İstinafa giden tahliye davası süresi, hem kiracılar hem de ev sahipleri açısından son derece kritik bir konudur. Zira bir yandan kiraya veren taşınmazını ne zaman fiilen geri alabileceğini, diğer yandan kiracı ise ne zamana kadar konutta kalabileceğini bilmek ister. Tahliye davalarında yalnızca ilk derece mahkemesinin yargılaması değil, bu kararın istinaf (bölge adliye mahkemesine başvuru) ve şartları varsa temyiz (Yargıtay incelemesi) aşamalarına taşınması da toplam süreyi önemli ölçüde uzatabilmektedir. Bu makalede, kiracı tahliye davalarının ne zaman açılabileceğini, ilk derece yargılamasının ortalama ne kadar sürdüğünü, istinaf sürecinin işleyişini ve bu süreçte süreyi uzatan veya kısaltan faktörleri ayrıntılı şekilde ele alacağız. Ayrıca tahliye kararının ne zaman kesinleştiğini, kesinleşme sonrası icra ve zorla tahliye aşamalarını da açıklayarak, tarafların pratikte nasıl bir takvimle karşılaştığını netleştireceğiz.
Kiracı Tahliye Davası Nedir? Ne Zaman Açılır?
Kiracı tahliye davası, kiraya verenin, kiracıyı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) öngörülen geçerli tahliye sebeplerinden birine dayanarak konut veya işyerinden çıkarmak amacıyla taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde açtığı davadır. Tahliye talebi, salt ev sahibinin isteğine değil, kanunda sınırlı şekilde sayılmış
gerekçelere dayanmalıdır. Örneğin, kiracının kira bedelini ödememesi, yazılı veya noter onaylı tahliye taahhüdüne uymaması, aynı kira yılı içinde iki haklı ihtara sebebiyet vermesi, kiraya verenin veya yakınlarının konut/işyeri ihtiyacı, taşınmazın yeniden inşa veya esaslı onarıma tabi tutulacak olması ya da yeni malikin kendi ihtiyacı gibi sebepler bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Tahliye davasının açılabileceği zaman ise sebebe göre değişir. Tahliye taahhüdüne dayalı davalarda taahhütte belirtilen tarihten itibaren bir ay içinde dava açılmalıdır. İhtiyaç nedeniyle tahliyede, kira süresinin bitiminden itibaren yine bir aylık süre söz konusudur. Yeni malik, tapu tescilinden sonra bir ay içinde kiracıya ihtar çektikten sonra, altı ayın sonunda tahliye davası açabilir. Kira bedelinin ödenmemesi hâlinde ise kiracıya süreli ihtar çekilmesi ve bu sürede borcun ödenmemesi gerekir. Bu süre ve şekil kurallarına uyulmaması, çoğu zaman tahliye talebinin reddedilmesiyle sonuçlanmakta; dolayısıyla davanın hem açılma şartları hem de süresi açısından başlangıç aşaması belirleyici olmaktadır.
Tahliye Davasında Hukuki Süreç ve Zorunlu Arabuluculuk
Tahliye davalarının güncel hukuk düzenindeki en önemli unsurlarından biri, zorunlu arabuluculuk kurumudur. Kira sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda, mahkemeye başvurmadan önce arabulucuya gitmek, artık bir tercih değil, dava şartıdır. Dava şartı; bir davanın esası incelenmeden önce, yerine getirilmesi zorunlu ön koşullar anlamına gelir. Arabuluculuğa başvurmadan açılan tahliye davaları, mahkeme tarafından usulden reddedilir; bu da hem zaman kaybına hem de ek masraflara yol açar.
Hukuki süreç kısaca şu şekilde işler: Önce kiraya veren, geçerli tahliye sebebini belirler ve gerekiyorsa kiracıya ihtarname gönderir. Ardından arabuluculuk başvurusu yapılır; bu süreç genellikle birkaç hafta içinde sonuçlanır. Taraflar anlaşırsa tahliye, üzerinde mutabık kalınan tarihte ve şartlarda gerçekleşir ve yeni bir dava açmaya gerek kalmaz. Arabuluculuk olumsuz sonuçlanırsa, düzenlenen son tutanakla birlikte sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açılır. Dava dilekçesi, deliller ve ekler dosyaya sunulur; cevap ve replik-düplik dilekçeleri aşaması tamamlandıktan sonra duruşmalar başlar. Deliller toplanır, tanıklar dinlenir, gerekirse keşif yapılır ve mahkeme nihai kararı verir. Dolayısıyla, arabuluculuk aşaması dahil olmak üzere süreç, baştan itibaren doğru kurgulanmadığında dava süresi fazlasıyla uzayabilmektedir.
Tahliye Davasında Hangi Belgeler Gereklidir?
Bir tahliye davasının sağlıklı yürüyebilmesi için, davanın dayandığı sebebe uygun ve eksiksiz bir belge seti hazırlanmalıdır. Ortak belgelerin başında, taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi ve taşınmazı gösteren kira sözleşmesi (varsa yazılı), taşınmazın adres ve malik bilgilerini içeren tapu kaydı fotokopisi ve kimlik/vekaletname belgeleri gelir. Yazılı bir kira sözleşmesi yoksa, kira ilişkisinin ispatı için banka dekontları, mesajlaşmalar veya tanık beyanları devreye girebilir.
Kira bedelinin ödenmemesi sebebine dayanan davalarda; hangi aylara ait kira bedellerinin ödenmediğini gösteren ayrıntılı hesap dökümü, kiracıya gönderilen ihtarname nüshaları ve tebliğ belgeleri hayati önem taşır. Tahliye taahhütnamesine dayalı davalarda ise, kiracının kendi el yazısıyla veya noter huzurunda imzaladığı tahliye taahhüdü aslı veya onaylı örneği, çoğu zaman davanın sonucunu belirleyen temel delildir. İki haklı ihtara dayalı tahliyelerde, aynı kira yılı içinde gönderilmiş ve kiracıya tebliğ edilmiş iki ayrı ihtarname ile bunların tebliğ şerhleri dosyaya konulmalıdır. İhtiyaç nedeniyle tahliyede ise, kiraya verenin veya yakınlarının konut/işyeri ihtiyacını gösteren nüfus kayıt örnekleri, ikametgah belgeleri, üzerine kayıtlı başka taşınmazları gösteren tapu kayıtları ve gerekirse tanık listeleri kullanılmaktadır. Belgelerin eksikliği, yalnızca ilk derece yargılamasında değil, istinaf aşamasında da davanın aleyhe sonuçlanmasına veya sürecin uzamasına yol açabilir.
Tahliye Davası Ortalama Ne Kadar Sürer?
Uygulamada kiracı tahliye davası süresi, sabit bir takvime tabi değildir; zira davanın dayandığı sebep, dosyadaki delillerin niteliği ve mahkemenin iş yoğunluğu gibi birçok faktör süreyi etkiler. Bununla birlikte güncel pratikte, ilk derece tahliye davalarının ortalama 6 ay ile 18 ay arasında sonuçlandığı söylenebilir. Noter onaylı tahliye taahhüdüne dayanan davalarda, deliller genellikle açık ve tartışmasız olduğu için süreç daha hızlı ilerler; bazı mahkemelerde 4–8 ay arasında karar verilebilmektedir. Buna karşılık, ihtiyaç nedeniyle tahliye, yeniden inşa ve esaslı onarım gibi sebep ve ispat bakımından daha tartışmalı dosyalarda yargılama süresi 9–18 ay aralığına yayılabilmektedir.
İcra yoluyla takip başlatılan ve kiracının itiraz etmediği durumlarda, tahliye sürecinin 2–4 ay gibi kısa sürelerde tamamlandığı da görülmektedir. Ancak kiracı itiraz ettiğinde, itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası açılması gerektiğinden, bu kez 6–12 aya uzayan bir takvim ortaya çıkabilmektedir. Özellikle büyükşehirlerde mahkemelerin yoğunluğu, zorunlu arabuluculuk aşamasının eklenmesi ve delillerin toplanmasındaki gecikmeler bu süreleri daha da yukarı çekebilmektedir. Dolayısıyla, istinafa taşınan bir tahliye dosyasında toplam sürenin sadece ilk derece yargılamasından ibaret olmadığı, bu ortalamaların üzerine bir de üst yargı sürelerinin ekleneceği baştan hesaba katılmalıdır.
İstinaf Nedir? Tahliye Davalarında Rolü Nedir?
İstinaf, ilk derece mahkemesinin verdiği nihai karara karşı, kararın hem maddi olay hem de hukuki yönden yeniden incelenmesini sağlayan kanun yoludur. İstinaf başvurusu, dosyanın bölge adliye mahkemesi tarafından tekrar değerlendirilmesi anlamına gelir. Bu aşamada üst mahkeme, yerel mahkemenin delil değerlendirmesini, hukuki nitelendirmesini ve usul kurallarına uyup uymadığını denetler. Gerek görürse ek delil toplayabilir, tanık dinleyebilir ya da dosyayı duruşmalı inceleyebilir. Çoğu dosyada ise, mevcut deliller üzerinden yazılı inceleme yapılır.
Tahliye davalarında istinafın rolü, sadece hatalı kararların düzeltilmesiyle sınırlı değildir. Aynı zamanda, taraflara kararı yeniden gözden geçirtecek bir güvence mekanizması oluşturur. Kiracı açısından istinaf, tahliye kararının hemen uygulanmasını engelleyen ve taşınmazda kalma süresini fiilen uzatan kritik bir aşamadır. Ev sahibi açısından ise, hatalı veya eksik değerlendirme nedeniyle reddedildiğini düşündüğü bir tahliye talebinin, üst mahkemede yeniden değerlendirilmesi imkânını sunar. Ancak istinaf başvurusunun, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılması zorunludur; aksi hâlde karar kesinleşir ve bu aşama kaçırılmış olur. Bu yönüyle istinaf, süre yönetiminin son derece önemli olduğu bir kanun yolu mekanizmasıdır.
Kiracı Tahliye Davasında İstinaf Süreci
Bir tahliye davasında ilk derece mahkemesi, kiracının tahliyesine veya davanın reddine karar verdikten sonra, taraflara gerekçeli karar tebliğ edilir. Tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf dilekçesi verilirse, dosya istinaf sürecine girer ve karar henüz kesinleşmez. İstinaf dilekçesinde, yerel mahkeme kararına neden itiraz edildiği, hangi maddi ve hukuki gerekçelerle kararın hatalı olduğu ayrıntılı şekilde açıklanmalıdır. Sadece “karara katılmıyorum” şeklindeki soyut ifadeler, üst mahkemenin ikna edilmesi için yeterli olmayacaktır.
İstinaf başvurusu yapıldıktan sonra ilk derece mahkemesi, dosyayı ön incelemeden geçirir ve şekli eksiklik yoksa bölge adliye mahkemesine gönderir. Bölge adliye mahkemesi, öncelikle başvurunun süresinde ve usule uygun olup olmadığını inceler; ardından dosyanın esasına girer. Bu aşamada mahkeme, ilk derece kararını onaylayabilir (istinafı esastan reddedebilir), kaldırabilir ve davayı yeniden görerek yeni bir hüküm kurabilir veya dosyayı eksik inceleme varsa ilk derece mahkemesine iade edebilir. Tüm bu olasılıklar, davanın toplam süresine doğrudan etki eder. Özellikle eksik delil nedeniyle dosyanın geri gönderildiği hâllerde, süreç tekrar başa sarmakta ve tahliye süresi daha da uzamaktadır.
İlginizi Çekebilir; Mersin Kira Avukatı
İstinafa Giden Tahliye Davası Süresi Ne Kadar Sürer?
İstinafa giden tahliye davası süresi iki ayrı katmanı içerir: ilk derece yargılaması ve istinaf incelemesi. Güncel uygulamada ilk derece tahliye davalarının ortalama 6–18 ay aralığında sonuçlandığı dikkate alındığında, bu kararın istinafa taşınması hâlinde bölge adliye mahkemesindeki inceleme süresi de çoğu zaman yaklaşık 6–18 ay arasında değişmektedir. Böylece, baştan sona bakıldığında, istinafa giden bir tahliye dosyasının toplam süresinin 1,5–3 yıl bandına yayılması sık rastlanan bir durumdur. Dava sebebinin açık ve delillerin güçlü olduğu, dosya içeriğinin basit olduğu hâllerde istinaf incelemesinin daha kısa sürdüğü; yoğun ve karmaşık dosyalarda ise bu sürenin uzadığı gözlemlenmektedir.
Bölge adliye mahkemelerinin iş yükü, yargı çevresindeki dava sayısı ve hâkim sayısı gibi faktörler de bu süreyi doğrudan etkiler. Bazı yerlerde istinaf incelemesi 6–8 ay gibi sürelerde tamamlanabilirken, yoğun bölgelerde dosyaların bir yıldan fazla rafta beklediği durumlar da mevcuttur. Ayrıca, istinaf kararına karşı şartları varsa temyiz yoluna gidilmesi hâlinde, Yargıtay incelemesi de ortalama 1–2 yıl ek süre anlamına gelebilir. Bu nedenle, “İstinafa giden tahliye davası kaç ay sürer?” sorusuna tek bir rakamla yanıt vermek mümkün değildir; ancak pratikte, ilk derece ve istinaf aşamalarının birlikte değerlendirildiği bir takvimin en azından birkaç yıla yayılabileceği bilinmelidir.
Dava Süresini Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Tahliye davası ve istinaf süresini etkileyen unsurlar yalnızca kanuni sürelerden ibaret değildir. Öncelikle davanın dayandığı hukuki sebep belirleyicidir: Noter onaylı tahliye taahhüdüne dayalı davalar, delilin güçlü ve tartışmasız olması nedeniyle daha hızlı sonuçlanırken; ihtiyaç, yeniden inşa veya iki haklı ihtar gibi hem olgusal hem de hukuki tartışmaya açık sebeplerde yargılama süresi uzamaktadır. Delillerin niteliği ve eksiksizliği de süreyi doğrudan etkiler; örneğin eksik ihtar tebliğ belgeleri, imzası tartışmalı tahliye taahhüdü veya yetersiz kira ödeme kayıtları, mahkemenin ek araştırmalar yapmasını ve dolayısıyla davanın uzamasını beraberinde getirir.
Mahkemelerin ve bölge adliye mahkemelerinin iş yükü, hâkim değişiklikleri, bilirkişi incelemeleri, keşif yapılması gereği, tanık sayısının fazlalığı gibi unsurlar da takvimi uzatır. Tarafların usulî işlemleri ağırdan alması, süreleri son güne bırakması, gereksiz itiraz ve ek delil talepleriyle dosyayı şişirmesi de hem ilk derece hem istinaf sürecini olumsuz etkiler. Zorunlu arabuluculuk aşamasının doğru işletilmemesi veya eksik yürütülmesi de, davanın usulden reddine yol açarak baştan başlamasına sebep olabilir. Kısacası, doğru sebebe dayanmak, belgeleri en baştan tam ve tutarlı sunmak, gereksiz itirazlardan kaçınmak ve süreleri kaçırmamak, hem tahliye davasının hem de istinaf sürecinin gereksiz yere uzamasını engelleyen temel faktörlerdir.
İstinaf Sürecinde Kiracının ve Ev Sahibinin Hukuki Durumu
İstinaf süreci devam ederken, tahliye kararı henüz kesinleşmemiş sayılır. Bu nedenle kiracı, kural olarak karar kesinleşene kadar taşınmazda kalmaya devam eder. Bu durum, kiracı lehine önemli bir fiilî koruma sağlar; zira hatalı ya da eksik incelemeyle verilmiş bir tahliye kararının hemen icra edilmesini önler. Ancak kiracının bu korumadan yararlanırken, kötü niyetli davranmaması; örneğin kira bedelini ödememe veya taşınmaza zarar verme gibi fiillerde bulunmaması gerekir. Aksi hâlde, kiraya veren farklı hukuki yollara başvurabilir ve kiracının sorumluluğu doğar.
Ev sahibi açısından ise istinaf, tahliye talebinin nihai ve denetlenmiş bir karara bağlanmasını sağlayan önemli bir aşamadır. İlk derece mahkemesinin tahliyi reddettiği dosyalarda, istinaf sayesinde delillerin yeniden değerlendirilmesi ve hatalı hukuki nitelendirmelerin düzeltilmesi mümkün olur. Öte yandan, tahliye kararı verilip de kiracı tarafından istinafa götürülen dosyalarda, ev sahibi taşınmazını fiilen devralmak için daha uzun süre beklemek zorunda kalır. İstinaf sürecinde tarafların, hem süreleri hem de taleplerini titizlikle takip etmeleri; gerekiyorsa uzman bir hukukçudan destek alarak hak kaybına yol açabilecek usul hatalarından kaçınmaları büyük önem taşır.
Tahliye Kararı Ne Zaman Kesinleşir?
Bir tahliye kararı, verildiği anda uygulanabilir hâle gelmez; önce kesinleşmesi gerekir. Kesinleşme, artık karar hakkında olağan kanun yoluna başvurulamadığı veya başvuru süresinin geçirildiği anlamına gelir. İlk derece mahkemesi tahliye kararı verdikten sonra, bu karar taraflara tebliğ edilir. Tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılmazsa, karar kendiliğinden kesinleşir ve icra edilebilir hâle gelir. İstinaf başvurusu yapılırsa, dosya bölge adliye mahkemesine gider ve burada verilen karar da taraflara tebliğ edilir. İlgili dosyada temyiz yolu açıksa ve taraflar on beş gün içinde Yargıtay’a başvurmazsa, istinaf kararı da kesinleşir.
Yargıtay’a taşınan dosyalarda ise kesinleşme, Yargıtay’ın onama kararı vermesi veya bozma sonrası tekrar verilen kararın artık olağan kanun yollarına kapalı hâle gelmesiyle gerçekleşir. Bazı tahliye türlerinde, özellikle tahliye taahhütnamesine dayalı kararlarda, mahkemeler istisnai olarak ihtiyati tedbir veya kararın derhal icrasına yönelik ara hükümler kurabilir; ancak genel kural, kesinleşme olmadan zorla tahliye işlemi yapılamayacağı yönündedir. Bu nedenle, istinaf ve temyiz sürelerinin takibi, hem kiracı hem ev sahibi bakımından kararın ne zaman fiilen uygulanabilir hâle geleceğini belirleyen temel unsur durumundadır.
Kesinleşen Tahliye Kararından Sonra İcra ve Zorla Tahliye Süreci
Tahliye kararı kesinleştikten sonra, kiraya verenin icra yoluyla tahliye sürecini başlatması mümkündür. Bunun için öncelikle, kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak icra müdürlüğüne başvuru yapılır ve taşınmazın tahliyesine ilişkin bir icra emri düzenlenir. Bu icra emri kiracıya tebliğ edilir ve kendisine belirli bir süre içinde taşınmazı boşaltması bildirilir. Kiracı, bu süre içinde taşınmazı kendi rızasıyla terk ederse süreç sorunsuz şekilde tamamlanır; aksi hâlde, icra memuru zorla tahliye işlemi yapar.
Zorla tahliye aşamasında icra memuru, gerektiğinde polis veya zabıta eşliğinde taşınmazın kapısını açtırabilir, kiracıyı ve eşyalarını dışarı çıkarabilir. Bu esnada taşınmazda meydana gelebilecek zararlar için tutanak tutulur; kiraya verenin zararları varsa ayrıca tazminat davası açma hakkı doğabilir. Kiracının tahliye sırasında direnci, fiziki engelleme girişimleri veya kolluğa mukavemet gibi durumlar, ayrıca ceza hukuku bakımından da sonuçlar doğurabilir. Sonuç olarak, istinafa giden ve uzun süren bir tahliye davasının nihai etkisi, çoğu zaman bu icra ve zorla tahliye aşamasında somut şekilde görünür hâle gelir; bu nedenle tarafların, yargılama süreci kadar icra aşamasının da hukuki çerçevesini bilmesi önemlidir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Yargıtay’ın Dikkat Ettiği Noktalar
Tahliye davalarında ve istinaf sürecinde en sık görülen hata, süre ve şekil kurallarına uyulmamasıdır. Örneğin tahliye taahhüdüne dayalı davalarda, taahhütte yazılı tarihten itibaren bir ay içinde dava açılmaması, yeni malik tahliyesinde tapu tescilinden sonra bir ay içinde ihtar çekilmemesi veya ihtiyaç tahliyesinde kira dönemi bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılmaması, davanın reddedilmesine yol açmaktadır. Kira borcuna dayalı tahliyede, TBK m. 315’e uygun içerik ve sürede ihtar çekilmemesi, iki haklı ihtar tahliyesinde ihtarların aynı kira yılı içinde ve ayrı ayrı gönderilmemesi de Yargıtay tarafından titizlikle denetlenmektedir.
Yargıtay’ın özellikle üzerinde durduğu bir diğer nokta, ihtiyaç iddiasının gerçek, samimi ve zorunlu olup olmadığıdır. Sırf yüksek kira beklentisi veya yatırım amacıyla ihtiyaç tahliyesi yoluna gidilmesini önlemek için, somut olayın tüm koşulları incelenmekte ve kiraya verenin başka konutu olup olmadığı, ihtiyaç sahibinin gerçekten taşınma gereksinimi bulunup bulunmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca zorunlu arabuluculuk başvurusunun atlanması, eksik belge ile dava açılması, delillerin geç sunulması ve istinaf dilekçesinde somut ve hukuki gerekçeler ortaya konulmaması da hem ilk derece hem üst mahkeme nezdinde sık karşılaşılan sorunlardandır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, istinafa giden tahliye dosyalarının süresini kısaltmanın yolu; baştan itibaren doğru hukuki sebebe dayanmak, süre ve şekil şartlarına eksiksiz uymak ve süreci profesyonelce yönetmekten geçmektedir.
İstinafa Giden Tahliye Davası Süresi Hakkında Sık Sorulan Sorular
İstinafa giden tahliye davası toplamda ortalama ne kadar sürer?
İlk derece tahliye davası çoğu dosyada 6–18 ay arasında sonuçlanmaktadır. Karar istinafa taşındığında, bölge adliye mahkemesinin incelemesi de yaklaşık 6–18 ay sürebilir. Böylece, istinafa giden bir tahliye dosyasında toplam sürenin 1,5–3 yıl aralığına yayılması uygulamada sık rastlanan bir durumdur. Dosyanın karmaşıklığı, delillerin yapısı ve mahkemelerin iş yükü bu süreyi kısaltabilir veya uzatabilir.
İstinaf başvurusu yapılınca kiracı hemen tahliye edilir mi?
Hayır. İstinaf başvurusu yapıldığında tahliye kararı kural olarak kesinleşmez ve kiracı çoğunlukla taşınmazda kalmaya devam eder. Bölge adliye mahkemesi kararı inceleyip kesinleşme gerçekleşmeden, zorla tahliye icra yoluyla gerçekleştirilemez. Ancak kiracının bu süreçte kira borcunu ödemeye devam etmesi ve taşınmaza zarar vermemesi gerekir; aksi hâlde ek hukuki sorumluluklar doğabilir.
Tahliye kararının kesinleştiğini nasıl anlarım?
Tahliye kararının kesinleşmesi, olağan kanun yoluna başvuru imkânının kalmamasıyla gerçekleşir. İlk derece kararı tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılmazsa karar kesinleşir. İstinafa gidilmişse, bölge adliye mahkemesinin kararı tebliğ edilir ve temyiz yolu açıksa on beş gün içinde Yargıtay’a başvurulmazsa bu karar da kesinleşmiş sayılır. Kesinleşme şerhi verilen karar, artık icra edilebilir hâle gelir.
İstinaf sürecini hızlandırmak için ne yapılabilir?
İstinaf sürecini tamamen tarafların kontrol etmesi mümkün olmasa da, bazı adımlar süreci dolaylı olarak hızlandırabilir. Öncelikle istinaf dilekçesinin somut, hukuki ve delillerle desteklenmiş gerekçeler içermesi gerekir. Dosyada eksik belge bırakmamak, gereksiz itiraz ve taleplerle dosyayı ağırlaştırmamak, süreleri son günlere bırakmamak önemlidir. Ayrıca istinaf mahkemesine, dosyanın aciliyetiyle ilgili makul gerekçeler sunularak incelemenin önceliklendirilmesi talep edilebilir; ancak bunun kabulü tamamen mahkemenin takdirindedir.
İsTİNATLARDA SÜRÜNÜYORUZZ ALLAHIM BURALARA DÜŞÜRMRSİNN 1 YILI GEÇCEK İSTİNATDA YAETMEDİ 3 YILDA DAVA SÜRDÜ GELDE ŞİMDİ ADALETE GÜVENNN çok ama çok magduruzzzz
İşbu mesleki makale/dilekçe, iş ve gelir elde etme amacı güdülmeksizin meslektaşlarımıza yardımcı olmak hazırlanmış ve yayımlanmıştır. Lütfen ücretli avukatlık hizmeti almak, danışmak ve bilgi almak için şahsi avukatınıza ulaşınız.
Merhaba 2020yılında evimi kiraya verdim kısa bir süre için 2022de çıkmasını istedim çıkmayacağını ve kızının savcı ailesi hukukçu olduğunu berirtti yani tehdit etti bende mahkemeye verdim 7.7.2022 de kira tahutnamesiyle birbıcukyı sürdü daha sonra evliymiş eşi aile konut davası açtı oda biryıl sürdü ve şimdi istinafa gitti çok kötü durumdayım lütfen bana yardımcı olun
İşbu mesleki makale/dilekçe, iş ve gelir elde etme amacı güdülmeksizin meslektaşlarımıza yardımcı olmak hazırlanmış ve yayımlanmıştır.
Evim var ama yok sayılıyor evleneceğim ama evime giremiyorum birinci mahkeme kiracıya tahliye verdi ona güvenip düğün salonu, davetiye ve gelinlik damatlık ayarladım hepsi elimizde patladı onca masraf şimdi bizim mağduriyetimizi kim karşılayacak
işbu mesleki makale/dilekçe, iş ve gelir elde etme amacı güdülmeksizin meslektaşlarımıza yardımcı olmak hazırlanmış ve yayımlanmıştır.
bu ülkede kiracı ev sahibi ev sahibi ise kanunların sayesinde kiracıya ev satın alıp yıllarca borcunu ödemeye mahkum edilmiş bir zavallı durumuna düşürülmüştür davayı kazanıyorsun birde istinafta sürünüyorsun 35 bin liralık evimde adam 8 bin tlye keyif sürüyor parasında değilim emekliliğimde hayatımı sürdürmek rahat etmek için aldığım borcuyla boğuştuğum evimi meğerse kiracıya almışım 4 yıl oldu 1 yılı istinafta doldu hala haber yok kiralarken 1 yıl sonra taşınacağımı söylediğim halde adam banane dedi sabrımın son günlerindeyim bıktım artık
işbu mesleki makale/dilekçe, iş ve gelir elde etme amacı güdülmeksizin meslektaşlarımıza yardımcı olmak hazırlanmış ve yayımlanmıştır.
Merhaba hemen hemen sizinle aynı durumu yaşıyorum ve söylediklerinize katılıyorum gerçekten Türkiye’de bu konuda çok büyük açık ve eksiklik var ev sahibiysen haksızsın hiç kimse de bu ev sahininin evsız kalmasına sırf bir yanlış yapıp birine güvenip evini kiraladıktan sonra neler yaşadığını umursamıyor benim hayatım kayıyor beyefendi benim evimde sırf ucuza oturuyor diye çıkmak istemiyor kendi daireleri ve imkanları olduğu halde bir kadını mağdur etmekten hiç çekinmiyor çünkü mahkemelerin ne kadar uzun süreceğini biliyor ve malesef adalet bu konularda çok eksik kalıyor lütfen ilgili makamlara iletilsin istinaf bari bu kadar süründürmesin mağdurları
Umarım sesiniz duyulur
İşbu mesleki makale/dilekçe, iş ve gelir elde etme amacı güdülmeksizin meslektaşlarımıza yardımcı olmak hazırlanmış ve yayımlanmıştır.