Ekran Görüntüsü Delil Olarak Kabul Edilir Mi?

Ekran görüntüsü delil olarak kabul edilir mi sorusu, özellikle whatsapp yazışmaları, sosyal medya paylaşımları veya telefon mesajları üzerinden yürüyen uyuşmazlıklarda çok sık gündeme gelir. Hem ceza yargılamasında hem de hukuk yargılamasında ekran fotoğrafları artık günlük hayatın doğal bir parçası haline gelmiş delil türleridir. Ancak her ekran görüntüsünün mahkeme tarafından otomatik olarak kabul edildiği düşünülmemelidir. Delilin hangi yöntemle elde edildiği, mesajların gerçekten ilgili kişiye ait olup olmadığı, kayıtların değiştirilip değiştirilmediği ve teknik olarak doğrulanıp doğrulanmadığı gibi hususlar, Yargıtay içtihatlarında kritik ölçütler olarak öne çıkar. Aşağıda, farklı dava türlerinde ekran görüntüsünün nasıl değerlendirildiğini, hangi şartlarda delil başlangıcı veya güçlü delil sayıldığını ve uygulamada sık yaşanan sorunları sistemli biçimde ele alacağız.

Ekran Görüntüsü Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Türk hukukunda ekran görüntüsü, kural olarak takdiri delil niteliğindedir. Yani hâkim, ekran fotoğrafını diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir; tek başına bağlayıcı ve tartışılmaz bir “kesin delil” sayılmaz. Ceza yargılamasında CMK m.217/2, hukuka uygun elde edilmiş her türlü delille ispatı mümkün görürken; hukuk yargılamasında HMK m.189/2, hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin dikkate alınamayacağını açıkça belirtir. Dolayısıyla öncelikli eşik, ekran görüntüsünün gerçekten olayla ilgili olup olmadığı değil, hukuka uygun yolla elde edilip edilmediğidir.

Uygulamada ekran görüntüleri; hakaret, tehdit, şantaj, cinsel istismar, örgüt propagandası gibi ceza davalarında; sadakat yükümlülüğünün ihlali iddiasıyla açılan boşanma davalarında; işçi–işveren uyuşmazlıklarında, alacak ve tazminat davalarında yaygın şekilde kullanılmaktadır. Yargıtay kararları, ekran görüntülerinin tek başına yeterli olmayabileceğini; çoğu olayda tanık beyanları, bilirkişi raporları, BTK ve platform kayıtları, adli tıp/psikolojik raporlar gibi diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgular. Bu nedenle ekran fotoğraflarını, ispat zincirinin tek halkası gibi görmek yerine, doğru kurgulanmış bir delil stratejisinin parçası olarak düşünmek gerekir.

Ekran Görüntüsünün Delil Değeri Hukuka Uygun Olarak Nasıl Elde Edilir?

Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi, ekran görüntüsünün delil değeri açısından belirleyici kriterdir. Bir kişinin telefonunu, bilgisayarını veya sosyal medya hesabını rızası olmadan ele geçirip mesajlarını fotoğraflamak, çoğu durumda özel hayatın gizliliğini ihlal eder ve elde edilen kayıtları hukuka aykırı delil haline getirir. Bu tür kayıtlar, hem ceza hem de hukuk yargılamasında kural olarak hükme esas alınmaz. Buna karşılık, kişinin kendi telefonundaki yazışmaları kaydetmesi, kendisine rızayla verilmiş cihazdan ekran görüntüsü alması veya tesadüfen karşısına çıkan bir paylaşımı kaydetmesi gibi durumlarda delilin hukuka uygun kabul edilme ihtimali artar.

Ekran görüntüsünün ispat gücünü artırmak için yalnızca “ekran fotoğrafı” sunmak çoğu zaman yeterli olmaz. Uygulamada sık başvurulan yöntemler şunlardır:

  • Noter e-tespit: İnternet sayfası, sosyal medya profili veya mesajlaşma kaydı, noter tarafından elektronik ortamda tespit edilerek tutanağa bağlanabilir.
  • Mesaj tespit tutanağı: Savcılık veya mahkeme huzurunda, telefondaki mesajlar tek tek okunur, tarih–saat bilgileriyle birlikte tutanağa geçirilir, gerekiyorsa ekran fotoğrafları tutanağa eklenir.
  • Bilirkişi incelemesi: Cihazın veya uygulama hesabının adli  Bilişim Avukatı tarafından incelenmesi, mesajların silinip silinmediği, değiştirilip değiştirilmediği, hangi numara veya IP’den gönderildiği gibi teknik hususları ortaya koyar.

Bu adımlar sayesinde ekran görüntüsü, tek başına şüpheli bir görüntü olmaktan çıkıp, denetlenebilir, kaynağı ve bütünlüğü doğrulanmış bir delile dönüşür.

Ceza Davalarında Ekran Görüntülerinin Delil Niteliği

Ceza davalarında hâkim, ispat serbestisi ilkesi gereğince hukuka uygun yollarla elde edilmiş her türlü delili değerlendirebilir. Ekran görüntüleri, özellikle hakaret, tehdit, şantaj, cinsel istismar, uyuşturucu ticareti, örgüt propagandası gibi suç tiplerinde önemli bir  delil türüdür. Ancak Yargıtay uygulamasında, yalnızca fotokopi edilmiş veya kaynağı belirsiz bir ekran çıktısına dayanılarak mahkûmiyet kurulması çoğu zaman eksik araştırma sayılmakta ve bozma sebebi olmaktadır.

Ceza dosyalarında ekran görüntüsünün delil sayılabilmesi için şu soruların cevap bulması beklenir:

  • Mesaj veya paylaşım, gerçekten sanığın kullandığı hat, cihaz veya hesap üzerinden mi yapıldı?
  • İlgili içerik, bilirkişi raporu, BTK kayıtları veya platform verileriyle doğrulanabiliyor mu?
  • Ekran görüntüsü, asıl kayıtlara (telefon, sunucu, uygulama) ulaşma imkânı varken tek başına mı kullanılıyor, yoksa teknik kayıtlarla destekleniyor mu?

Yargıtay ceza daireleri; uyuşturucu ticaretinde suç yerinin yalnızca kim tarafından oluşturulduğu belli olmayan harita ekran görüntüsüyle tespit edilmesini, soruşturma ve kovuşturma aşamasında gerekli keşif ve tanık dinleme işlemleri yapılmadan hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmaktadır. Buna karşılık, mağdur anlatımı, tanık beyanları, adli görüşme raporları ve mesaj ekran fotoğrafının birlikte değerlendirildiği dosyalarda, ekran görüntüsü mahkûmiyeti destekleyen önemli bir unsur olarak kabul edilir.

Boşanma Davalarında Ekran Görüntülerinin Delil Niteliği

Aile mahkemelerinde yürütülen boşanma davalarında ekran görüntüsü, özellikle sadakat yükümlülüğünün ihlali, şiddet, hakaret ve güven sarsıcı davranış iddialarının ispatında sık kullanılan delillerdendir. Hakim, TMK’daki ispat rejimi ve HMK’nın genel hükümleri uyarınca delilleri serbestçe takdir eder; bu çerçevede telefon mesajı ekran görüntüsü, sosyal medya yazışması veya internet arama geçmişi gibi veriler dosyaya sunulabilir.

Yargıtay; eşin telefonunu bizzat kendisinin eşine veya babasına verip, ekran görüntülerinin bu şekilde alınması halinde, delilin elde edilme yöntemini hukuka uygun kabul etmektedir. Böyle bir durumda özel hayatın gizliliği ihlali iddiası genellikle yerinde görülmez; zira cihazın rızayla teslimi, delilin hukuka uygun elde edildiği yönünde güçlü bir karine oluşturur. Buna karşılık, eşin haberi olmadan telefonunun şifre kırılarak mesajlarına girilmesi, gizlice kayıt alınması gibi durumlarda, elde edilen ekran görüntülerinin delil olarak kullanılması ciddi biçimde tartışmalı hale gelir ve çoğu dosyada kabul edilmez.

Uygulamada yapılan önemli hata, ekran görüntülerinin yalnızca “sadakatsizliği gösteren tek delil” gibi sunulmasıdır. Oysa aile mahkemeleri, genellikle tanık anlatımları, taraf beyanları, bilirkişi veya uzman raporları, dönemsel davranış örüntüleri, ekonomik ve sosyal durum araştırmaları gibi unsurları birlikte değerlendirir. Ekran görüntüsü bu bütün içinde ne kadar tutarlı ve mantıklı bir tablo çiziyorsa, ispat gücü o ölçüde artar.

İş ve Alacak Davalarında Ekran Görüntülerinin Delil Niteliği

İş mahkemelerinde görülen davalarda, taraflar arasındaki yazışmaların ekran görüntüsü, iş ilişkisinin seyrini ve uyuşmazlığın arka planını ortaya koymak açısından önemli bir araçtır. Örneğin fazla mesaiye ilişkin talimatlar, mobbing iddialarına konu mesajlar, ücret ve prim vaadi içeren yazışmalar; işçinin veya işverenin iddialarını desteklemek için dosyaya sunulabilir. Burada kritik olan; yazışmaların taraflar arasında gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği ve kayıtların değiştirilip değiştirilmediğinin, gerekiyorsa bilirkişi incelemesiyle netleştirilmesidir.

Alacak davalarında ise ekran görüntüleri çoğu kez delil başlangıcı niteliğinde değerlendirilir. HMK m.202’de düzenlenen delil başlangıcı, alacağın varlığına doğrudan değil ama dolaylı olarak işaret eden yazılı veya elektronik her türlü veri olarak anlaşılabilir. Yargıtay, WhatsApp veya e-posta yazışmalarının varlığı inkâr edilmediği sürece, bunları delil başlangıcı saymakta ve bu kayıtlara dayanılarak tanık dinlenmesine imkân tanımaktadır. Buna karşılık, yazışmaların telefonda bulunmadığı, mesajların kim tarafından gönderildiğinin tespit edilemediği veya ilgili tarafın “ben yazmadım, bana ait değil” itirazını ortaya koyduğu durumlarda, ekran çıktıları delil başlangıcı olarak dahi kabul edilmeyebilir.

Bu nedenle iş ve alacak davalarında ekran görüntüsüne dayanmayı düşünen tarafların, mümkünse aynı içeriği doğrulayan bordro, dekont, sözleşme, e-posta, işyeri iç yazışması ve tanık beyanı gibi ek delillerle dosyayı güçlendirmesi, ileride yaşanabilecek ispat sorunlarını önemli ölçüde azaltır.

Whatsapp, Sosyal Medya ve Ekran Fotoğrafının Delil Değeri

Günümüzde delil tartışmalarının büyük bölümü, Whatsapp yazışmaları ve sosyal medya ekran görüntüleri etrafında dönmektedir. Bu platformlar, teknik yapıları gereği çok sayıda veri izi bıraksa da, bu izlere her zaman kolayca ulaşılamadığı için Yargıtay, ekran görüntülerinin delil değerini değerlendirirken hem teknik hem de beşeri unsurları birlikte dikkate almaktadır.

Whatsapp Durum Paylaşımının Tespiti İçin Bilirkişi Raporu

Whatsapp “durum” paylaşımları, belirli süre sonra kaybolan içerikler olduğu için, sonradan ispat açısından sorun yaratabilir. Yargıtay; mağdurun veya tanıkların, durum paylaşımını gördüklerine dair anlatımlarını yeterli bulmayıp, mümkünse bilişim uzmanından geriye dönük paylaşım tespiti yapılıp yapılamayacağının sorulmasını istemektedir. Teknik olarak mümkünse, ilgili hesabın sistem kayıtlarından paylaşımın varlığı, zamanı ve içeriği tespit edilmeli, bunun üzerine bilirkişi raporu alınmalıdır. Bu yaklaşım, salt ekran görüntüsü yerine “platform kayıtlarıyla desteklenen” bir ispat modeline işaret eder.

Whatsapp Yazışma Çıktıları Delil Değildir

Bazı dosyalarda, sadece yazıcıdan alınmış ve kimin gönderdiği tartışmalı olan whatsapp çıktılarına dayanılarak sonuca gidilmeye çalışılmaktadır. Yargıtay, ilgili mesajların telefonda bulunmadığı, telefon üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde söz konusu yazışmalara rastlanmadığı ve karşı tarafın mesajların kendisinden çıkmadığını iddia ettiği hallerde, bu ekran çıktılarının delil başlangıcı dahi sayılamayacağını belirtmektedir. Bu durumda, bu kayıtlara dayanılarak tanık dinlenmesi de hukuken isabetli görülmemekte ve kararlar bozulabilmektedir.

Whatsapp Mesajlarının Kim Tarafından Gönderildiğinin Tespiti

Whatsapp hesabının kime ait olduğu ile, mesajı fiilen kimin gönderdiği birbirinden farklı sorulardır. Yargıtay, savunmalarda “telefon kısa süreliğine ele geçirilerek Whatsapp Web üzerinden başkası tarafından mesaj gönderilmiş olabilir” iddiası ortaya konulduğunda, mahkemelerin bunu ciddiye almasını ve IP, cihaz ve erişim kayıtlarının ayrıntılı biçimde incelenmesini istemektedir. Mesajların hangi konumdan, hangi cihazdan, Whatsapp Web kullanılarak mı yoksa doğrudan telefondan mı gönderildiğinin teknik olarak ortaya konulması, hem mahkûmiyetin hem de beraatin isabeti açısından önemlidir.

Whatsapp Yazışmalarının Savcı Tarafından Tutanağa Geçirilmesi

Bazı dosyalarda, sanığın beyanı sırasında gösterdiği Whatsapp yazışmaları, yalnızca ifade tutanağında kısa bir özet şeklinde yer almaktadır. Yargıtay; CMK m.217’deki “duruşmada tartışılan delil” şartının sağlanması için, bu tür kayıtların tarih–saat bilgileriyle birlikte ayrıntılı tutanağa bağlanmasını, mümkünse ekran görüntülerinin tutanak ekine konulmasını ve duruşmada sanığa okunarak tartışılmasını zorunlu görmektedir. Aksi takdirde, yalnızca özetlenmiş ve denetime elverişli olmayan kayıtların hükme esas alınması hukuka aykırı kabul edilmektedir.

Whatsapp Yazışmaları Reddedilmediği Takdirde Hukuk Yargılamasında Delil Başlangıcıdır

Hukuk davalarında, taraflardan biri Whatsapp yazışmalarını dosyaya sunduğunda, karşı taraf “bu mesajlar bana ait değil, böyle bir görüşme olmadı” demiyorsa, Yargıtay bu yazışmaları delil başlangıcı kabul etmekte ve üzerine tanık dinlenmesine izin vermektedir. Burada önemli olan nokta, yazışmaların “inkâr edilmemesi”dir. Aksi halde, yani taraf mesajların kendisinden çıkmadığını açıkça belirttiğinde ve teknik inceleme de bu mesajları doğrulamadığında, ekran görüntüleri delil başlangıcı niteliğini yitirir.

Facebook, Instagram ve Twitter (X) Paylaşımlarında Ekran Görüntüsü

Sosyal medya paylaşımlarına ilişkin ekran görüntülerinde Yargıtay’ın yaklaşımı, hesabın ve paylaşımın gerçekten sanığa ait olup olmadığının netleştirilmesi yönündedir. Facebook hesabının sanığa ait olduğu kabul edilse bile, paylaşıma ilişkin içeriklere ulaşılamıyorsa veya ekran görüntüsünün hangi IP’den, hangi tarihte alındığı, paylaşımın silinip silinmediği gibi noktalar açıklığa kavuşmamışsa, mahkûmiyet için bu kayıtlar yeterli görülmeyebilir. Twitter (X) hesabı bakımından da, ilgili e-posta ve IP kayıtlarının şirketlerden istenmesi, gerekiyorsa sanığın telefonunda adli bilişim incelemesi yapılması, ekran görüntüsünün somut teknik verilerle desteklenmesini zorunlu kılar.

Mesajlaşmaların Beyanlarla Birlikte Değerlendirilmesi

Son olarak Yargıtay, mesaj ekran görüntülerinin tek başına değil, taraf ve tanık beyanları ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini özellikle vurgular. Örneğin şantaj suçunda, sanığın mesajında kullandığı ifadeler, katılanın anlatımı ve diğer delillerle birlikte okunduğunda, kastın gerçekten şantaja mı yoksa hakkını aramaya mı yönelik olduğuna göre sonuç değişebilir. Bu yaklaşım, ekran görüntüsünü statik bir belge olmaktan çıkarıp, tüm dosya bağlamı içerisinde anlam kazanan dinamik bir delil haline getirir.

Hakaret, Tehdit ve Şantaj Suçlarında Ekran Görüntüsü

Hakaret, tehdit ve şantaj suçları, iletişim araçları üzerinden işlendiği için ekran görüntülerinin en yoğun tartışıldığı alanlardan biridir. Yargıtay kararları, bu suç tiplerinde ekran fotoğraflarını kimi zaman mahkûmiyeti destekleyen güçlü bir delil, kimi zaman da beraat gerekçesi olarak kabul etmektedir. Ayırıcı nokta; mesajların içeriği, bağlamı, mağdur ve sanık beyanları ile teknik tespitlerin birbiriyle uyumlu olup olmamasıdır.

Hakaret suçunda, sanığın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımın ekran görüntüsü, sanığın ikrarı ve katılan beyanıyla birlikte değerlendirildiğinde mahkûmiyete esas alınabilmektedir. Ancak bazı dosyalarda, yazılan sözlerin yalnızca kaba ve nezaketsiz ifade kapsamına girdiği, ceza hukuku anlamında hakaret oluşturmadığı kabul edilerek beraat kararı verildiği de görülür. Tehdit suçunda ise, telefon mesajı ekran görüntüsü sunulmasına rağmen, mesajın asıllarına ulaşılamaması, cihaz üzerinde tespit tutanağı veya bilirkişi raporu bulunmaması hâlinde Yargıtay, yerel mahkemenin beraat kararını onaylayabilmektedir.

Şantaj suçunda ekran görüntüsü, çoğu zaman sanığın “ilişkiyi sürdürme”, “paylaşımları ifşa etme” veya “bağlantılara gönderme” tehdidini ortaya koyar. Buna karşılık, sanığın beyanı ve tüm dosya kapsamı, mesaj içeriklerinin aslında kendisi hakkında delil toplama niyetiyle yazıldığını gösteriyorsa, şantaj kastı olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilebilmektedir. Bu örnekler, ekran görüntüsünün tek başına değil, olayın tüm bağlamı içinde anlam kazandığını bir kez daha ortaya koyar.

Fotoğraf Çekme Suretiyle Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu ve Ekran Görüntüleri

Ekran görüntüleri tartışılırken, mutlaka özel hayatın gizliliği boyutunu da göz önünde bulundurmak gerekir. Anayasa m.20 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.8, kişilerin özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini güvence altına alır. Türk Ceza Kanunu’nda özel hayatın gizliliğinin ihlali suçu düzenlenmiş olup, kişilerin mahrem alanlarına ait fotoğraf veya görüntülerin rıza olmaksızın kaydedilmesi, ifşa edilmesi veya yayılması cezai yaptırıma bağlanmıştır.

Yargıtay, herkesin görebileceği alanda çekilmiş, özel ve mahrem nitelik taşımayan fotoğrafların, salt kişilik hakkı ihlali doğurabileceğini ancak her zaman ceza hukuku anlamında “özel hayatın gizliliği” suçunu oluşturmayabileceğini belirtmektedir. Buna göre; bir fotoğraf stüdyosunda çekilen düğün fotoğraflarının, tarafların bilgisi dâhilinde vitrine konulması veya internet sitesinde kullanılması, kişilik haklarına ilişkin tazminat sorumluluğu doğurabilir; fakat içerik mahrem nitelikte olmadığı sürece özel hayatın gizliliği suçu oluşmayabilir.

Ekran görüntüsü alırken, mesaj veya fotoğrafın mahrem niteliği, tarafların rızası ve görüntünün paylaşılma amacı mutlaka değerlendirilmelidir. Aksi halde, elde edilen kayıtlar hem hukuka aykırı delil sayılabilir hem de delili elde eden kişi bakımından ayrı bir ceza soruşturmasına yol açabilir. Bu nedenle özellikle aile içi ilişkiler, duygusal ilişkiler ve sağlık bilgileri gibi hassas konularda ekran görüntüsü almak, hukuki riskler barındıran bir davranış olarak görülmelidir.

Vatandaşların En Sık Yaptığı Hatalar ve Pratik Öneriler

Ekran görüntüsünü delil olarak kullanmak isteyen kişiler, çoğu zaman süreci yalnızca teknik bir işlem zanneder ve ispat stratejisini ikinci plana atar. En sık yapılan hatalar arasında, yalnızca fotokopi çıktısına güvenmek, mesajların asıllarını telefonda saklamamak, savcılık veya mahkeme huzurunda ayrıntılı mesaj tespit tutanağı tutulmasını talep etmemek, bilirkişi incelemesini gereksiz görmek ve başka hiçbir delil toplamadan tek bir ekran görüntüsü ile davayı kazanacağını düşünmek sayılabilir.

Pratik açıdan şu öneriler önemlidir:

  • Ekran görüntüsü aldığınız kaydın tarih, saat ve karşı taraf bilgilerini gösterdiğinden emin olun.
  • Mümkünse aynı içeriği doğrulayan tanık beyanı, yazılı belge, e-posta, banka kaydı gibi ek delilleri de toplayın.
  • Ceza veya önemli bir hukuk davası söz konusuysa, noter e-tespit veya savcılık/mahkeme huzurunda mesaj tespit tutanağı gibi daha güçlü yöntemlere başvurmayı düşünün.
  • Başkasının telefonuna, hesabına veya özel alanına gizlice girerek ekran görüntüsü almak yerine, hukuka uygun kanallarla delil elde etmeyi tercih edin; aksi halde elinizdeki kayıt hem kullanılamaz hale gelebilir hem de sizin için yeni bir soruşturma doğurabilir.

Bu çerçevede ekran görüntüsünün, doğru kullanıldığında güçlü bir ispat aracı; usule ve haklara riayet edilmediğinde ise davayı zayıflatan bir unsur haline gelebileceği unutulmamalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Ekran görüntüsü her durumda delil olarak kabul edilir mi?

Hayır. Ekran görüntüsü kural olarak takdiri delildir ve ancak hukuka uygun yolla elde edilmişse hükme esas alınabilir. Başkasının telefonuna, hesabına veya özel alanına gizlice girilerek alınan kayıtlar genellikle hukuka aykırı delil sayılır ve çoğu dosyada hiç yokmuş gibi değerlendirilir. Ayrıca kaynağı, bütünlüğü ve doğruluğu teknik olarak doğrulanamayan ekran görüntülerinin ispat gücü oldukça sınırlıdır.

Whatsapp yazışmalarının ekran görüntüsü tek başına yeterli midir?

Tek başına Whatsapp ekran görüntüsü ile mahkûmiyet veya tazminata hükmedildiği durumlar bulunsa da, Yargıtay çoğu olayda bu kayıtların; telefon incelemesi, BTK ve platform verileri, tanık beyanları gibi başka delillerle desteklenmesini beklemektedir. Mesajların telefonda bulunmaması, bilirkişi raporunda ilgili yazışmalara rastlanmaması veya mesajın kim tarafından gönderildiğinin ispatlanamaması halinde, ekran çıktıları delil başlangıcı dahi sayılmayabilir.

Boşanma davasında eşin telefonundan alınan ekran görüntüsü kullanılabilir mi?

Eşin telefonunun rızayla verildiği ve ekran görüntüsünün bu şekilde alındığı hallerde, Yargıtay genel olarak delilin hukuka uygun elde edildiği kanaatindedir. Buna karşılık, eşin haberi olmadan telefonunun şifresinin kırılması, gizlice mesajlarının okunması ve kaydedilmesi gibi durumlarda, ekran görüntüleri hem özel hayatın gizliliği hem de hukuka aykırı delil yasağı açısından ciddi risk taşır. Bu nedenle her somut olayda telefonun nasıl ele geçirildiği ve ekran fotoğrafının ne şekilde alındığı dikkatle değerlendirilmelidir.

Sosyal medya paylaşımının ekran görüntüsü suçun ispatı için yeterli midir?

Sosyal medya ekran görüntüsü, suçun işlendiğine dair önemli bir başlangıç göstergesi olabilir; ancak Yargıtay, hesabın gerçekten sanığa ait olup olmadığının, paylaşımın ilgili hesaptan yapılıp yapılmadığının ve teknik kayıtlarda bu içeriğe ulaşılıp ulaşılamadığının araştırılmasını istemektedir. IP ve e-posta kayıtları, platform yanıtları ve gerekiyorsa cihaz üzerinde adli bilişim incelemesi yapılmadan yalnızca ekran görüntüsüne dayanarak mahkûmiyet kurulması, çoğu zaman eksik araştırma sayılmakta ve bozma sebebi olabilmektedir.

Yorum yapın

Hemen Ara