Bir yakınını kaybeden mirasçılar çoğu zaman cenaze, taziye ve resmi işlemler arasında en kritik hukuki süreyi kaçırabiliyor: reddi miras. Çünkü miras, kanunun “külli halefiyet” (mirasın, hak ve borçlarıyla birlikte mirasçılara kendiliğinden geçmesi) ilkesi gereği ölüm anında mirasçılara geçer. Bu nedenle terekenin (miras bırakanın tüm malvarlığı ve borçlarının bütünü) borca batık çıkması halinde, mirasçıların 3 aylık hak düşürücü süre içinde doğru adımı atması gerekir. Bu yazıda; reddi mirasın ne olduğu, kimlerin kullanabileceği, sürenin nasıl işlediği, 3 ay içinde reddi miras yapılmazsa doğacak sonuçlar, “hükmen ret” istisnası ve uygulamada sık yapılan hatalar, Sulh Hukuk Mahkemesi uygulaması ekseninde açıklanmaktadır.
Reddi Miras Nedir?
Reddi miras, mirasçının mirası ve mirasla birlikte gelen borçları kabul etmeyerek mirasçılık sıfatını geriye etkili şekilde ortadan kaldıran tek taraflı bir irade beyanıdır. Uygulamada en sık, terekenin borçlarının (kredi, vergi, icra dosyaları gibi) malvarlığından fazla olduğu durumlarda tercih edilir. Buradaki kritik nokta, reddin “mirası beğenmedim” türünden bir değerlendirme değil, doğrudan hukuki sonuç doğuran bir beyan olmasıdır. Ret yapıldığında mirasçı, hukuk düzeninde sanki miras bırakanın ölümünden önce vefat etmiş gibi kabul edilir; bu sayede borçlardan kişisel olarak sorumlu olmaz. Ancak ret, terekeyi tamamen “durdurmaz”; miras ilişkisi devam eder, sadece reddeden kişi miras zincirinden çıkar ve pay, kanundaki sıraya göre diğer hak sahiplerine yönelir.
Reddi mirası “koruyucu” bir mekanizma olarak düşünmek gerekir: mirasçı, daha sonra alacaklılarla karşı karşıya kalmamak için süresi içinde mahkemeye başvurur. Bu nedenle reddi miras, şekle bağlı bir işlemdir; yanlış yere yapılan başvuru veya şartlı ifadeler (örneğin “borç varsa reddediyorum”) çoğu kez geçersizlik riski doğurur. Ret süreci doğru yönetilmediğinde, mirasçı hem ret hakkını kaybedebilir hem de tereke borçlarının hedefi haline gelebilir.
Reddi Miras Ne Demek?
Günlük dilde “mirası reddetmek”, mirası hiç almamak anlamına gelir; ancak hukuken anlamı daha nettir: mirasçı, ölümle kendisine geçen hak ve borçların tamamını birlikte kabul etmeme iradesini bildirir. Çünkü miras, tek tek malların paylaşımı değil; terekenin bütün halinde mirasçılara geçmesidir. Bu nedenle mirasçı “ev kalsın ama borçlar kalmasın” diyemez; kayıtsız ve şartsız ret esastır. Ret beyanı yapıldığında mirasçılık sıfatı, geçmişe etkili olarak ortadan kalkar ve mirasçı, murisin borçlarına karşı kişisel malvarlığıyla muhatap olmaz.
Burada sık karıştırılan konu şudur: Mirasçılar, 3 aylık süre içinde ret yapmazsa “zaten hiçbir işlem yapmadım, kabul etmiş sayılmam” diye düşünebilir. Oysa kanun, sessiz kalmayı çoğu durumda örtülü kabul gibi değerlendirir. Bunun sonucu, alacaklıların mirasçıya yönelmesi ve borçların icra takibiyle tahsiline girişebilmesidir. Dolayısıyla reddi miras, “sonradan bakarım” denecek bir tercih değil; süreye bağlı, hızlı ve doğru yürütülmesi gereken bir hukuki işlemdir.
Miras Reddi Hakkı Kimlere Verilir?
Reddi miras hakkı, yasal mirasçılara ve atanmış mirasçılara tanınmıştır. Yasal mirasçılar, mirasçılık sıfatı kanundan doğan kişilerdir (örneğin altsoy, eş ve belirli koşullarda devlet). Atanmış mirasçılar ise miras bırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarruflarla mirasçı kıldığı kişilerdir. Her iki grup da mirası, hak ve borçlarıyla birlikte devralma ihtimali nedeniyle, belirlenen süre içinde reddetme imkanına sahiptir.
Hakkın kullanılabilmesi için mirasçının fiil ehliyeti (ayırt etme gücü ve kanuni şartlara göre işlem yapabilme yeteneği) önemlidir. Fiil ehliyeti olmayanlar adına reddi miras işlemi kanuni temsilci tarafından yapılır; temsilcinin işlem yetkisinin kapsamı ve usulü, ileride çıkabilecek uyuşmazlıklarda tartışma konusu olabilir. Ayrıca reddi miras “kişiye sıkı sıkıya bağlı” bir hak gibi görülmemeli; doğru yetkilendirme ile vekil aracılığıyla da yürütülebilir. Uygulamada hak kaybının önüne geçmek için, mirasçılık durumunu ve temsil ilişkisini baştan netleştirmek gerekir.
Reddi Miras Süresi
Reddi miras için temel süre 3 aydır ve bu süre hak düşürücü niteliktedir (yani süre geçince hak kendiliğinden ortadan kalkar, mahkeme bunu resen dikkate alır). Sürenin başlangıcı mirasçı tipine göre değişir. Yasal mirasçılar bakımından kural, miras bırakanın ölümünün öğrenildiği tarihtir; mirasçılık sıfatı daha sonra öğrenilmişse, süre o tarihten başlar ve bunu ispat yükü genellikle mirasçıdadır. Atanmış mirasçılar yönünden ise tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarih esas alınır. Terekenin yazımı gibi koruma önlemleri varsa, yazım işlemlerinin bittiğinin bildirilmesi süreyi başlatabilir.
En kritik pratik nokta şudur: Ret beyanının, süresi içinde Sulh Hukuk Mahkemesine ulaşması gerekir. “Dilekçeyi hazırladım” veya “kargoya verdim” gibi ara aşamalar, somut olaya göre yeterli olmayabilir; bu nedenle teslim ve kayıt tarihini ispatlayacak şekilde işlem yapılmalıdır. Ayrıca kanun, önemli sebeplerin varlığında hâkime süreyi uzatma yetkisi tanır; fakat bu istisna, süresi içinde talep edilmediğinde koruma sağlamayabilir. Bu yüzden süre, “esnetilebilir” değil “yönetilmesi gereken” bir takvimdir.

3 Ay İçinde Reddi Miras Yapılmazsa Ne Olur?
Üç aylık süre içinde reddi miras yapılmazsa, mirasçı bakımından en temel sonuç şudur: miras kayıtsız ve şartsız kazanılmış sayılır. Bu durum, terekenin borçlarını da kabul etmek anlamına gelir. Alacaklılar, mirasçılara karşı icra takibi yapabilir; mirasçı, yalnızca tereke malvarlığıyla sınırlı kalmadan, belirli koşullarda kendi malvarlığıyla da risk altına girebilir. Bu nedenle 3 aylık süre, “tereddüt süresi” değil, mirasın mali durumunu araştırıp hukuki pozisyonu belirleme süresidir.
Bununla birlikte, süre kaçırılmış olsa bile her olayda sonuç aynı değildir. Hükmen reddi miras (kanunun, borca batık tereke için mirasın reddedilmiş sayılması) koşulları mevcutsa, mirasçı sessiz kalmış olsa bile “kabul etmiş sayılma” sonucu doğmayabilir. Ancak bu istisna, otomatik bir koruma değildir; murisin ölüm anında ödemeden aczinin açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş olması gerekir. Ayrıca mirasçının tereke işlemlerine karışması (mirası sahiplenme davranışları) bu korumayı zayıflatabilir. Dolayısıyla 3 ayın kaçırılması, çoğu dosyada telafisi zor hak kaybı doğurur; istisnaya güvenerek hareket etmek yüksek risklidir.
Reddi Miras Nasıl Yapılır?
Reddi miras, kural olarak mirasın açıldığı yer Sulh Hukuk Mahkemesine (miras bırakanın son yerleşim yeri) sözlü veya yazılı beyan ile yapılır. Yazılı beyan, imzalı dilekçe ile sunulur; sözlü beyan ise tutanağa geçirilerek kayıt altına alınır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, işlemin “resmi” ve “usulüne uygun” yapılmasıdır. Yanlış mahkemeye başvuru, eksik yetki, şartlı ret ifadeleri veya dilekçe içeriğinin belirsiz bırakılması, ret beyanının tartışmalı hale gelmesine yol açabilir.
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, reddi mirasın noterde yapılabileceğinin sanılmasıdır. Noter üzerinden yapılan birçok işlem, vatandaşın elinde “belge” bulunduğu için güven verici görünse de, reddi mirasın doğrudan Sulh Hukuk Mahkemesine yöneltilmesi gerekir. Bir diğer risk, ret beyanının “borç varsa reddediyorum” gibi şarta bağlanmasıdır; ret kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Ayrıca sürenin kaçırılmaması için başvurunun kayıt altına alınması, UYAP kaydı veya evrak kayıt bilgileriyle belgelendirilmesi pratikte ciddi fayda sağlar.
Reddi Miras İçin Gerekli Belgeler
Reddi miras başvurusu için gereken belgeler, başvurunun sağlıklı ilerlemesi bakımından önemlidir. Genel olarak mirasçının kimliğini ve mirasçılık sıfatını ortaya koyan belgeler ile ret iradesini gösteren dilekçe gerekir. En çok kullanılan belge veraset ilamıdır (mirasçılık belgesi). Mahkeme, mirasçının gerçekten mirasçı olup olmadığını ve beyanın süresinde yapılıp yapılmadığını inceleyeceği için, bu belgenin dosyada bulunması süreci hızlandırır.
Aşağıdaki liste, uygulamada en sık istenen kalemleri özetler:
- Kimlik belgesi ve iletişim bilgileri
- Veraset ilamı (mirasçılık belgesi)
- Ölüm kaydı/ölüm belgesi (gerektiğinde nüfus kaydı ile)
- İmzalı reddi miras dilekçesi (kayıtsız-şartsız ret iradesi içermeli)
Belgelerin eksikliği doğrudan ret hakkını düşürmez; ancak eksiklikler, sürenin yönetilmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle özellikle 3 aylık süreye yaklaşılmış dosyalarda, önce süreyi koruyacak şekilde başvuru yapılması, ardından eksiklerin tamamlanması stratejik olarak daha güvenli olabilir. Yine de her somut olayda mahkemenin talep edebileceği ek belgeler olabileceği unutulmamalıdır.
Reddi Miras Şartları
Reddi mirasın geçerli olabilmesi için bazı temel şartlar vardır. Birincisi, ret beyanı tek taraflı ve bozucu yenilik doğuran bir işlemdir (yani beyanla birlikte hukuki durum değişir) ve şekle bağlıdır. İkincisi, beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir. “Şu borçlar çıkarsa reddediyorum” veya “şu taşınmazı alıp borçları almıyorum” türü ifadeler, ret iradesini sakatlar. Üçüncüsü, beyanın süresinde yapılması zorunludur; hak düşürücü süre kaçırılırsa ret hakkı ortadan kalkar.
Bir diğer kritik şart, mirasçının ret süresi içinde tereke işlemlerine karışmamasıdır. Terekeyi sahiplenme anlamına gelen davranışlar (örneğin tereke malını devretmek, olağan yönetimi aşan tasarruflarda bulunmak, mal gizlemek) mirası kabul iradesi olarak yorumlanabilir ve ret hakkını düşürebilir. Buna karşılık, yalnızca hak kaybını önlemek için yapılan bazı zorunlu işlemler her zaman kabul sayılmayabilir; fakat sınır, somut olayda mahkemenin ve Yargıtay içtihatlarının yaklaşımıyla belirlenir. Bu yüzden ret süresinde “işlem yapmadan önce” hukuki risk analizi yapmak, dava kaybını önleyen en pratik adımdır.
Mirası Ret Çeşitleri
Mirasın reddi, uygulamada iki ana başlık altında değerlendirilir: gerçek reddi miras ve hükmen reddi miras. Gerçek ret, mirasçının Sulh Hukuk Mahkemesine süresi içinde giderek açıkça ret beyanında bulunmasıdır. Hükmen ret ise miras bırakanın ölüm tarihinde borca batık olduğunun açıkça belli olması veya resmen tespit edilmiş bulunması nedeniyle, mirasın kanunen reddedilmiş sayılmasıdır. Bu ayrım, 3 aylık süre kaçırılmış dosyalarda özellikle belirleyicidir.
Aşağıdaki tablo, iki ret türünü pratik farklarıyla özetler:
| Kriter | Gerçek Reddi Miras | Hükmen Reddi Miras |
|---|---|---|
| İşlem | Mahkemeye açık ret beyanı | Kanuni karine; borca batıklık şartıyla |
| Süre | 3 ay içinde yapılmalı | Koşullar varsa süre kaçsa da ileri sürülebilir |
| İspat | Başvurunun süresinde yapıldığı ispatlanır | Borca batıklık ve şartlar mirasçı tarafından ispatlanır |
Ancak bu tablo, hükmen reddin “kolay yol” olduğu anlamına gelmez. Hükmen redde dayanılacaksa, murisin ölüm anındaki mali durumunu güçlü delillerle ortaya koymak gerekir; aksi halde mirasçı borçlardan sorumluluk riskini bertaraf edemez.
SÜRESİ GEÇTİKTEN SONRA MİRAS REDDEDİLEBİLİR Mİ? (MİRASIN HÜKMEN REDDİ)
Üç aylık süre kaçırıldığında gerçek reddi miras imkânı kural olarak ortadan kalkar. Ancak bazı dosyalarda mirasçılar, “mirasın hükmen reddi” kurumuna dayanarak borçlardan korunabilir. Hükmen ret, miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin (borca batıklığın) açıkça belli olması veya resmen tespit edilmesi halinde devreye giren kanuni bir karinedir. Buradaki amaç, borca batık bir terekenin mirasçılar tarafından sırf süreyi kaçırdıkları için üstlenilmesini önlemektir.
Ne var ki bu koruma, her borçlu muriste otomatik işlemez. Geçici nakit sıkışıklığı, düzensiz ödeme ya da sonradan büyüyen borçlar hükmen reddi desteklemeyebilir. Değerlendirme, murisin ölüm anındaki mali durumuna odaklanır. Bu nedenle mirasçılar, murisin ölüm tarihine yakın icra dosyaları, hacizler, iflas kararı, konkordato süreçleri gibi olgular üzerinden “borca batıklık” düzeyini somutlaştırmalıdır. Ayrıca mirasçının tereke işlemlerine karışması, hükmen red karinesinden yararlanmayı zora sokabilir. Bu nedenle hükmen reddin, “sonradan düzeltirim” yaklaşımıyla değil, delil odaklı ve stratejik biçimde yürütülmesi gerekir.
MİRASIN HÜKMEN REDDİNİN KOŞULLARI NELERDİR ?
Hükmen reddin koşulları iki ana eksende toplanır: (i) murisin ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli olması, (ii) bu aczin resmen tespit edilmiş olması. “Ödemeden aciz”, yalnızca borçların bulunması değildir; terekenin borçlarının, alacak ve malvarlığını aşmasıdır. Ayrıca bu durum, ölüm anında mevcut olmalıdır. Ölümden sonra yapılan işlemlerle ortaya çıkan borçlar veya mirasçıların yanlış yönetimiyle büyüyen yükler, hükmen reddin temelini oluşturmaz.
Resmi tespit örnekleri bakımından uygulamada; iflas kararı, haciz kayıtları, aciz belgesi, konkordato süreci gibi belgeler güçlü kabul edilir. “Açıkça belli olma” ise daha çok murisin çevresinde, alacaklıları ve yakınları arasında borca batıklığın bilinir seviyede olmasını ifade eder; bu noktada tanık anlatımı tek başına yeterli olmayabilir, yazılı delillerle desteklenmesi gerekir. Ayrıca kanun, mirasçının mirası kabul ettiğine işaret eden davranışlarını (olağan yönetimi aşan işlemler, mal gizleme vb.) hükmen reddin dışında bırakabilecek şekilde değerlendirir. Bu sebeple, hükmen reddi ileri sürmeden önce hem olumlu koşullar hem de ret hakkını düşürebilecek davranışlar birlikte analiz edilmelidir.

TEREKENİN İŞLEMLERİNİ YAPAN MİRASÇI HÜKMEN REDDEN FAYDALANABİLİR Mİ ?
Mirasçının tereke işlemlerine karışması, hem gerçek reddi miras hakkını hem de hükmen reddin sağladığı korumayı zayıflatabilir. Çünkü kanun, ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke üzerinde olağan yönetimi aşan tasarruflarda bulunan, tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçının mirası reddedemeyeceğini kabul eder. Uygulamada “ben sadece işleri toparladım” denilen birçok işlem, mahkemece mirası sahiplenme olarak yorumlanabilir.
Örneğin miras kalan taşınmazın mirasçı adına tescili ve üçüncü kişiye devri, mirası kabul iradesinin güçlü göstergesi sayılabilir. Keza tereke borçlarının ödenmesi, tereke mallarının satışı, işletme yönetimine olağan dışı müdahaleler de risk doğurur. Buna karşılık, bazı zorunlu adımlar (hak düşümünü önlemek için dava açılması veya cebri icra takibine başvurulması gibi) her olayda ret hakkını düşürmeyebilir; ancak sınır çizgisi somut olayda değerlendirilir. Sonuç olarak mirasçının, “tereke adına işlem yapmadan önce” bu işlemin kabul iradesi sayılıp sayılmayacağını öngörmesi gerekir; aksi halde hükmen reddi ileri sürse bile, kabul davranışı nedeniyle korumadan yararlanamama ihtimali doğar.
Çalışma alanlarından miras hukuku hakkında daha detaylı bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
HÜKMEN REDDİN SONUÇLARI NELERDİR ?
Hükmen reddin en önemli sonucu, mirasçıların borca batık terekenin borçlarından sorumlu tutulmamasıdır. Koşullar gerçekleşmişse, mirasçının ayrıca gidip “mirası reddediyorum” demesine gerek kalmadan, hukuk düzeni mirası reddedilmiş sayar. Bu, alacaklıların mirasçılara yönelmesi halinde mirasçıların “hükmen ret” itirazıyla korunabilmesi anlamına gelir. Ancak pratikte çoğu zaman, bu itirazın kabulü için murisin ölüm anındaki aczinin somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Hükmen reddin bir diğer sonucu, terekenin tasfiye rejimine girmesidir. Bütün mirasçıların hükmen redden yararlandığı durumlarda, tereke genellikle iflas hükümlerine benzer şekilde tasfiye edilerek alacaklılara ödeme yapılır. Burada hedef, mirasçının kişisel malvarlığını korurken, alacaklıların da tereke içinde mümkün olduğu ölçüde tatmin edilmesidir. Yargısal uygulama, mirasçıların “zımnen kabul” sayılabilecek davranışları yoksa, murisin aczinin tespitini isteme haklarının devam ettiği yönündedir. Bu nedenle hükmen reddin sonuçları, hem borç sorumluluğunu kaldıran hem de tasfiye mekanizmasını çalıştıran bir çerçeve üretir; fakat dosyanın kazanılması, delil planının doğruluğuna bağlıdır.
HÜKMEN REDDİN TESPİTİ MİRASÇILARA KARŞI AÇILAN ALACAK DAVASINDA İLERİ SÜRÜLEBİLİR Mİ?
Evet, mirasçılar hükmen reddi, kendilerine karşı açılan alacak davasında veya başlatılan icra takibinde itiraz olarak ileri sürebilir. Bu pratikte çok önemlidir; çünkü çoğu mirasçı, murisin borçlarını, ancak kendilerine ödeme emri geldiğinde öğrenmektedir. Böyle bir durumda mirasçı, borcun kendisine ait olmadığını savunurken, dayanağını hükmen reddin koşullarından alır ve murisin ölüm anında borca batık olduğunu delillerle gösterir.
Bu itiraz, aynı dosya içinde incelenebilir; ancak somut olaya göre ayrıca tespit davasına ihtiyaç duyulup duyulmayacağı değişebilir. Uygulamada, icra dosyasında yapılan itirazın yeterli görülmediği veya alacaklının itirazın kaldırılması/iptali yoluna gittiği senaryolarda, mirasçıların hükmen reddin tespiti için dava açarak hukuki zemini güçlendirmesi gerekebilir. Burada strateji, “hangi yargı yolunda hangi delille ilerleyeceğim” sorusuna doğru yanıt vermektir. Yanlış yolda ilerlemek, hem zaman kaybı hem de alacaklı baskısının artması anlamına gelebilir. Bu nedenle alacak davası veya icra takibiyle karşılaşıldığında, hükmen reddin ileri sürülmesi geciktirilmeden ve delil seti tamamlanarak yapılmalıdır.
HÜKMEN REDDİN KOŞULLARININ GERÇEKLEŞTİĞİNİN İSPAT YÜKÜ KİMDEDİR ?
Hükmen reddin koşullarının gerçekleştiğini ispat yükü kural olarak mirasçılardadır. Yani mirasçılar, murisin ölüm tarihinde borca batık olduğunu ve bunun açıkça belli olduğunu veya resmen tespit edildiğini ortaya koymalıdır. Bu ispat, yalnızca borç listesi sunmaktan ibaret değildir; borçların tereke değerini aştığını, ölüm anındaki tabloyla göstermeyi gerektirir. İcra dosyaları, haciz tutanakları, aciz belgesi, iflas/konkordato belgeleri gibi resmi evraklar, ispat gücünü artırır.
Hükmen ret bir karine olduğundan, alacaklılar da karinenin aksini ispatlayabilir. Örneğin alacaklı, murisin ölüm tarihinde yeterli malvarlığı olduğunu, borca batıklığın bulunmadığını veya mirasçıların zımnen kabul sayılacak işlemler yaptığını ileri sürebilir. Bu noktada mirasçıların hatası, delil toplamayı “sonradan” planlamak ve icra baskısı altında savunmayı zayıf bırakmaktır. Sağlıklı yöntem, murisin ölüm tarihine yakın dönemdeki finansal ve icrai kayıtları toplamak, terekenin aktifi/pasifi bakımından tablo çıkarmak ve mirasçının kabul anlamına gelebilecek tasarruflarını dosyadan ayıklamaktır. Bu yaklaşım, hükmen reddin kabul edilme ihtimalini belirgin biçimde yükseltir.
Sıkça Sorulan Sorular
3 aylık reddi miras süresi ne zaman başlar?
Kural olarak yasal mirasçılar için süre, miras bırakanın ölümünün ve mirasçılık sıfatının öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Atanmış mirasçılarda ise vasiyetname veya miras sözleşmesinin kendilerine resmi olarak bildirildiği tarih esas alınır. Süre hak düşürücü olduğu için başlangıç tarihinin doğru tespiti kritik önemdedir.
3 ay geçerse artık hiçbir şey yapılamaz mı?
Gerçek reddi miras bakımından kural olarak yapılamaz. Ancak murisin ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli ise veya resmen tespit edilmişse, miras hükmen reddedilmiş sayılabilir. Bu durumda mirasçı, alacaklıların takibine karşı hükmen reddi itirazı veya tespit davası yoluyla koruma arayabilir.
Noterden reddi miras yapılabilir mi?
Reddi miras, mirasın açıldığı yer Sulh Hukuk Mahkemesine yöneltilen yazılı veya sözlü beyanla yapılır. Noter üzerinden yapılan işlemler çoğu senaryoda reddi mirasın hukuki sonucunu doğurmaz. Bu nedenle doğru merciye başvuru, ret hakkının korunması açısından belirleyicidir.
Tereke ile ilgili işlem yapmak reddi mirası engeller mi?
Ret süresi içinde terekeyi sahiplenme anlamına gelebilecek işlemler (olağan yönetimi aşan tasarruflar, mal gizleme, kendine mal etme, satış-devri gibi) reddi mirası engelleyebilir ve hükmen redden yararlanma imkanını da zora sokabilir. Hangi işlemin “kabul” sayılacağı somut olaya göre değerlendirilir; bu nedenle işlem yapılmadan önce hukuki risk analizi yapılması gerekir.