3 Yıllık Kiracıya Kira Tespit Davası Açılır Mı?

3 yıllık kiracıya kira tespit davası açılır mı? sorusu, son yıllarda hızla artan kira bedelleri nedeniyle hem ev sahiplerinin hem de kiracıların en çok araştırdığı konulardan biri hâline gelmiştir. Kira sözleşmesinde artış şartı bulunması, sözleşmenin kaç yıllık olduğu, beş yıllık sürenin dolup dolmadığı, TÜFE sınırı ve son dönemde konut kiralarına getirilen yüzde 25 tavanı gibi pek çok değişken, bu sorunun cevabını doğrudan etkiler. Bu yazıda, Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddeleri ve Yargıtay uygulaması ışığında, 3 yıllık kiracı için kira tespit davası açma şartlarını, davanın hangi hâllerde mümkün olduğunu, hangi durumlarda ise hukuki yararın bulunmadığını ayrıntılı şekilde ele alacağız. Ayrıca dava açma zamanı, arabuluculuk zorunluluğu, delil toplama süreci ve uygulamada sık yapılan hatalar üzerinden hem kiracılar hem de kiraya verenler için pratik uyarılar paylaşacağız.

3 Yıllık Kiracıya Kira Tespit Davası Açılır Mı?

Öncelikle net bir çerçeve çizmek gerekir: kira tespit davası, her uyuşmazlıkta başvurulabilecek serbest bir araç değildir; kanunda öngörülen belirli şartlara bağlıdır. Türk Borçlar Kanunu m.344, yenilenen kira dönemlerinde kira bedelinin hangi esaslara göre belirlenebileceğini düzenler. Buna göre, sözleşmede geçerli bir artış hükmü varsa, kiraya veren beş yıllık süre dolmadan sırf “rayiçler yükseldi” gerekçesiyle kira tespit davası açarak TÜFE’yi aşan bir artış isteyemez. Buna karşılık, sözleşmede hiç artış maddesi yoksa veya mevcut hüküm yeterince açık değilse, 3. yılda da olup olmamasına bakılmaksızın, yeni dönem için hâkimden TÜFE sınırını aşmamak kaydıyla kira bedelinin belirlenmesi talep edilebilir. Burada esas belirleyici nokta “sözleşmede artışa ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığı” ve “davanın 5 yıllık süre dolmadan mı, yoksa sonrasında mı açıldığıdır”.

Aşağıdaki tablo, 3 yıllık kiracı bakımından durumu özetler:

Sözleşme Durumu3. Yılda Kira Tespit DavasıKısa Açıklama
Artış hükmü var ve uygulanabilirGenelde mümkün değilBeş yıl dolmadan rayiç üzerinden tespit istenemez, taraflar sözleşmedeki oranla bağlıdır.
Artış hükmü yokMümkünHâkim, bir önceki yılın 12 aylık TÜFE ortalamasını aşmamak koşuluyla kira bedelini belirleyebilir.
Beş yıl dolmuşMümkünArtış hükmü olsa bile emsal kiralar, rayiç ve hakkaniyet esasına göre tespit yapılır.

Dolayısıyla “3 yıllık kiracıya her durumda kira tespit davası açılır” genellemesi doğru değildir. Her dosyada önce sözleşme metni, artış şartı ve sözleşmenin başlangıç tarihi dikkatle incelenmelidir.

Kira Bedelinin Tespiti Davasının Hukuki Niteliği

Kira bedelinin tespiti davası, klasik anlamda bir alacak davası değil, tespit fonksiyonu ağır basan ve sonucu itibarıyla inşai (hukuki ilişkiyi geleceğe yönelik değiştiren) nitelik taşıyan özel bir dava türüdür. Tespit davası, genel olarak bir hukuki ilişkinin varlığını veya yokluğunu netleştiren davayı ifade ederken; kira tespit davasında hâkim, belirli bir kira döneminde geçerli olacak kira bedelini saptar ve bu belirleme, sözleşmede yazan kira miktarının yerini alır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da vurgulandığı üzere, bu kararlar salt “mevcut durumu teşhis eden” kararlar olmayıp, yeni dönem için bağlayıcı bir kira bedeli oluşturur.

Bu özelliği nedeniyle kira tespit davalarında hâkimin izleyeceği yöntem, tarafların serbest iradesine bırakılamaz. Kamu düzenine ilişkin yönü ağır basan bu davalarda hâkim; kanun hükümlerine, içtihadı birleştirme kararlarına ve Yargıtay içtihatlarında yerleşen yöntemlere uymak zorundadır. Bu çerçevede, kiralananın emsal kira bedelleri, konumu, kullanım amacı, sözleşmenin süresi gibi unsurlar dikkate alınmadan salt taraf beyanına göre tespit yapılması, kararın bozulmasına yol açabilecek ciddi bir usul hatasıdır. Ayrıca bu davada verilen karar, kural olarak yalnızca ilgili kira yılı için geçerlidir; sonraki yıllarda yeni bir tespit talebiyle tekrar dava açılması gerekebilir.

TBK 344 Kapsamında Kira Artışı ve 5 Yıllık Süre Kuralı

Türk Borçlar Kanunu m.344, yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira artışının çerçevesini üç ayrı senaryo üzerinden düzenler. İlk senaryo, tarafların sözleşmede bir artış oranı kararlaştırdığı durumdur. Bu hâlde, yeni kira döneminde kira, kararlaştırılan orana göre artırılır; ancak oran 12 aylık TÜFE ortalamasını geçemez. İkinci senaryoda, sözleşmede artışa ilişkin hiçbir hüküm yer almamaktadır. Bu durumda, hâkim yine TÜFE’nin 12 aylık ortalamasını aşmayacak şekilde, kiralananın durumu ve hakkaniyet ilkeleriyle uyumlu bir kira bedeli belirler. Üçüncü ve 3 yıllık kiracılar bakımından kritik senaryo ise, sözleşmenin beş yıldan uzun süreli olması veya beşinci yıldan sonra yenilenmesidir. Bu noktadan itibaren hâkim, yalnızca TÜFE ile sınırlı değildir; emsal kira sözleşmeleri ve rayiç değerler de devreye girer.

3 yıllık kiracı açısından bu tablo şöyle okunmalıdır: Sözleşmede geçerli bir artış hükmü varsa, henüz beşinci yıl dolmadığı için kira tespiti davası ile rayiçlere dayalı yüksek artışlar istenemez; artış ancak sözleşmedeki oran ve kanuni tavan (TÜFE ve konut kiralarında geçici olarak %25 sınırı) çerçevesinde gündeme gelir. Buna karşılık, hiç artış hükmü bulunmayan veya artışın ne şekilde yapılacağının tamamen belirsiz olduğu sözleşmelerde, beş yıl beklenmeksizin yeni dönem için TÜFE ile sınırlı kira tespiti talep edilebilir. Yani beş yıllık süre, hakim tarafından TÜFE üstü rayiç tespiti yapılabilmesi için bir eşik olup, her tespit davası için mutlak şart değildir.

TBK 345’e Göre Dava Açma Zamanı ve Yeni Döneme Etkisi

TBK m.345, kira bedelinin belirlenmesine ilişkin davanın ne zaman açılabileceğini ve verilen kararın hangi kira döneminden itibaren hüküm doğuracağını düzenler. Teorik olarak kira tespit davası “her zaman” açılabilir; fakat kiracıyı hangi dönem için bağlayacağı, davanın zamanlamasına bağlıdır. Kanuna göre, dava yeni kira döneminin başlamasından en geç otuz gün önce açılırsa veya aynı süre içinde kiracıya yazılı bildirim (ihtarname) gönderilir ve dava en geç o yeni kira yılının sonuna kadar açılırsa, mahkemece belirlenecek kira bedeli o yeni dönemin başından itibaren geçerli olur. Aksi durumda, tespit edilen kira, bir sonraki kira yılı için uygulanır ve kiraya veren, fark açısından bir yıllık gelir kaybıyla karşılaşır.

Örneğin, başlangıç tarihi 01.01.2022 olan bir konut kirasında, kiraya veren 01.01.2025’te başlayacak üçüncü kira yılı için artış talep edecekse, en geç 02.12.2024 tarihine kadar ya dava açmalı ya da kira artışı talebini içeren bir ihtarnameyi kiracıya tebliğ ettirmelidir. Bu yapılmadıysa ve dava daha geç bir tarihte açıldıysa, mahkemece belirlenecek kira bedeli 2025 yılı değil, 2026 yılı kira dönemi için bağlayıcı olacaktır. Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, haklı bir tespit talebi olmasına rağmen, dava açma zamanı planlanmadığı için bir tam kira dönemi boyunca düşük bedelle kiraya devam etmek zorunda kalınmasıdır.

3 Yıllık Kiracı İçin Kira Tespit Davasının Şartları ve Deliller

3 yıllık kiracıya kira tespit davası açabilmek için birden fazla şartın bir arada bulunması gerekir. İlk şart, taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesinin varlığıdır; bu sözleşme yazılı olabileceği gibi fiilî kira ilişkisi ve ödeme kayıtlarıyla da ispatlanabilir. İkinci şart, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmasıdır. Hukuki yarar, kısaca, mahkeme kararına ihtiyaç duyulmasını ifade eder. Örneğin sözleşmede açık ve uygulanabilir bir artış hükmü varken, kiracı bu hükme göre artış yapıyor ve taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık yoksa, kiraya verenin sırf “ileride risk çıkmasın” diye kira tespit davası açması hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilebilir.

Bunun yanında, 1.9.2023 tarihinden sonra açılan kira tespit davaları için, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar bakımından dava şartı arabuluculuk zorunluluğu getirilmiştir. Arabulucuya başvurulmadan dava açılması hâlinde, mahkeme başvuru eksikliğinden davayı usulden reddeder. Görevli mahkeme, HMK m.4 uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi; yetkili mahkeme ise kural olarak davalının yerleşim yeri veya kiralananın bulunduğu yer mahkemesidir. Deliller bakımından kira sözleşmesi, banka dekontları, emsal kira sözleşmeleri, ihtarname, keşif ve bilirkişi incelemesi öne çıkar. Özellikle beş yıllık eşiğin aşıldığı hallerde emsal kiralara ilişkin belgelerin dosyaya sunulması, sağlıklı bir tespit kararı bakımından önemlidir.

Yargıtay Uygulamasında Emsal Araştırması, Eski Kiracılık ve Hakkaniyet

Yargıtay kararları, özellikle beş yıllık sürenin dolduğu kira sözleşmelerinde hak ve nesafet ilkesi çerçevesinde nasıl kira tespiti yapılacağını ayrıntılı şekilde ortaya koymaktadır. Buna göre mahkeme, öncelikle tarafların sunduğu emsal kira sözleşmelerini ve resen araştırma ile ulaşılabilecek emsalleri dosyaya almalı; kiralanan taşınmaz ile emsallerin konum, yüzölçümü, kullanım amacı, çevre özellikleri ve kira başlangıç tarihleri gibi unsurlar bakımından gerçekten karşılaştırılabilir olup olmadığını somut gerekçelerle irdelemelidir. Ardından keşif yapılarak taşınmaz yerinde görülmeli ve bilirkişi kurulu –tercihen hukukçu, inşaat mühendisi/mimar ve gayrimenkul değerleme uzmanından oluşan bir ekip– tarafından boş olarak kiraya verilmesi hâlinde getirebileceği kira bedeli belirlenmelidir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, bu rayiç değer tespit edildikten sonra, kiracının “eski kiracı” olması dikkate alınarak belirli oranda hakkaniyet indirimi uygulanır. Uygulamada bu indirimin genellikle %10–20 aralığında tutulması gerektiği, daha yüksek indirim oranlarının bozma sebebi olabileceği kabul edilmektedir. Önemli bir nokta da, bilirkişinin raporunda zaten “eski kiracılık” olgusunu dikkate alarak indirim yapması hâlinde, mahkemenin ikinci kez hakkaniyet indirimi uygulamamasıdır; aksi durumda iki kez indirim yapılmış olur ve kira bedeli gereğinden fazla düşük belirlenir. 3 yıllık kiracı açısından ise bu ayrıntılar, beş yıllık süre doluncaya kadar daha sınırlı bir rol oynar; zira bu dönemde hâkim çoğu durumda TÜFE sınırıyla bağlıdır ve rayiç üzerinden agresif bir artış yapılamaz.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

3 yıllık kiracıya ilişkin kira tespit davalarında, uygulamada bazı tekrar eden hatalarla karşılaşılmaktadır. Bunların başında, beş yıllık sürenin yanlış yorumlanması gelir. Pek çok kiraya veren, her artış döneminde rayiç kiraya ulaşmak için tespit davası açılabileceğini düşünmekte; oysa kanun, beş yıl dolmadan yalnızca TÜFE sınırı içinde kalınmasına izin verir. İkinci önemli hata, davanın açılış zamanının TBK m.345’e göre planlanmaması ve bu nedenle mahkeme kararının bir yıl sonraki kira dönemine etki etmesi, dolayısıyla bir yıllık kira farkının kaybedilmesidir. Üçüncü hata, sözleşmede açık artış hükmü varken, tarafların bu hükmü uygulamayıp doğrudan tespit davasına yönelmesi ve dava sonunda “hukuki yarar yokluğu” sebebiyle reddedilme riskiyle karşılaşmasıdır.

Buna ek olarak, kira tespit davasının kısmi veya belirsiz alacak davası gibi açılmaya çalışılması, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu ileri sürerek sonradan ıslah talep etmesi, Yargıtay tarafından açıkça uygun görülmemektedir. Yüksek Mahkeme, tespit talebinin bölünemeyeceğini ve kira tespit davasında ıslahla bedel artırılamayacağını defalarca vurgulamıştır. Son olarak, konut kiralarında belirli dönemler için getirilen %25 artış tavanının, beş yıllık süreye dayalı tespit davalarında da hakimin bağlı olduğu bir üst sınır olduğu unutulmamalıdır; aksi şekilde hüküm kurulması, kararın bozulmasına yol açabilir. Tüm bu sebeplerle, özellikle 3. yılda dava açmayı düşünen kiraya verenlerin, sözleşme metnini, süreleri ve güncel mevzuatı birlikte değerlendirerek hareket etmesi önem taşır.

Daha detaylı bilgi için Mersin Kira Avukatı ziyaret edebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

3 yıllık kiracıya her durumda kira tespit davası açılabilir mi?

Hayır. 3 yıllık kiracıya kira tespit davası açılması, doğrudan kiracılık süresine değil, sözleşmenin içeriğine ve beş yıllık sürenin dolup dolmamasına bağlıdır. Eğer kira sözleşmesinde yeni dönemlerde uygulanacak açık ve geçerli bir artış hükmü varsa, kiraya veren beş yıl dolmadan yalnızca bu sözleşme hükmü ve kanuni tavan çerçevesinde artış isteyebilir; rayiç bedellere göre yüksek bir artış talebiyle kira tespit davası açamaz. Buna karşılık, sözleşmede artış hükmü hiç yoksa veya artış yöntemini belirlemeye elverişli değilse, beş yıl beklenmeksizin yeni kira dönemi için TÜFE ile sınırlı kira tespiti talep edilebilir. Dolayısıyla “3 yılı geçen her kiracıya dava açılır” şeklindeki genellemeler yanlıştır.

3 yıllık kiracı için açılan kira tespit davasında rayiç kira dikkate alınır mı?

3 yıllık kiracı bakımından, beş yıllık süre dolmamışsa hâkim genellikle 12 aylık TÜFE ortalamasını aşmamak koşuluyla kira bedelini belirlemekle sınırlıdır. Bu aşamada rayiç kira ve emsal sözleşmeler, kural olarak TÜFE üstü bir artış yapılması için dayanak oluşturmaz. Rayiçler ve emsal kiralar, daha çok beş yıldan uzun süreli veya beş yılın sonrasında yenilenen sözleşmelerde, TBK m.344/3 kapsamında devreye girer ve hâkime TÜFE’nin üzerinde bir tespit yapma imkânı sağlar. Ancak 3. yılda açılan davalarda bile hâkim, kiralananın durumunu ve piyasa koşullarını hakkaniyeti gözetmek için inceleyebilir; bu inceleme, artışın TÜFE sınırı içinde kalması şartıyla anlam taşır.

Kira tespit davası ne zaman açılırsa yeni dönemin başından itibaren geçerli olur?

Bir kira tespit kararının yeni kira döneminin başından itibaren kiracıyı bağlaması için TBK m.345’teki süre şartlarına uyulması gerekir. Buna göre, ya dava yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önce açılmalı ya da aynı süre içerisinde kiracıya yazılı bir artış ihtarı gönderilmeli ve dava en geç ilgili kira yılının sonuna kadar açılmalıdır. Bu şartlardan hiçbiri yerine getirilmeden açılan davalarda, mahkemece belirlenecek kira bedeli bir sonraki kira dönemi için geçerli olur. Uygulamada pek çok kiraya veren, haklı bir tespit talebine sahip olmasına rağmen bu süre planlamasını yapmadığı için bir yıl boyunca eski kira bedeli üzerinden kira almak zorunda kalmaktadır.

Kira tespit davasında ıslah veya bedel artırımı yapılabilir mi?

Kira bedelinin tespiti davaları, klasik alacak davalarından farklı olarak bölünebilir nitelikte görülmez ve Yargıtay, bu davalarda “fazlaya ilişkin hakların saklı tutulamayacağını” açıkça ifade eder. Bu nedenle dava açılırken talep edilen kira bedeli bir defada ve açık şekilde ortaya konulmalıdır. Daha sonra ıslah yoluyla bedelin yükseltilmesi, tespitin aslında bir sonraki dönemi kapsar hâle gelmesine yol açacağından, davanın niteliğiyle bağdaşmaz. Yüksek Mahkeme, bu sebeple kira tespit davalarının kısmi veya belirsiz alacak davası gibi kurgulanamayacağını; ıslahla bedel artırımının mümkün olmadığını kabul etmektedir. Bu yüzden, özellikle 3 yıllık kiracı için tespit davası düşünülüyorsa, dava açılmadan önce piyasa koşulları ve hedef kira bedeli ciddi biçimde analiz edilmelidir.

Yorum yapın

Hemen Ara