Kazada asli kusur halleri nelerdir sorusu, trafik kazası sonrası maddi tazminat, sigorta ödemeleri ve ceza sorumluluğunun nasıl paylaşılacağını doğrudan etkileyen temel bir hukuki meseledir. Asli kusur (kazanın oluşumuna birincil derecede etki eden ağır kural ihlali), kusur oranının belirlenmesinde çoğu zaman belirleyici ölçüttür ve çoğu dosyada %75–%100 aralığında değerlendirilir. Buna karşılık tali kusur (ikincil derecede ihlal) daha düşük oranla sorumluluk doğurur. Bu makalede, trafik kazalarında kusur kavramını, asli ve tali kusur ayrımının nasıl yapıldığını, kazada asli kusur hallerinin hangi davranışlardan oluştuğunu, kusur oranlarının hangi delillerle belirlendiğini ve bu tespitlere nasıl itiraz edilebileceğini adım adım ele alacağız. Ayrıca, asli kusurlu sayılmanın ceza davası ve tazminat hesabına etkisini, uygulamada sık karşılaşılan hatalar ve pratik önerilerle birlikte inceleyeceğiz.
Trafik Kazalarında Kusur Nedir?
Trafik kazalarında kusur, sürücünün veya diğer yol kullanıcılarının hukuk düzeni ve trafik kuralları tarafından öngörülen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle meydana gelen zarardan sorumluluğunu ifade eder. Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ve Karayolları Trafik Yönetmeliği, bu özen borcunun sınırlarını çizer; mahkemeler ve sigorta şirketleri ise somut olayda bu kurallara uyulup uyulmadığını değerlendirir. Kusur, sadece bir kuralın ihlali olarak görülmez; aynı zamanda ihlalin kazanın ortaya çıkmasındaki rolü, yani illiyet bağı (sebep-sonuç ilişkisi) ile birlikte anlam kazanır.
Her kazada tarafların kusurlu olup olmadığı ve kusurun derecesi, kaza tespit tutanağı, olay yeri krokisi, fotoğraf ve kamera kayıtları, tanık anlatımları ve gerektiğinde alınan bilirkişi raporları ile belirlenir. Kusur oranları, uygulamada genellikle %0, %25, %50, %75 ve %100 şeklinde dilimlere ayrılır ve bu oranlar, sigorta ödemelerinde ve tazminat hesaplarında doğrudan kullanılır. Örneğin, bir sürücünün %75 oranında kusurlu kabul edilmesi, zararın önemli bir kısmının o sürücüye veya zorunlu trafik sigortasına yüklenmesi sonucunu doğurur. Dolayısıyla kazadan sonra sadece hasar tutarı değil, kusur oranının nasıl belirlendiği de dosyanın en kritik başlıklarından biridir.
Asli Kusur Nedir?
Asli kusur, trafik güvenliğini en ağır şekilde ihlal eden ve kazanın meydana gelmesine doğrudan sebep olan davranışları ifade eder. KTK m.84, sürücünün hangi hallerde asli kusurlu sayılacağını örnekleyici biçimde sıralar ve bu ihlaller genellikle hayatı ve vücut bütünlüğünü ciddi şekilde tehlikeye atan hatalarla ilgilidir. Kırmızı ışıkta geçmek, karşı şeride girmek, geçiş önceliğine hiç riayet etmemek, ikiden fazla şeritli yolda karşı yönden gelen trafiğin şeridine girmek gibi fiiller, bu anlamda tipik asli kusur halleri arasındadır.
Uygulamada asli kusur çoğu kez yüksek kusur oranlarıyla eşleştirilir. Bir sürücünün yalnız başına asli kusurlu davranışta bulunması ve karşı tarafın kusursuz sayılması halinde, kusur oranı çoğunlukla %100 olarak belirlenir. Ancak her olayda takdir, somut delillere göre yapılır; örneğin kırmızı ışık ihlal eden bir sürücü ile hız sınırını ciddi şekilde aşan diğer sürücünün karıştığı kazada, iki tarafın da farklı derecelerde asli kusuru tartışma konusu olabilir. Önemli olan, ihlalin sadece kural kitabında yer alması değil, somut kazanın ortaya çıkışına hangi ağırlıkta katkı sağladığıdır. Bu nedenle asli kusur değerlendirmesi yapılırken yalnızca maddi trafik kuralına bakmak yeterli değildir; olayın akışı, kazanın önlenebilirliği ve sürücülerin manevra imkânları da dikkate alınmalıdır.
Tali Kusur Nedir?
Tali kusur, kazanın ortaya çıkışına etkisi asli kusura göre daha düşük olan, ikincil nitelikteki kural ihlallerini ifade eder. Tali kusurlu taraf, kazaya katkıda bulunmakla birlikte, olayın ana sebebi olarak görülmez. Örneğin, kavşakta geçiş hakkını tamamen yok sayan ve asli kusurlu kabul edilen bir sürücünün yanı sıra, hız sınırına yakın ancak riskli sayılabilecek bir hızla kavşağa giren diğer sürücünün davranışı, belirli oranlarda tali kusur olarak değerlendirilebilir. Bu durumda, kazanın “fitilini” ateşleyen hareket asli kusur iken, zararı ağırlaştıran veya önlenebilirliği azaltan davranış tali kusur niteliği taşır.
Tali kusur, tazminat ve sigorta sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz; ancak sorumluluk payını düşürür. Örneğin, bir tarafın %75 asli kusurlu, diğer tarafın %25 tali kusurlu sayıldığı dosyalarda, tali kusurlu taraf da belirli ölçüde zarardan sorumlu tutulur. Aynı şekilde tali kusurlu kişi de zarar görmüşse, kendi kusur oranı düşüldükten sonra kalan kısmı için tazminat talep edebilir. Pratikte en çok yapılan hata, “tali kusurluysam tazminat alamam” düşüncesidir. Oysa doğru olan, tali kusurun sadece tazminat miktarını azalttığı, ancak talep hakkını tamamen ortadan kaldırmadığıdır.
Asli Kusur ve Tali Kusur Arasındaki Fark Nedir?
Asli kusur ile tali kusur arasındaki temel fark, ihlalin kazanın meydana gelmesindeki rolüdür. Asli kusur, kazanın ana sebebi olarak kabul edilen, tek başına dahi kazayı doğurabilecek gücü olan ağır ihlallerdir. Tali kusur ise kazayı doğrudan başlatmaktan ziyade, olayın etkisini artıran veya önlenebilirliğini azaltan ikincil ihlallerdir. Hukuki açıdan bakıldığında, asli kusura bağlanan sorumluluk hem oran hem de sonuç bakımından daha ağırdır; ceza davalarında mahkûmiyet riski ve tazminat davalarında ödenecek tutar genellikle asli kusurlu taraf bakımından çok daha yüksektir.
Bu ayrım, teorik bir etiketlemeden ibaret değildir; sigorta şirketlerinin kusur oranı belirlemesinden, mahkemelerin tazminat hesabına ve ceza hakiminin taksir değerlendirmesine kadar birçok aşamada sonuç doğurur. Örneğin, kırmızı ışık ihlali yapan sürücü ile emniyet kemeri takmayan mağdurun karıştığı kazada, kırmızı ışık ihlali asli kusur, emniyet kemerinin takılmaması ise kimi dosyalarda tali kusur olarak ele alınabilir. Mahkeme, kazanın oluşumunda hangi davranışın belirleyici olduğunu ve zararın ne ölçüde artırıldığını tartışır; buna göre hem kusur oranını hem de tazminat indirimi olup olmayacağını belirler. Uygulamada savunma stratejisi kurulurken, bu ayrımın net şekilde ortaya konulması, özellikle bilirkişi incelemesine yapılacak itirazlar bakımından son derece önemlidir.
Asli Ve Tali Kusur Hallerine Örnekler
Uygulamayı somutlaştırmak için, sık karşılaşılan asli ve tali kusur hallerini bir arada görmek faydalıdır. Aşağıdaki tablo, tipik ihlallerin hangi kategoriye girdiğini ve kazaya etkisinin nasıl yorumlandığını göstermek amacıyla özetlenmiştir. Elbette her dosyada somut olayın özellikleri farklıdır; bu nedenle tablo, hukuki nitelendirmeye dair genel bir çerçeve sunar.
| Davranış | Örnek Durum | Genel Değerlendirme |
|---|---|---|
| Kırmızı ışıkta geçme | Kontrolsüz biçimde kavşağa girip çarpışmaya sebep olma | Çoğunlukla asli kusur olarak değerlendirilir |
| Karşı şeride girme | Bölünmüş yolda ters yönden gelen şeride çıkma | Genellikle asli kusur, yüksek kusur oranı |
| Geçiş üstünlüğüne uymama | Kavşakta yol vermesi gerekirken hareket etme | Çoğu olayda asli kusur |
| Hız sınırını aşma | Şehir içinde sınırın üzerinde seyretme | Olayın yapısına göre çoğu kez tali kusur |
| Ehliyetsiz araç kullanma | Sürücü belgesi olmadan trafiğe çıkma | Kazaya etkisine göre çoğu kez tali kusur |
Örneklere bakıldığında, aynı kural ihlalinin her dosyada aynı sonuçla değerlendirilmediği görülür. Önemli olan, ihlalin kazayı hangi ölçüde kaçınılmaz hale getirdiği ve diğer tarafın bu ihlali öngörüp öngöremeyeceğidir. Bu nedenle, tek başına “hız yaptım, mutlaka tali kusurluyum” ya da “kırmızı ışıkta geçtim, her durumda %100 kusurluyum” demek doğru değildir; kaza anına ilişkin teknik inceleme ve bilirkişi değerlendirmesi her zaman dosyanın merkezindedir.

Asli Kusur Nasıl Belirlenir?
Asli kusur nasıl belirlenir? sorusunun cevabı, hem normatif düzenlemeleri (KTK m.84 ve ilgili yönetmelik hükümleri) hem de somut delillerin analizini içerir. Öncelikle, kazaya karışan tarafların hangi trafik kurallarını ihlal ettiği tespit edilir. Ardından, bu ihlallerin kazanın oluşumuna katkısı teknik olarak değerlendirilir. Örneğin, kavşakta kırmızı ışığı ihlal eden bir sürücü ile hız sınırına yakın bir hızla kavşağa giren diğer sürücünün çarpışmasında, kırmızı ışık ihlali genellikle asli kusur kabul edilir; ancak hızın da kazayı ağırlaştırıcı etkisi dikkate alınır.
Asli kusur tespitinde kullanılan başlıca araçlar; kaza tespit tutanağı, kroki, fotoğraf ve video kayıtları, araçların hasar konumları, fren izi ölçümleri ve uzman bilirkişi raporlarıdır. Özellikle bilirkişi raporu (mahkeme veya tahkim dosyasında teknik uzman değerlendirmesi), hangi ihlalin kazaya ne ölçüde etki ettiğini bilimsel yöntemlerle ortaya koyar. Yargılama aşamasında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, sadece kaza tespit tutanağına dayanılarak kusur oranı belirlenmesidir. Tutanaktaki çizim veya ifadeler, her zaman gerçekçi olmayabilir; bu nedenle, tutanak ile diğer deliller arasında çelişki varsa mutlaka vurgulanmalı ve ek inceleme talep edilmelidir.
Daha detaylı bilgi için Mersin Trafik Kazası Avukatı Olarak web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Trafik Kazalarında Kusur Oranının Belirlenmesi
Trafik kazalarında kusur oranının belirlenmesi süreci, çoğu olayda idari ve sigorta boyutu ile başlar. Taraflar veya kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağı, fotoğraf ve diğer belgeler sigorta şirketlerine iletilir. Sigorta şirketleri, bu belgeleri TRAMER / SBM (Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi) sistemi üzerinden değerlendirir ve kusur oranlarına ilişkin bir kayıt oluşturur. Bu aşamada, kazanın oluş şekline göre ilgili trafik kuralı maddeleri (örneğin kavşakta geçiş hakkına ilişkin hükümler) uygulanarak tarafların kusur oranları %0, %25, %50, %75 veya %100 gibi oranlarla belirlenir.
Sigorta ve TRAMER sistemi nezdinde belirlenen kusur oranına itiraz edilmezse, bu oranlar tazminat ve hasar ödemelerinde esas alınır. Ancak bu oranlar, mahkemeler açısından bağlayıcı değildir; bir dava açıldığında hâkim, tüm delilleri serbestçe değerlendirir ve gerekirse yeni bilirkişi raporu alarak farklı bir kusur dağılımı yapabilir. Uygulamada sık yapılan hata, TRAMER oranının “kesin hüküm” gibi görülmesi ve mahkemede bu oranın değişmeyeceği varsayımıdır. Oysa doğru deliller sunulduğunda, özellikle kaza krokisi ile kamera görüntüsü arasında uyumsuzluk varsa, mahkemelerin kusur oranını tamamen farklı belirlediği pek çok örnek mevcuttur.
Birden Fazla Sürücü Asli Kusurlu Olabilir mi?
Birden fazla sürücünün asli kusurlu sayılması mümkündür ve uygulamada oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Örneğin, bölünmüş yolda ters yönden gelen şeride giren bir araç ile, aşırı hızla ve şerit ihlali yaparak sollama manevrası yapan diğer aracın çarpışması halinde, her iki tarafın da farklı yönlerden asli kusurlu olduğu tartışılabilir. Böyle bir durumda kusur oranlarının eşit (%50 – %50) veya olayın yapısına göre biri lehine daha ağır (%60 – %40, %70 – %30 gibi) dağıtılması söz konusu olabilir.
Birden fazla asli kusur içeren kazalarda kritik nokta, her ihlalin kazanın hangi aşamasında rol oynadığının ve kazanın önlenebilirliğine etkisinin netleştirilmesidir. Yargısal denetimde, “her iki taraf da hata yaptı, o halde eşit kusurludur” yaklaşımı yeterli görülmez. Hâkim; görüş mesafesi, yol durumu, hava şartları, trafikteki yoğunluk, sürücülerin hızları ve manevra imkânları gibi unsurları değerlendirerek, hangi tarafın kazayı önleme şansının daha yüksek olduğunu araştırır. Bu nedenle, bir dosyada karşı tarafın da asli kusurlu olduğu iddia ediliyorsa, sadece kural metnini değil, olayın teknik akışını gösteren delillerin (kamera kayıtları, olay yeri fotoğrafları, bilirkişi değerlendirmesi) dosyaya kazandırılması büyük önem taşır.
Asli Kusura Nasıl İtiraz Edilir?
Kazadan sonra sigorta veya TRAMER tarafından asli kusurlu gösterildiğini gören birçok kişi, bu tespitin değiştirilemeyeceğini düşünse de, hukuken çeşitli itiraz yolları mevcuttur. İlk aşamada, kaza tespit tutanağı dikkatle incelenmeli; şerit, yön, araç konumu, trafik işaretleri ve olayın anlatımında bariz bir hata veya eksiklik bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir. Tutanakta açık hata varsa, buna ilişkin ek tutanak düzenlenmesi veya tanık beyanlarıyla desteklenen yeni bilgi ve belgelerin sigorta şirketine sunulması gerekebilir.
Sigorta şirketi kusur değerlendirmesini değiştirmezse, Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru imkânı vardır. Tahkim sürecinde, bağımsız hakemler dosyayı yeniden değerlendirir, gerekirse bilirkişi raporu alır ve kusur oranına ilişkin bağlayıcı karar verir. Bu aşamada da sonuç tatmin edici değilse, genel mahkemelerde (çoğunlukla Asliye Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemesi) kusur oranının yeniden belirlenmesi için dava açılabilir. Uygulamada sık yapılan hata, itiraz süresinin geçirilmesi veya itirazın sadece “görüş” düzeyinde bırakılmasıdır. Oysa, trafik kamerası görüntüleri, araç içi kamera kayıtları, olay yeri fotoğrafları, tanık anlatımları ve teknik raporlarla desteklenen somut bir itiraz, kusur oranının önemli ölçüde değişmesine yol açabilir.
Yaralamalı Trafik Kazasında Asli Kusurlu Ne Kadar Ceza Alır?
Yaralamalı trafik kazasında asli kusurlu sayılan sürücü açısından sadece tazminat değil, ceza sorumluluğu da gündeme gelir. Ceza hukuku bakımından bu tür olaylar çoğunlukla “taksirle yaralama” veya daha ağır sonuçlar varsa “bilinçli taksirle yaralama” kapsamında değerlendirilir. Basit nitelikte taksirle yaralamada, kısa süreli hapis veya adli para cezası öngörülürken; mağdurun ağır şekilde yaralanması, uzuv kaybı veya kalıcı sakatlık gibi sonuçlar ortaya çıktığında ceza miktarı artar. Bilinçli taksir (sürücünün kural ihlalinin riskini bilmesine rağmen davranışı sürdürmesi) söz konusu olduğunda ise temel ceza belli oranlarda yükseltilir.
Asli kusur, ceza hakiminin değerlendirmesinde güçlü bir gösterge olmakla birlikte, tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. Ceza yargılamasında kusur değerlendirmesi yeniden yapılır; sürücünün hız durumu, alkol veya uyuşturucu etkisinde olup olmadığı, yol ve hava şartları, mağdurun kendi kusuru gibi unsurlar bir arada incelenir. Örneğin, kırmızı ışık ihlali yapan sürücünün çarptığı yayanın aniden yola fırlaması halinde, ceza dosyasında kusur paylaşımı farklı değerlendirilebilir. Bu nedenle, yaralamalı kazalarda salt “asli kusurlu gösterildim, kesin hapis cezası alırım” düşüncesi gerçekçi değildir; ancak bu tür dosyalarda erken dönemde uzman ceza avukatından destek alınması, savunmanın sağlıklı kurulabilmesi açısından son derece önemlidir.
Asli Kusurlu Ne Kadar Tazminat Öder?
Asli kusurlu sürücünün tazminat sorumluluğu, kazanın sonuçlarına, mağdurun uğradığı zararın kapsamına ve kusur oranına göre belirlenir. Maddi tazminat kalemleri arasında tedavi giderleri, ilaç ve rehabilitasyon masrafları, geçici ve kalıcı iş göremezlikten doğan gelir kaybı, araçta ve diğer malvarlığı unsurlarında meydana gelen hasarlar sayılabilir. Manevi tazminat ise mağdurun veya yakınlarının yaşadığı ruhsal sarsıntı, acı ve elem dikkate alınarak takdir edilir. Asli kusurlu sürücü, kusur oranı yüksek olduğu ölçüde bu kalemlerin daha büyük bir kısmından sorumlu olur.
Zorunlu trafik sigortası ve varsa kasko poliçesi, belirli limitler dâhilinde bu zararların önemli bölümünü karşılar; ancak poliçe teminat limitlerinin aşılması veya teminat dışı haller (örneğin ağır kusur sayılan bazı özel durumlar) söz konusu olduğunda, asli kusurlu sürücü şahsen sorumlu hale gelebilir. Uygulamada en çok gözden kaçan noktalardan biri, mağdurun tali kusurunun tazminat üzerinde yaratabileceği indirim etkisidir. Örneğin, emniyet kemeri takmayan bir yolcu, asli kusurlu sürücünün çarpması sonucu ağır yaralanmışsa, mahkeme hem sürücünün yüksek kusurunu hem de yolcunun tali kusurunu dikkate alarak tazminatta belirli bir indirim yapabilir. Bu nedenle, tazminat davasında sadece kusur oranına değil, zararın kapsamına ve mağdurun kendi kusur durumuna ilişkin delillerin de dikkatle hazırlanması gerekir.
Kaza Tespit Tutanağı Nedir?
Kaza tespit tutanağı, trafik kazasının nerede, ne zaman, hangi araçlar arasında ve nasıl meydana geldiğini gösteren, tarafların beyanları ve olayın krokiyle birlikte kayıt altına alındığı resmi belgedir. Çoğu maddi hasarlı kazada taraflar, polis çağırmaksızın bu tutanağı kendi aralarında doldurabilir; ancak ölüm, yaralanma, ehliyetsiz sürücü, sigortasız araç veya kamu malına zarar gibi hallerde tutanağın kolluk güçleri tarafından düzenlenmesi gerekir. Tutanak, sigorta şirketleri ve TRAMER sistemi açısından kusur değerlendirmesinin başlangıç noktasıdır; bu nedenle, içeriğinin doğru ve eksiksiz olması büyük önem taşır.
Tutanakta yer alan kroki, araçların çarpışma anındaki konumunu, yol çizgilerini, trafik işaretlerini ve yönleri gösterir. Sürücü beyanları, kazanın hangi sırayla geliştiğini ve tarafların olaya ilişkin anlatımlarını içerir. Uygulamada en çok karşılaşılan sorun, tarafların aceleyle, çoğu zaman olayı tam hatırlamadan veya teknik ayrıntılara dikkat etmeden tutanak imzalamasıdır. Daha sonra sigorta veya mahkeme aşamasında, tutanak ile kamera kaydı veya fotoğraflar arasında çelişki çıkması halinde, tutanağın düzeltilmesi veya yeni delillerle desteklenmesi gündeme gelir. Bu nedenle kazadan hemen sonra, mümkün olduğunca olay yeri fotoğraflarının çekilmesi, trafik işaretlerinin, fren izlerinin ve araçların konumunun net biçimde kaydedilmesi, ileride yapılacak kusur itirazları açısından büyük avantaj sağlar.
Trafik Kazalarına İlişkin Davalarda Avukatın Önemi
Trafik kazalarına ilişkin davalar, hem teknik hem hukuki bakımdan karmaşık bir sürece sahiptir. Bir yandan kusur oranlarının tespiti için bilirkişi incelemesi, teknik raporlar ve sigorta mevzuatı devreye girerken; diğer yandan tazminat hesaplamasında aktüeryal yöntemler, gelir projeksiyonları ve manevi tazminat takdiri gibi uzmanlık gerektiren konular gündeme gelir. Yaralamalı veya ölümlü kazalarda ise ceza yargılaması da yürür ve ceza dosyası ile hukuk davası arasındaki ilişki, doğru takip edilmesi gereken ayrı bir başlıktır.
Deneyimli bir avukat, öncelikle dosyadaki kusur tespitinin hukuka ve tekniğe uygun olup olmadığını analiz eder; gerekirse kaza tespit tutanağındaki çelişkileri tespit eder, ek delil toplanmasını sağlar ve bilirkişi raporlarına itiraz stratejisi geliştirir. Tazminat davasında ise hangi kalemlerin talep edilebileceği, zamanaşımı süreleri, sigorta limitleri ve mağdurun tali kusurunun ne ölçüde indirime sebep olabileceği gibi noktaları dikkate alarak, hak kaybına yol açmayacak bir yol haritası oluşturur. Ceza dosyalarında da sanık veya katılan sıfatıyla sürecin doğru yönlendirilmesi, ifade ve savunmaların dosya stratejisiyle uyumlu kurulması son derece önemlidir. Kısacası, kazanın hemen ardından atılan adımlar ve seçilen hukuki strateji, sonucunda ödenecek tazminatın ve alınabilecek cezanın seviyesini doğrudan etkileyebileceğinden, uzman desteği alınması çoğu zaman belirleyici rol oynar.
Sıkça Sorulan Sorular
Kazada hangi haller kesin olarak asli kusur sayılır?
Kırmızı ışık veya “dur” işaretinde geçmek, bölünmüş yolda karşı şeride girmek, geçiş önceliğine hiç uymadan kavşağa dalmak, ikiden fazla şeritli yolda karşı yönden gelen trafiğin şeridine çıkmak, arkadan çarpma ve açıkça yasaklanmış yerlerde sollama gibi davranışlar, çoğu dosyada asli kusur olarak değerlendirilir. Ayrıca dar kaplamalı yolda geçiş üstünlüğü kurallarına uymamak, manevra ve şerit değiştirme kurallarını dikkate almadan ani hareketlerle kazaya sebep olmak da asli kusur kapsamında ele alınır. Somut olayda bu ihlallerden biri kazanın ana sebebi olarak tespit edilirse, kusur oranı çoğunlukla yüksek çıkar ve tazminat ile ceza sorumluluğu buna göre ağırlaşır.
Asli kusurlu sayılırsam sigorta tüm zararı benden mi ister?
Zorunlu trafik sigortası, kusur oranına bakılmaksızın poliçe limitleri dâhilinde üçüncü kişilerin zararını karşılamak için düzenlenmiştir. Bu nedenle, asli kusurlu olsanız bile, öncelikle sigorta şirketi zararı öder ve ancak poliçe dışı haller veya ağır ihlaller varsa size rücu etmeyi gündeme getirebilir. Örneğin, kasten çarpma, sahte belge kullanma veya bazı ağır ihlallerde sigorta, ödediği tutarı sürücüye geri dönük olarak talep etmeye çalışabilir. Bunun dışında, poliçe limitini aşan zararlar veya sigorta kapsamına girmeyen kalemler bakımından, asli kusurlu sürücü doğrudan ve şahsen sorumlu hale gelebilir. Bu nedenle, dosyanın hem sigorta boyutunun hem de olası rücu riskinin uzmanla birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
TRAMER kusur oranına katılmıyorsam ne yapmalıyım?
TRAMER / SBM sistemi üzerinden görülen kusur oranı, sigorta ödemelerinde esas alınan idari nitelikte bir tespittir ve bağlayıcı bir mahkeme kararı değildir. Öncelikle kaza tespit tutanağı, fotoğraflar ve varsa kamera kayıtları incelenerek, somut olarak hangi noktada hata yapıldığını belirlemek gerekir. Ardından sigorta şirketine yazılı itiraz yapılabilir; bu aşamada somut delillerle desteklenen teknik bir açıklama yapılması önemlidir. Sigorta kusur oranını değiştirmezse, Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru imkânı vardır; tahkimde de istenen sonuç elde edilemezse, genel mahkemede kusur oranının değiştirilmesi için dava açılabilir. Dolayısıyla TRAMER kaydı, gerektiğinde yargısal yolla düzeltilebilen bir başlangıç değerlendirmesi olarak görülmelidir.
Tali kusurlu olsam da ceza davası açılır mı?
Evet. Tali kusurlu olmak, ceza davası açılmasını kendiliğinden engellemez; özellikle yaralanmalı veya ölümlü kazalarda savcılık, her iki sürücü hakkında da soruşturma yürütebilir. Ceza yargılamasında önemli olan, sürücünün taksirle (dikkatsizlik ve tedbirsizlikle) kazanın meydana gelmesine ne ölçüde katkı sağladığıdır. Mahkeme, asli ve tali kusur ayrımını ceza hukuku bakımından yeniden değerlendirir ve tarafların kusur derecesine göre ceza miktarını belirler. Tali kusur çoğu zaman daha düşük ceza veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi sonuçlara kapı aralayabilir; ancak bu tamamen dosyanın koşullarına ve mahkemenin takdirine bağlıdır. Bu nedenle, tali kusurlu olduğunu düşünen sürücünün de ceza dosyasında savunma stratejisini ciddiyetle kurması gerekir.