatına hak kazanılması mümkündür. Buna karşılık, işçinin haklı sebep olmadan istifa etmesi ya da işverenin gerçekten 4857/25-II kapsamında ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle fesih yapması durumunda kıdem tazminatı hakkı doğmayabilir.

Hukuki açıdan önemli nokta, kıdem tazminatının fesih anında muaccel hale gelmesidir. Yani iş sözleşmesi, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdiği anda, bu alacak hukuken doğmuş olur ve işverenin ödeme yükümlülüğü başlar. Yargıtay, kıdem tazminatı faizinin başlangıç tarihi olarak da kural olarak fesih tarihini esas alır. Bu nedenle “ne zaman ödenir?” sorusunun teknik cevabı, “Fesih tarihinde ve derhal” şeklinde özetlenebilir. Uygulamada işverenler mali gerekçelerle ödeme tarihini ileriye çekmek isteyebilse de, bu durum kıdem tazminatının niteliğini değiştirmez; yalnızca işverenin gecikme faizi ve olası dava giderleriyle karşılaşmasına yol açar. Bu bağlamda kıdem tazminatı, işten çıkarma sürecinin sonuna bırakılan belirsiz bir jest değil, fesih anında doğan ve ödenmesi zorunlu bir borçtur.

Kıdem Tazminatı Alma Şartları Nelerdir?

Kıdem tazminatı alma şartları, esasen 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri çerçevesinde şekillenir. İlk şart, çalışanın işçi statüsünde ve Türk  iş hukukuna tabi olmasıdır. Yani işçi ile işveren arasında bir iş sözleşmesi bulunmalı, bu sözleşme çerçevesinde bağımlı çalışma ilişkisi kurulmuş olmalıdır. İkinci şart, aynı işverene bağlı bir veya birden fazla işyerinde en az bir yıl çalışma süresinin tamamlanmış olmasıdır. Bir yıl dolmadan işten ayrılan işçi, kural olarak kıdem tazminatı talep edemez; ancak ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları yönünden hakları ayrı değerlendirilir.

Üçüncü ve en kritik şart, iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanılacak bir nedenle sona ermesidir. İşverenin haklı sebep göstermeden veya geçerli sebep olmaksızın feshi, işçinin sağlık, ücretin ödenmemesi, işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı gibi 24. madde kapsamındaki haklı fesih halleri, emeklilik koşullarının sağlanması, muvazzaf askerlik, kadın işçinin evlilikten itibaren bir yıl içinde istifası ve işçinin ölümü, bu kapsamda tipik örneklerdir. İŞKUR işten çıkış kodu bu nedenleri yansıtır; ancak Yargıtay, sadece koda bakmaz, gerçek fesih sebebini delillerle birlikte irdeler. Özellikle istifa dilekçeleri, baskı altında alınan imzalar ve boş kâğıda attırılan imzalar mahkeme önünde titizlikle incelenir. Bu şartlardan en az biri gerçekleşmemişse, işveren “kıdem tazminatı ödemiyorum” savunmasını güçlendirmeye çalışsa da, gerçekte şartlar sağlanıyorsa tazminat hakkı ortadan kalkmaz. Dolayısıyla, şartların doğru analiz edilmesi, kıdem tazminatının hem doğumu hem de zamanında ödenmesi açısından belirleyici rol oynar.

İşyerinden Tazminat Almak İçin Kaç Yıl Çalışmak Gerekir?

İşçiler açısından sık sorulan sorulardan biri, “İşyerinden tazminat almak için kaç yıl çalışmak gerekir?” sorusudur. Kıdem tazminatı bakımından genel kural, aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışılmış olmasıdır. Bu süre, tek bir işyerinde kesintisiz çalışma ile sağlanabileceği gibi, aynı işverene ait farklı işyerlerinde veya grup şirketlerinde geçen sürelerin birleştirilmesiyle de tamamlanabilir. Önemli olan, işçinin çalışmaları arasında hukuki anlamda kopukluk yaratacak bir durumun (başka işverene geçiş, uzun süreli ara ve yeni sözleşme gibi) bulunup bulunmadığıdır. Bir yıllık süre doldurulmamışsa, kıdem tazminatı talebi reddedilebilir; ancak bu, ihbar tazminatı ve diğer alacakların da reddedileceği anlamına gelmez. Örneğin 6 ay çalışan bir işçi, ihbar süresine uyulmadan çıkarılmışsa ihbar tazminatına hak kazanabilir.

İhbar tazminatında ise belirli bir “asgari çalışma süresi” şartı yoktur; ihbar süresinin uzunluğu, çalışılan süreye göre değişir, ancak tazminat hakkı, iş sözleşmesinin bildirim süresine uyulmadan feshedilmesine bağlıdır. Diğer yandan, emeklilik nedeniyle kıdem tazminatı alabilmek için sosyal güvenlik mevzuatında öngörülen sigortalılık süresi ve prim gün sayısının tamamlanmış olması gerekir; bu süreler, tek bir işyerinde değil, tüm çalışma hayatı boyunca kazanılan prim günleri ve yıllar üzerinden hesaplanır. Dolayısıyla, “kaç yıl” sorusu yalnızca işyerinde geçen süreyle değil, fesih sebebinin niteliğiyle de yakından bağlantılıdır. İşten çıkarılan işçinin kıdem tazminatı ne zaman ödenir sorusunun cevabını sağlıklı verebilmek için, öncelikle bu asgari süre koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin netleştirilmesi gerekir.

İşten Çıkarılan İşçinin Kıdem Tazminatı Ne Zaman Ödenir?

Kıdem tazminatının ödeme zamanı, hem kanuni düzenlemeler hem de Yargıtay içtihatları çerçevesinde belirlenmiştir. Hukuki bakış açısından, kıdem tazminatı alacağı, iş sözleşmesinin sona erdiği anda muaccel hale gelir. Yani işten çıkarılan işçinin kıdem tazminatı ne zaman ödenir sorusunun temel cevabı, “Fesih tarihinde ve derhal” şeklindedir. Bu noktadan itibaren işverenin borcu doğmuş olur ve işçi, dilerse aynı gün, dilerse gecikme halinde faiz talebiyle birlikte tazminatını dava konusu yapabilir. Yargıtay, kıdem tazminatı faizinin başlangıç tarihi olarak kural olarak fesih tarihini esas aldığı için, işverenin ödeme tarihini ileriye çekmesi, faizin de aynı tarihten itibaren işleyeceği anlamına gelir.

Uygulamada ise işverenler, çoğu zaman işten çıkarma işlemini tamamladıktan sonra tazminatı bordro ve hesap özeti ile birlikte ödemeyi tercih eder. Kaynaklarda, kıdem ve ihbar tazminatının mümkün olduğunca fesih günü ödenmesi, bu yapılamıyorsa en geç fesih tarihinden itibaren makul bir süre içinde ve bir ayı geçmeyecek şekilde ödenmesi gerektiği vurgulanır. Maaş alacakları için 10 günlük yasal sınır gündeme gelirken, kıdem tazminatında esas olan fesih anında muaccelliyettir; 1 aylık süre, uygulamada kabul gören üst sınır ve makul süre değerlendirmesiyle ilgilidir. Aşağıdaki tablo, hukuki ilke ile uygulamada karşılaşılan pratiği özetler:

DurumHukuki İlkeUygulama / Sonuç
Fesih TarihiKıdem tazminatı bu tarihte muaccel olur.İşçi bu tarihten itibaren faizli alacak davası açabilir.
Aynı Gün ÖdemeEn uygun ve ihtilafı önleyen yöntemdir.İbraname, banka dekontu ile birlikte dosya kapanır.
1 Ay İçinde ÖdemeMakul süre kabul edilir, faiz tartışması doğabilir.Gecikme için faiz talebi gündeme gelebilir.
Hiç Ödenmemesiİşçi alacak davası açabilir, faiz fesih tarihinden işler.İşveren, faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile karşılaşır.

Özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, işverenin kıdem tazminatını taksitler halinde ödeme önerisidir. Kanunen buna engel yok gibi görünse de, işçi taksitleri kabul etmek zorunda değildir ve bu tür anlaşmalar genellikle ileride ispat sorunlarına yol açar. Kaldı ki, taksitli ödeme yapılsa bile, ilk fesih tarihinden itibaren faiz hesabı ve zamanaşımı süresi etkilenmez. Bu nedenle, fesih günü veya en geç kısa süre içinde toplu ödeme yapılması, hem işçi hem de işveren açısından en güvenli yoldur.

Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Kıdem tazminatının hesaplanması, tazminatın ne zaman ve ne kadar ödenmesi gerektiği tartışılırken mutlaka dikkate alınması gereken teknik bir başlıktır. Hesaplama, esasen işçinin işyerinde geçen her tam yıl için 30 günlük brüt ücreti üzerinden yapılır. Bir yıldan artan süreler de oransal olarak hesaba dahil edilir. Buradaki “brüt ücret”, yalnızca çıplak maaşı değil, işçiye düzenli ve süreklilik arz eden yan ödemeleri (yemek yardımı, yol yardımı, düzenli prim, sosyal yardımlar gibi) de kapsar. Yani işverenin bordro üzerinde düşük ücret gösterip, fiilen daha yüksek ödeme yaptığı durumlarda, gerçek ücret kıdem tazminatı hesabında esas alınmalıdır.

Hesaplama kabaca aşağıdaki adımlarla yapılır:

  • İşçinin fesih tarihindeki son brüt ücreti ve düzenli yan hakları tespit edilir.
  • Toplam çalışma süresi yıl, ay ve gün olarak hesaplanır.
  • Her tam yıl için 30 günlük brüt ücret, artan süre için ise oransal tutar belirlenir.
  • Toplam tutar, yürürlükteki kıdem tazminatı tavanı ile karşılaştırılır; tavanı aşan bölüm için özel durumlar hariç ödeme zorunlu değildir.
  • Yalnızca damga vergisi kesilir; kıdem tazminatı gelir vergisine tabi değildir.

İşten çıkarılan işçinin kıdem tazminatı ne zaman ödenir sorusuna pratik cevap ararken, çoğu uyuşmazlığın aslında “ne kadar ödenmesi gerektiği” tartışmasından kaynaklandığını görmek gerekir. İşveren, hesabı yalnızca çıplak ücret üzerinden yaptığında, işçi eksik ödeme iddiasıyla dava açabilir. Yargıtay, ibranamelerin geçerliliğini de bu noktada sıkı denetime tabi tutar; tarih olarak fesih tarihine yakın olması, kalem kalem alacakların ve tutarların yazılması, ödemenin banka kanalıyla yapılması gibi unsurları arar. Bu şartları taşımayan, matbu ve genel ifadeli ibranameler çoğu zaman işveren lehine tam bir kurtuluş belgesi sayılmaz. Dolayısıyla doğru hesap, doğru ödeme zamanı ve doğru belgelendirme, kıdem tazminatı uyuşmazlıklarının önlenmesinde bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

Kıdem Tazminatı Zamanaşımı Süresi

Kıdem tazminatında zamanaşımı süresi, 2017 yılında yapılan değişiklikle 10 yıldan 5 yıla indirilmiştir. Güncel düzenlemeye göre, işçi kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde iş sözleşmesi sona erdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde talepte bulunmaz ve dava açmazsa, alacağı zamanaşımına uğrar. Bu süre, fesih tarihi itibarıyla işlemeye başlar ve arabuluculuk başvurusu, dava açılması gibi nedenlerle kesintiye uğrayabilir. Sürenin dolması, alacağın ortadan kalktığı anlamına gelmese de, işverenin artık zamanaşımı def’i ileri sürerek ödeme yapmaktan kaçınabilmesi sonucunu doğurur.

Güncel sistemde, işçilik alacakları için dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılması şarttır. İşten çıkarılan işçi, kıdem tazminatı ödenmediğinde veya eksik ödendiğinde, fesih tarihinden itibaren 5 yıllık süre dolmadan arabulucuya başvurmalı, anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde alacak davası açmalıdır. Uygulamada yapılan en büyük hatalardan biri, “nasıl olsa bir gün ödenir” düşüncesiyle yıllarca beklemek ve zamanaşımı süresinin farkında olmamaktır. Bir diğer hata ise, fesih tarihinde veya hemen sonrasında imzalatılan ibraname ve feragat beyanlarının sonuçlarının yeterince değerlendirilmemesidir. Bu tür belgeler, bazı hallerde zamanaşımı süresinden bağımsız olarak işçinin talep imkânını daraltabilir. Bu sebeple, işten çıkarılan işçinin kıdem tazminatı ne zaman ödenir sorusunu yanıtlarken, “ne zamana kadar talep edilebilir?” sorusunun da mutlaka birlikte düşünülmesi gerekir.

İstifa Kıdem Tazminatı Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

Kaynaklarda da vurgulandığı üzere, istifa kural olarak kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırır. İşçi, haklı bir sebebe dayanmaksızın kendi isteğiyle iş sözleşmesini sona erdiriyorsa, kıdem tazminatı talep edemez. Ancak uygulamada “istifa” kavramı her zaman bu kadar net olmayabilir. Özellikle baskı altında, tehdit edilerek veya işverenin yönlendirmesiyle istifa dilekçesi imzalatılan durumlarda, Yargıtay gerçek iradeyi araştırır. İşçinin uzun yıllar çalışmasına rağmen bir anda hiçbir hakkını talep etmeden istifa etmesi, çoğu zaman hayatın olağan akışına aykırı görülür. Bu gibi hallerde mahkemeler, istifanın gerçekte işveren feshi olup olmadığını inceleyerek, işçinin kıdem tazminatı hakkını koruyabilir.

Diğer taraftan, istifanın dayandığı sebep önemlidir. İşverenin ücreti ödememesi, işçinin onayı olmadan ağır çalışma koşulları getirmesi, iş sağlığı ve güvenliğini hiçe sayması, mobbing uygulaması gibi durumlarda işçi, 24. madde kapsamındaki haklı fesih hakkını kullanabilir. Bu durumda kullanılan fesih, teknik olarak bir “istifa” gibi görünse dahi, hukuken haklı nedenle fesih sayıldığından kıdem tazminatına hak kazanılır. SGK’ya “istifa” kodu girilmiş olsa bile, dava sürecinde gerçek durum ispat edildiğinde kıdem tazminatı hükmedilebilir. Dolayısıyla, işten çıkarılan işçinin kıdem tazminatı ne zaman ödenir sorusunun yanında, “işten ayrılma şekli gerçekten istifa mı, yoksa işveren feshi mi?” sorusunun da titizlikle incelenmesi gerekir.

İşten Çıkarılma Tazminatlarının ve İşçilik Alacaklarının Haczi Mümkün mü?

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti gibi işten çıkarma tazminatları ile normal ücret ve maaş alacaklarının haczi konusunda önemli bir ayrım vardır. İcra ve İflas Kanunu’na göre, işçinin aldığı ücretin yalnızca dörtte biri haczedilebilir; bu düzenleme, işçinin geçim güvenliğini korumayı amaçlar. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti, “ücret” niteliğinde değil, feshe bağlı alacaklar olarak kabul edilir. Bu nedenle, bu alacakların tamamının haczi mümkündür. Maaş haczinde uygulanan dörtte bir sınırı, kıdem tazminatı için geçerli değildir.

Bu durum, işten çıkarılan işçinin kıdem tazminatı ne zaman ödenir sorusunu ayrıca önemli kılar. Zira işveren, işçinin hakkında yürütülen icra takibi varsa, kıdem tazminatını doğrudan icra dosyasına ödeyebilir ve bu tutarın tamamı alacaklı tarafından tahsil edilebilir. Uygulamada, işçiler kıdem tazminatını beklerken, alacaklıların açtığı icra takibi nedeniyle bu tutarın büyük kısmı veya tamamı haczedilebilmektedir. Maaş alacakları yönünden ise dörtte bir kuralı işletilmeye devam eder. Dolayısıyla, kıdem tazminatının hem zamanında ödenmesi hem de hangi icra dosyasına veya hangi banka hesabına aktarılacağı, işçinin borç durumuna göre stratejik bir karar haline gelir. İşçi, ciddi borç yükü altındaysa, tazminatın doğrudan icra dosyasına gönderilmesi, ileride daha büyük haciz baskılarının hafiflemesine de katkı sağlayabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İşten çıkarılan işçinin kıdem tazminatı en geç ne zamana kadar ödenmelidir?

Kıdem tazminatı hukuken iş sözleşmesinin sona erdiği anda muaccel olur ve ideal olan, fesih günü veya hemen akabinde toplu olarak ödenmesidir. Uygulamada makul süre olarak genellikle fesih tarihinden itibaren en geç bir aya kadar olan dönem kabul edilir; bu sürenin aşılması halinde işçi, fesih tarihinden itibaren işleyecek faizle birlikte alacağını talep edebilir ve dava açabilir.

Kıdem tazminatı zamanında ödenmezse işçi ne yapabilir?

Öncelikle işçi, işverene noter ihtarı göndererek kıdem tazminatını talep edebilir ve ödeme için kısa bir süre tanıyabilir. Ödeme yapılmazsa, zorunlu arabuluculuğa başvurarak görüşme sürecini başlatır; anlaşma sağlanamazsa iş mahkemesinde kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları için dava açabilir. Dava sonucunda, tazminat tutarı, fesih tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte hükme bağlanır.

İşten çıkarıldıktan sonra kıdem tazminatı davası açmak için ne kadar sürem var?

Kıdem tazminatı için zamanaşımı süresi 5 yıldır ve bu süre, iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. İşçi bu süre içinde arabulucuya başvurup, anlaşma olmazsa dava açmalıdır. Beş yıllık süre geçtikten sonra işveren zamanaşımı def’i ileri sürerse, mahkeme kıdem tazminatı talebini reddedebilir.

Kendi isteğiyle ayrılan işçi hiçbir şekilde kıdem tazminatı alamaz mı?

Hayır, her istifa kıdem tazminatını ortadan kaldırmaz. İşçi, 24. madde kapsamındaki haklı nedenlere dayanarak işi bırakıyorsa, örneğin ücretleri ödenmiyorsa, ağır sağlık ve güvenlik riskleri varsa veya işveren ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranıyorsa, fesih haklı fesih sayılır ve kıdem tazminatı hakkı doğar. Ayrıca emeklilik, askerlik, kadın işçinin evlilik nedeniyle bir yıl içinde ayrılması gibi özel hallerde de, teknik olarak “kendi isteğiyle ayrılma” söz konusu olsa bile kıdem tazminatı talep edilebilir.

“İşten Çıkarılan İşçinin Kıdem Tazminatı Ne Zaman Ödenir?” üzerine 4 yorum

  1. kıdem tazminatım emekliye ayrıldığım tarihten 67 gün sonra ödendi diğer arkadaşların 75 gün sonra ödendi. Mahkemeye verip 30 günden sonrası için faiz alabilirmiyiz.
    Not : Kamudan emekli olduk

    Yanıtla
    • İşbu mesleki makale/dilekçe, iş ve gelir elde etme amacı güdülmeksizin meslektaşlarımıza yardımcı olmak hazırlanmış ve yayımlanmıştır. Lütfen ücretli avukatlık hizmeti almak, danışmak ve bilgi almak için şahsi avukatınıza ulaşınız.

      Yanıtla
  2. Merhabalar 01.11.2024 tarihinde kamudan emekli dilekçemi verip ayrıldım. 10.01.2025 oldu hala tazminatım yatmadı mahkemeye versem ne kadar zaman içerisinde sonuçlanır. Şubat ayında ödeyeceklerini söylüyorlar.

    Yanıtla
    • İşbu mesleki makale/dilekçe, iş ve gelir elde etme amacı güdülmeksizin meslektaşlarımıza yardımcı olmak hazırlanmış ve yayımlanmıştır.

      Yanıtla

Yorum yapın

Hemen Ara