18 Yaşından Küçük Biri Hamile Kalırsa Ne Olur?

18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusu, yalnızca aileleri değil, aynı zamanda savcılıkları, mahkemeleri ve sosyal hizmet birimlerini doğrudan ilgilendiren çok boyutlu bir hukuki problemdir. Türk Ceza Kanunu’nda çocukların cinsel dokunulmazlığını koruyan özel düzenlemeler bulunmaktadır ve bu düzenlemeler, hamileliğe yol açan cinsel fiilin niteliğine göre farklı suç tipleri öngörür. Çocuğun yaşı, fiilin rızaya dayanıp dayanmadığı, cebir, tehdit ve hile bulunup bulunmadığı, mağdurun akıl ve ruh sağlığının durumu, tarafların birbirine akrabalığı gibi pek çok unsur, hukuki nitelendirmede belirleyici rol oynar. Hamilelik, çoğu dosyada cinsel ilişkinin gerçekleştiğine yönelik güçlü bir delil olmakla birlikte, tek başına suçun türünü ve ceza miktarını belirlemez. Bu nedenle “18 yaşından küçük biri hamile kalırsa” izlenecek hukuki yol, TCK’nın 102, 103, 104 ve 105. maddeleri çerçevesinde, Yargıtay içtihatları da dikkate alınarak dikkatle analiz edilmelidir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Nedir? (TCK 104) ve Hamilelik Durumu

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, TCK m.104’te düzenlenmiş olup, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, 15 yaşını bitirmiş ancak 18 yaşını doldurmamış bir çocukla rızaya dayalı olarak vajinal veya anal yoldan cinsel ilişkide bulunulması hâlinde oluşur. Bu suçun tipik görünümünde mağdur, kendi iradesiyle cinsel birlikteliğe katıldığını ifade etmekte, yani hukuken “rıza”dan söz edilmektedir. Ancak ceza hukuku bakımından çocukların korunması esastır; bu nedenle rıza, cezayı tamamen ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmez, sadece suçun türünün TCK 103 (çocuğun cinsel istismarı) yerine TCK 104 kapsamında kalmasını sağlar.

18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusuna bu madde açısından bakıldığında, öncelikle hamileliğin, cinsel ilişkinin varlığını ve sıklığını gösteren önemli bir delil olduğu görülür. Fiil, mağdur 15 yaşını doldurduktan sonra gerçekleşmiş, cebir, tehdit veya iradeyi sakatlayan hile tespit edilmemiş ve klasik anlamda cinsel birleşme (organın vajinal/anal yoldan ithali) söz konusuysa, uygulamada çoğu kez reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kabul edilir. Mağdurun 15 yaşından küçük olması hâlinde ise, rıza hukuken geçersizdir ve hamilelik, kural olarak çocuğun cinsel istismarı suçunun göstergesi olarak değerlendirilir.

Failin 18 yaşından büyük veya küçük olması, TCK 104 bakımından suçun oluşumu için zorunlu bir şart değildir. Yargıtay, 15–18 yaş aralığındaki bir çocukla rızaya dayalı cinsel ilişkiye giren diğer tarafın da çocuk olması hâlinde dahi, TCK 104 hükümlerinin uygulanabileceğini kabul etmektedir. Dolayısıyla, 18 yaşından küçük birinin hamile kalması, çok büyük oranda soruşturma açılmasına ve fiilin TCK 104 veya TCK 103 çerçevesinde değerlendirilmesine yol açar.

Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suç Türleri ve 18 Yaşından Küçük Hamileliklerinin Hukuki Niteliği

Türk Ceza Kanunu’nda çocukların cinsel bütünlüğünü koruyan düzenlemeler, “Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar” başlığı altında toplanmıştır. Bu çerçevede cinsel istismar (TCK 103), cinsel saldırı (TCK 102), cinsel taciz (TCK 105) ve reşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104) suçları temel ekseni oluşturur. 18 yaşından küçük birinin hamile kaldığı her olayda, öncelikle mağdurun hangi yaş grubuna girdiği ve fiilin nasıl gerçekleştiği saptanarak, bu suç tipleri arasındaki ayrım doğru yapılmalıdır.

Aşağıdaki tablo, yaş grupları ve fiilin niteliğine göre ortaya çıkabilecek temel suç tiplerini özetler:

Mağdurun YaşıFiilin NiteliğiRıza DurumuMuhtemel Suç Tipi
15 yaşından küçükVajinal/anal cinsel ilişkiRızalı söylense bileÇocuğun cinsel istismarı (TCK 103)
15–18 yaşVajinal/anal cinsel ilişkiCebir, tehdit, ağır hile yokReşit olmayanla cinsel ilişki (TCK 104)
15–18 yaşVajinal/anal cinsel ilişkiCebir, tehdit, iradeyi bozan hile varÇocuğun cinsel istismarı (TCK 103)
18 yaşından büyükVajinal/anal cinsel ilişkiRızalı değilCinsel saldırı (TCK 102)

18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusuna cevap aranırken, hamileliğin yaş grubuna göre hangi suç tipine işaret ettiğinin doğru tespiti önem taşır. Özellikle 15 yaşını doldurmamış çocuklarda, rızadan söz edilse bile TCK 103 kapsamında istismar söz konusudur. 15–18 yaş grubunda ise, fiilin rızaya mı yoksa cebir, tehdit veya hileye mi dayandığı ayrımı belirleyici hâle gelir. Yanlış suç tipi seçilmesi, hem cezalandırmada hem de mağdurun korunmasında ciddi hak kayıplarına neden olabilir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Unsurları ve Hamilelikte Rıza Değerlendirmesi

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda temel unsur, mağdurun geçerli bir rızasının bulunmasıdır. Mağdur, 15–18 yaş aralığında olmalı ve cinsel fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip bulunmalıdır. Rıza; cebir, tehdit, ağır hile veya mağdurun zihinsel/psikiyatrik yapısını bozacak nitelikte baskı altında verilmişse, ceza hukuku bakımından geçerli sayılmaz. Bu durumda fiil, reşit olmayanla cinsel ilişki değil, çoğu zaman çocuğun cinsel istismarı olarak nitelendirilmektedir.

Yargıtay uygulamasında, “seninle evleneceğim”, “seni bırakmam” gibi duygusal nitelikteki vaatler, tek başına mağdurun iradesini ortadan kaldıran hile olarak kabul edilmemektedir. Dolayısıyla bu tür söylemler, ancak somut olayda mağdurun direnme gücünü tamamen kıran daha ağır davranışlarla birleştiğinde dikkate alınır. 18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusuna cevap aranırken, mahkeme; tarafların tanışma biçimini, ilişkilerinin süresini, ailelerin tutumunu, mesaj ve yazışmaları, tanık anlatımlarını birlikte değerlendirerek rızanın gerçekliğini test eder.

Rızanın varlığı veya yokluğu, hamile kalan çocuk açısından yalnızca ceza miktarını değil, aynı zamanda hangi koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanacağını da etkiler. Örneğin rızasız birlikteliklerde hem ceza ağırlaşmakta hem de çocuk hakkında Çocuk Koruma Kanunu kapsamında barınma, psikolojik destek, eğitim tedbirleri gibi önlemler daha yoğun şekilde gündeme gelmektedir. Bu nedenle, ailelerin ve mağdur vekillerinin, olayı anlatırken rıza kavramının hukuki anlamını dikkate alarak hareket etmesi büyük önem taşır.

15–18 Yaş Aralığında İki Akran Çocuk Arasındaki Cinsel İlişki ve Hamilelik

Uygulamada sık rastlanan durumlardan biri, 15–18 yaş aralığında iki akran çocuk arasında gelişen duygusal ilişki ve bunun sonucunda ortaya çıkan hamileliktir. Burada tarafların her ikisi de çocuk olmasına rağmen, Yargıtay’ın yerleşik içtihadında çoğu dosyada kız çocuk “mağdur”, erkek çocuk ise “fail” olarak kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, TCK 104’ün fail açısından bir yaş sınırı öngörmemesinden kaynaklanır; yani failin de 18 yaşından küçük olması, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun oluşmasına engel değildir.

18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusunu akran ilişki bağlamında değerlendirdiğimizde, karşımıza şu tablo çıkar:

  • Tarafların her ikisi de 15–18 yaş aralığındadır.
  • Cinsel ilişki rızaya dayalıdır ve cebir, tehdit, ağır hile tespit edilememiştir.
  • Hamilelik, ilişkide cinsel birleşmenin gerçekleştiğini gösteren delil niteliğindedir.

Bu durumda erkek çocuk hakkında TCK 104 kapsamında soruşturma açılması ve mahkûmiyetle sonuçlanması mümkündür. Ancak bu yaklaşım, “iki taraf da çocuk olduğu hâlde neden sadece erkek cezalandırılıyor?” sorusunu gündeme getirmekte, uygulamada eşitlik tartışmalarına yol açmaktadır. Buna rağmen Yargıtay, cinsel dokunulmazlığın korunması bakımından kız çocuğunu ağırlıklı biçimde “korunan taraf” kabul etmekte ve içtihadını bu yönde sürdürmektedir.

Akran ilişkilerinde, özellikle aileler arasında daha sonra ortaya çıkan husumetler nedeniyle şikâyet hakkının kullanılması veya geri çekilmesi, dosyaların seyrini önemli ölçüde etkiler. Şikâyet süresinin kaçırılması, hamilelik gibi ağır sonuçlara rağmen davanın düşmesine yol açabilir. Bu nedenle, akran ilişkilerinden kaynaklanan hamileliklerde dahi hukuki danışmanlık alınmadan adım atılmaması önemlidir.

Yaş ve Zeka Düzeyinin Tespiti: Adli Tıp Raporları ve Yargıtay Uygulaması

18 yaşından küçük birinin hamile kalması hâlinde en kritik sorulardan biri, mağdurun gerçek yaşının ve zihinsel kapasitesinin ne olduğudur. Nüfus kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı, çocuğun yaşının geç yazıldığı, köy ve kırsal bölgelerde doğumun sağlık kuruluşuna bildirilmediği durumlarda, mahkeme yaşın belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan kemik yaşı raporu ister. Bazı hâllerde kemik yaşı tıbben net biçimde tespit edilemeyebilir; bu durumda tanık anlatımları, aile beyanları, doğumla ilgili eski kayıtlar birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılır.

Zihinsel veya ruhsal rahatsızlıklar da hukuki değerlendirmede ayrı bir başlık oluşturur. Hafif veya orta derecede zeka geriliği, bipolar bozukluk gibi rahatsızlıklar söz konusuysa, Adli Tıp; mağdurun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunup bulunmadığını, fiile ruhsal yönden direnme gücünün olup olmadığını raporlar. Rapor, mağdurun olayın anlam ve sonuçlarını algılayamayacağını ortaya koyuyorsa, rıza hukuken geçerli kabul edilmez ve fiil çoğu zaman TCK 103 kapsamında cinsel istismar olarak nitelendirilir.

18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusuna yanıt aranırken, failin mağdurun zeka geriliğini bilip bilmediği de önemlidir. Rahatsızlık dışarıdan kolayca anlaşılmıyorsa ve taraflar ilk kez görüşmüşlerse, Yargıtay genellikle failin bu durumu bilmediğini kabul ederek reşit olmayanla cinsel ilişki hükümlerini uygular. Buna karşın, rahatsızlık dış görünüşten kolayca fark edilebiliyorsa veya taraflar uzun süredir birbirini tanıyorsa, failin bu durumu bildiği kabul edilerek daha ağır yaptırımlar gündeme gelebilir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Cezası ve Hamilelikte Ağırlaştırıcı Sonuçlar

TCK m.104’e göre, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, 15 yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun mağdurla arasında evlenme yasağı bulunan (üstsoy-altsoy, kardeş, evlilik nedeniyle oluşan hısımlık gibi) kişiler tarafından işlenmesi hâlinde ise, şikâyet şartı aranmaksızın on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülür. Evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile konumunda olan kişiler bakımından da daha ağır ceza hükümleri uygulanır.

Kanunda hamilelik, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu için ayrıca bir ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmemiştir. Ancak hamilelik, hem fiilin ciddiyetini hem de mağdur üzerindeki uzun vadeli etkileri gösterdiği için, mahkemelerin ceza tayininde takdir hakkını üst sınıra doğru kullanmasına yol açabilir. Özellikle çok küçük yaşta hamile kalan çocuklarda, psikolojik, sosyal ve eğitimsel yıkım göz önünde bulundurularak cezaların alt sınırdan uzaklaşıldığı görülür.

18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusunun ceza hukuku boyutunun yanında, nafaka, velayet, babalık davası gibi aile hukukuna ilişkin yansımaları da bulunur. Ceza davasında fail hakkında hüküm kurulurken, bir yandan da çocuğun ve doğacak bebeğin korunması amacıyla sosyal hizmet tedbirleri ve aile mahkemesi nezdinde ek süreçler işletilebilir. Bu nedenle, böyle bir durumda yalnızca TCK 104 hükmü ile sınırlı düşünmek yerine, ceza ve aile hukuku boyutlarını birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşım izlenmelidir.

Şikâyet Süresi, Şikâyetten Vazgeçme ve 18 Yaş Altı Hamileliklerde Sık Yapılan Hatalar

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikâyete bağlıdır. Mağdur, fiilin işlendiğini öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet hakkını kullanmalıdır. Bu süre, özellikle hamilelik dosyalarında büyük önem taşır; zira cinsel ilişki ile hamilelik arasında geçen süre, çoğu zaman aylara yayılır ve aileler durumun ciddiyetini geç fark edebilir. Şikâyet süresi, son cinsel ilişkinin gerçekleştiği tarihten itibaren hesaplanır; bu süre geçtikten sonra yapılan şikâyetler davanın düşmesine yol açabilir.

Burada en sık yapılan hatalardan biri, sadece annenin veya babanın şikâyetçi olmasıyla yetinilmesi, hamile mağdur çocuğun iradesinin ayrıca alınmamasıdır. Yargıtay, mağdurun 15–18 yaş aralığında olduğu durumlarda, doğrudan mağdurun iradesine üstünlük tanınması gerektiğini vurgular. Yani velinin şikâyeti veya şikâyetten vazgeçmesi tek başına yeterli değildir; mağdurun dosya kapsamında bizzat dinlenmesi ve şikâyetçi olup olmadığını açıklaması gerekir. Mağdur reşit olduktan sonra da (örneğin yargılama sırasında 18 yaşına girdiğinde) yeniden beyanı alınmalı ve şikâyet hakkını nasıl kullanmak istediği sorulmalıdır.

18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusuna pratik açıdan bakıldığında, şikâyet süresinin kaçırılması veya yanlış kişiden şikâyet alınması, hamilelik gibi ağır bir sonuç bulunmasına rağmen kamu davasının şikâyet yokluğu nedeniyle düşmesi sonucunu doğurabilir. Bu nedenle, ailelerin ve mağdur vekillerinin, sürelere ve şikâyet usulüne ilişkin teknik detayları mutlaka dikkate alması, gerekiyorsa en kısa sürede uzman bir ceza avukatına başvurması gerekir.

Uzlaşma, Dava Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, bazı hafif suçlarda olduğu gibi uzlaşma kapsamına giren suçlardan değildir. Dolayısıyla fail ile mağdurun veya ailelerin kendi aralarında anlaşmaları, uzlaştırmacı aracılığıyla dosyayı kapatma imkânı vermez. Savcılık, suçun işlendiğini öğrendiğinde yasal şartlar oluşmuşsa soruşturma yürütmek ve yeterli delil varsa kamu davası açmakla yükümlüdür. Bu yönüyle, “aralarında anlaşmışlar” veya “evlenecekler” şeklindeki yaklaşımlar, ceza sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Dava zamanaşımı bakımından, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu için genel olarak 8 yıllık süre uygulanır. Bu süre içinde soruşturma başlatılmamış veya açılan dava sonuçlanmamışsa, zamanaşımı nedeniyle ceza davası düşebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, şikâyet süresi altı ay olup, bu süre geçtikten sonra zaten çoğu dosyada davanın düşmesi gündeme gelmektedir. Bu nedenle, zamanaşımı süresinden önce şikâyet süresinin takip edilmesi pratiğe daha yakındır.

18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusunda görevli mahkeme de önemlidir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda yargılama yetkisi asliye ceza mahkemesine aittir. Ancak fiilin cinsel istismar kapsamında değerlendirilmesi hâlinde, suç vasfına göre daha ağır ceza öngörülen düzenlemeler devreye girecek ve ağır ceza mahkemesi görevlendirilebilecektir. Bu ayrım, hem yargılama usulünü hem de verilebilecek cezanın üst sınırını doğrudan etkilediği için, iddianamenin doğru suç tipiyle düzenlenmesi büyük önem taşır.

Cezanın Ertelenmesi, HAGB ve Adli Para Cezası İmkânı

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi TCK sistemi gereği kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle, mahkûmiyet hâlinde fail hakkında mutlaka hapis cezası kararı verilir. Ancak bu, cezanın mutlaka cezaevinde infaz edileceği anlamına gelmez; zira hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi gibi kurumlar belirli şartlarla uygulanabilmektedir.

HAGB kararı verilebilmesi için cezanın belirli bir sınırı aşmaması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması gibi koşullar aranır. HAGB kararı verildiğinde, ceza belirli bir denetim süresi içinde sonuç doğurmaz; bu süre içinde yükümlülüklere uyulması hâlinde hüküm ortadan kaldırılır. Benzer şekilde, cezanın ertelenmesinde de sanığın kişiliği, sosyal çevresi ve suçun işleniş biçimi dikkate alınarak, cezanın cezaevinde infazından şartlı olarak vazgeçilebilir.

18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusunun fail açısından pratik sonucu, çoğu dosyada hapis cezası ile yüzyüze kalınması, ancak ilk suç ve belirli koşulların sağlanması hâlinde HAGB veya erteleme gibi seçeneklerin değerlendirilebilmesidir. Bununla birlikte, hamilelik gibi ağır bir sonuç söz konusu olduğunda mahkemelerin, özellikle olayın mağdur üzerindeki etkilerini gözeterek bu kurumları uygulama konusunda daha temkinli davranabildiği de unutulmamalıdır.

Yargıtay Kararları Işığında 18 Yaşından Küçük Biri Hamile Kalırsa Sürecin İşleyişi

Yargıtay kararları, 18 yaşından küçük birinin hamile kalması hâlinde izlenecek hukuki yolun çerçevesini büyük ölçüde netleştirmektedir. Kararlardan çıkan temel sonuç, her olayda önce mağdurun yaşının, fiilin niteliğinin ve rızanın gerçekliğinin titizlikle belirlenmesi gerektiğidir. 15 yaş altındaki hamileliklerde rıza hukuken kabul edilmediğinden, fiil doğrudan çocuğun cinsel istismarı kapsamına alınmakta; 15–18 yaş aralığında ise cebir, tehdit, hile ve mağdurun algılama yeteneği detaylı biçimde incelenerek TCK 103 ve 104 arasında ayrım yapılmaktadır.

Yargıtay, ayrıca şu noktalara özel vurgu yapmaktadır:

  • Mağdurun yaşı nüfus kaydından farklı olabilir; kemik yaşı raporu ve tanık beyanlarıyla gerçek yaş tespit edilmelidir.
  • Hafif zeka geriliği, bipolar bozukluk gibi rahatsızlıklar, mağdurun fiili algılama yeteneğini etkiliyorsa rıza geçerli sayılmayabilir.
  • Evlenme vaadi veya duygusal söylemler tek başına ağır hile sayılmaz; somut olayın bütününe bakılır.
  • Şikâyet süresi ve şikâyet hakkının mağdur tarafından kullanılması esastır; yalnızca velinin beyanı yeterli değildir.

18 yaşından küçük biri hamile kalırsa ne olur? sorusuna Yargıtay perspektifinden bakıldığında, hamileliğin her zaman ceza davasını gündeme getirdiği, ancak olayın ayrıntılarına göre suç tipinin, cezanın ve uygulanacak koruma tedbirlerinin değişebildiği görülür. Bu nedenle, böyle bir durumla karşılaşan ailelerin ve mağdurların, süreci tek başına yönetmeye çalışmak yerine, ceza hukuku ve çocuk hakları alanında deneyimli bir avukattan profesyonel destek almaları, hem mağdurun korunması hem de hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.

Daha detaylı bilgi için Mersin Cinsel Suç Avukatı olarak web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. 

Sıkça Sorulan Sorular

18 yaşından küçük birinin hamile kalması hâlinde her durumda ceza davası açılır mı?

Genel olarak, 18 yaşından küçük hamilelikleri savcılıkların dikkatini çeker ve çoğu dosyada resen veya şikâyet üzerine soruşturma başlatılır. Ancak hangi suçtan dava açılacağı, mağdurun yaşı, cinsel ilişkinin rızaya dayanıp dayanmadığı, cebir, tehdit veya hilenin bulunup bulunmadığı gibi unsurlara göre değişir. 15 yaş altındaki hamileliklerde rıza hukuken geçersiz olduğundan, neredeyse her zaman çocuğun cinsel istismarı kapsamında ağır ceza gerektiren bir süreç yürütülür. 15–18 yaş arasında ise, rızaya dayalı birlikteliklerde reşit olmayanla cinsel ilişki suçu gündeme gelir ve şikâyet şartı önem kazanır.

16 yaşında hamile kalan bir çocuk, rızası olduğunu söylerse fail ceza almaz mı?

16 yaşındaki bir çocuğun “ben istedim, rızam vardı” demesi, TCK 104 bakımından fiili reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamına sokar; ancak cezayı tamamen ortadan kaldırmaz. Rıza, sadece suçun cinsel istismar değil, reşit olmayanla cinsel ilişki olarak nitelendirilmesini sağlar. Bu suçta da iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Üstelik şikâyet süresi içinde mağdur şikâyetçi olmuşsa, rızadan bahisle beraat kararı verilmez; sadece fiilin hangi suç tipine girdiği tartışılır. Dolayısıyla “rızası vardı” ifadesi, tek başına cezasızlık sebebi olarak değerlendirilmemelidir.

Aile şikâyetçi olmazsa 18 yaşından küçük hamile bir çocuk için ceza davası düşer mi?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda şikâyet hakkı esasen mağdura aittir. Ailenin (örneğin anne veya babanın) şikâyetçi olmaması veya şikâyetten vazgeçmesi tek başına yeterli değildir; mağdur 15–18 yaş aralığındaysa, mutlaka kendisine “şikâyetçi misin?” sorusu yöneltilmeli ve beyanı alınmalıdır. Mağdur şikâyetçi değilse veya altı aylık şikâyet süresi geçtiyse, reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından dava düşebilir. Ancak fiil cinsel istismar niteliğindeyse, özellikle 15 yaş altı çocuklarda çoğu zaman resen soruşturma yürütülür ve aile şikâyetçi olmasa bile kamu davası açılabilir.

18 yaşından küçük birinin hamile kalması hâlinde faille evlenmesi cezayı ortadan kaldırır mı?

Güncel ceza hukuku sisteminde, mağdur ile failin evlenmesi, reşit olmayanla cinsel ilişki veya çocuğun cinsel istismarı suçlarında cezayı otomatik olarak ortadan kaldıran bir neden değildir. Bazı eski düzenlemelerde evlilik hâliyle cezadan muafiyet gibi hükümler yer almakla birlikte, çocukların korunması amacıyla bu yaklaşım terk edilmiştir. Günümüzde, evlilik sadece olayın değerlendirilmesinde tali bir faktör olarak dikkate alınabilir; suçun oluşmasını veya kamu davası açılmasını tek başına engellemez. Bu nedenle “nasıl olsa evlenecekler, dava olmaz” düşüncesi hukuki gerçeği yansıtmaz.

“18 Yaşından Küçük Biri Hamile Kalırsa Ne Olur?” üzerine 4 yorum

  1. 2aylik hamile biri daha 18 yaşına daha yeni girmiş ve ailesinin daha yeni haberi oluyor karşı taraf suç albilir mi kız kendi istegiyle yaptığını söylese bile

    Yanıtla

Yorum yapın

Hemen Ara