Ölümlü kazalarda trafik sigortası ne kadar öder? sorusu, tek bir rakamla cevaplanamaz; çünkü zorunlu trafik sigortasının (ZMSS) ödeme yapacağı kalemler, kusur oranı, hak sahipliği, teminat limitleri ve dosyanın belge/hesap altyapısı üzerinden belirlenir. Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, sigortanın “her şeyi ödeyeceği” düşüncesiyle hareket edilmesi ve bu nedenle hem başvuru hem dava stratejisinin yanlış kurulmasıdır. Bu yazıda; ölüm halinde sigortadan talep edilebilen tazminat türlerini, 2025 teminat limitlerinin “üst sınır” etkisini, kusurun tazminata yansımasını, TRH 2010 yaşam tablosu gibi hesap esaslarını, sigorta başvurusunda gereken belgeleri, arabuluculuk ve görevli mahkeme ayrımını, tek taraflı kazalardaki kritik istisnaları ve Yargıtay’ın özellikle önem verdiği noktaları pratik bir dille ele alıyorum. Böylece hangi durumda sigortanın ödeme yapacağını, hangi durumda işleten/sürücüye gidileceğini ve dosyanın nasıl güçlendirileceğini netleştirebilirsiniz.
Ölümlü Trafik Kazası Tazminatı Nedir?
Ölümlü trafik kazası tazminatı, temelde haksız fiil sorumluluğuna (hukuka aykırı fiille zarar verme) dayanır. Trafik kazası bir kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandığında, zarar gören yalnızca vefat eden kişi değildir; onun desteğinden yoksun kalan veya ölüm nedeniyle zarara uğrayan yakınları da tazminat talep edebilir. Bu noktada iki ana tazminat türü ayrışır: maddi tazminat ve manevi tazminat. Maddi tazminat, çoğu dosyada “destekten yoksun kalma tazminatı” başlığında yoğunlaşır. Destekten yoksun kalma, vefat edenin hayatta kalsaydı sağlayacağı ekonomik katkının kaybını ifade eder. Manevi tazminat ise ölümün yarattığı elem ve ızdırabın tamamen giderilmesi mümkün olmasa da, bir ölçüde telafisini amaçlayan para ödemesidir.
Önemli ayrım şudur: Zorunlu trafik sigortası (ZMSS) genellikle maddi zarar kalemleri için devreye girer; manevi tazminat ise çoğunlukla sigortadan değil, kusurlu sürücü ve işleten gibi sorumlulardan talep edilir. Bu ayrım doğru kurulmazsa, sigorta şirketine yapılan başvuru yanlış kalemlerle hazırlanır ve dosya, daha baştan gereksiz bir tartışma alanına çekilir. Uygulamada ayrıca “kimin ne ölçüde hak sahibi olduğu” ile “kusurun tazminatı nasıl kırptığı” birlikte değerlendirilir; bu nedenle yalnızca akrabalık bağına bakarak ödeme beklentisi oluşturmak sağlıklı değildir.
Trafik Kazasında Hangi Durumda Tazminat Alınır?
Ölüm halinde tazminatın doğması için, kazanın bir motorlu araç işletilmesi kapsamında meydana gelmesi ve zarar ile olay arasında uygun illiyet bağı (zararın kazadan kaynaklanması) bulunması gerekir. Tazminatın miktarı ve hatta kimi zaman varlığı, kusur ve hak sahipliği üzerinden şekillenir. Ölüm gerçekleştiğinde, hak sahiplerinin talep edebileceği kalemler genellikle şu eksenlerde toplanır: vefat öncesi varsa tedavi giderleri, cenaze/defin giderleri ve en önemlisi destekten yoksun kalma. Bu kalemler maddi tazminat niteliğindedir.
Sigorta boyutunda kritik nokta şudur: Zorunlu trafik sigortası “karşı tarafa verilen bedensel zarar” kapsamında ödeme yapar; ancak bu ödeme teminat limitleri ile sınırlıdır ve ayrıca bazı talepler kapsam dışına itilebilir. Örneğin zarar görenin kendi kusuru, belirli oranlarda tazminattan indirim doğurur. Bazı dosyalarda, vefat edenin kusuru dolaylı biçimde hak sahibinin talebini de etkileyebilir; bu nedenle kusur raporu (trafik bilirkişisi/Adli Tıp gibi) dosyanın omurgasıdır.
Uygulamada sık yapılan hata, “ceza dosyası açıldıysa mutlaka sigorta tam ödeme yapar” varsayımıdır. Ceza yargılaması, kusur ve olayın oluş şekli açısından önemli bir veri üretir; fakat tazminat hesabı ayrıca gelir, yaş, destek ilişkisi ve yaşam tablosu gibi teknik verilerle kurulur. Bu veriler hazırlanmadan yapılan başvuru, sigorta şirketinin düşük teklif sunmasına zemin hazırlayabilir.

Kusur Durumu ve Önemi
Ölümlü kazalarda kusur, hem “kim sorumlu” sorusunu hem de “ne kadar ödenir” sorusunu belirler. Trafik kazası tespit tutanağı, soruşturma evrakı ve bilirkişi raporlarıyla kusur oranı şekillenir. Kusur, tazminatta çoğu zaman indirim olarak karşımıza çıkar: Hak sahibinin veya ölenin kusuruna isabet eden kısım, talep edilebilir tutarı daraltır. Bu nedenle kusur raporuna karşı süresinde ve teknik gerekçelerle itiraz edilmesi, birçok dosyada sonucu doğrudan değiştirir.
Aşağıdaki tablo, kusurun tazminata etkisini basit bir mantıkla gösterir; somut olayda sigorta kapsamı ve istisnalar ayrıca tartışılabilir:
| Kusur Oranı | Talep Edilebilir Kısım (Genel Yaklaşım) | Pratik Anlamı |
|---|---|---|
| %0 | %100 | Haklılık güçlü; ödeme/hesap teknik veriye bağlı |
| %25 | %75 | Kusur indirimi başlar; rapor kalitesi kritik |
| %50 | %50 | Yük paylaşımı; limit ve hesap kalemleri öne çıkar |
| %75 | %25 | Talep daralır; kapsam dışı riskleri artar |
Sık yapılan hatalardan biri, kusuru yalnızca “hız” veya “alkol” üzerinden tek parametreye indirgemektir. Hız ihlali çoğu dosyada kusur doğurur; ancak olayın tüm akışı (şerit, takip mesafesi, görüş, kavşak önceliği, yaya geçidi, araçların teknik durumu) birlikte analiz edilmelidir. İkinci yaygın hata ise kusur raporunu tartışmadan kabul etmektir. Kusur raporu, tazminat hesabının temel çarpanıdır; eksik inceleme veya hatalı varsayım içeriyorsa, “en doğru hesap” bile yanlış sonuç verir.
TRH 2010 Yaşam Tablosu ile Destekten Yoksun Kalma Hesaplaması
Ölüm halinde sigortadan talep edilen maddi tazminatın ana gövdesi çoğunlukla destekten yoksun kalma tazminatıdır. Bu hesap, yalnızca “maaş x yıl” gibi basit bir çarpım değildir. Mahkeme ve bilirkişi uygulamasında; vefat edenin geliri, yaşı, destek verdiği kişilerin durumu, aktif çalışma dönemi ve kimi dosyalarda pasif dönem varsayımları dikkate alınır. Ayrıca yaşam beklentisini belirlemek için kullanılan tablo önemlidir. Güncel yaklaşımda TRH 2010 yaşam tablosu üzerinden bakiye ömür ve çalışma süresi parametreleri kurulmaktadır.
Gelirin tespitinde yalnızca bordro değil; serbest meslek gelir beyannameleri, SGK hizmet dökümü, meslek odası kayıtları gibi belgeler de rol oynar. Vefat eden çalışmıyor görünse bile (öğrenci, ev içi emek, geçici iş), dosyanın niteliğine göre emsal ücret araştırması istenebilir. Burada önemli olan, “geliri düşük gösterip hızlı ödeme almak” gibi kısa vadeli bir yaklaşımın, uzun vadede kayba yol açmasıdır. Örneğin kayıt dışı gelir iddiası delilsiz bırakılırsa, hesap asgari ücret bandına sıkışabilir.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, sosyal güvenlik ödemeleri ve peşin sermaye değerinin (teknik mahsup tartışmaları) dosyaya etkisidir. Bu kısım, olayın özelliklerine göre değişir ve çoğu dosyada bilirkişi raporuna itirazın ana sebeplerinden biri olur. Sağlam bir dosya için, hesap girdilerinin (gelir, yaş, destek ilişkisi, kusur) baştan doğru kurulması gerekir.
Trafik Sigortası Ölüm Tazminatı 2025
“Ölümlü kazalarda trafik sigortası ne kadar öder?” sorusunun pratik cevabını belirleyen en kritik sınır, teminat limitleridir. Zorunlu trafik sigortası, ölüm ve yaralanma zararları bakımından poliçede yer alan kişi başı ve kaza başı limitlerle sorumludur. Bu limitler her yıl güncellenir ve ödeme, hesaplanan zarar daha yüksek olsa bile limitleri aşamaz. Limit üstü kalan kısım için kusurlu sürücü/işleten gibi sorumlulara yönelinmesi gerekir.
2025 yılı açısından kaynaklarda yer alan örnek limit yaklaşımı, ölüm/yaralanma bakımından kişi başı 2.700.000 TL ve araç türüne göre değişen kaza başı toplam limit üzerinden şekillenmektedir. Aşağıdaki tablo, bu mantığı sadeleştirerek gösterir:
| Teminat Türü | Limit Mantığı | Pratik Sonuç |
|---|---|---|
| Yaralanma/Ölüm | Kişi başı üst sınır + kaza başı toplam üst sınır | Hesap limit üstüne çıkarsa sigorta o kısmı ödemez |
| Maddi Hasar | Araç/eşya zararları için ayrı limit | Ölüm dosyasında tali kalem olabilir |
| Manevi Tazminat | Genellikle teminat dışı | Talep sürücü/işleten yönüne kayar |
Sık yapılan hata, sigortanın limitlerini “hak edilen tazminat” gibi algılamaktır. Limit, yalnızca sigortadan tahsil edilebilecek azami tutarı ifade eder. Hak edilen tazminat, bilirkişi hesabıyla daha yüksek bulunabilir. Bu durumda dosya stratejisi iki ayaklı kurulmalıdır: sigortaya karşı limit dahilinde tahsil ve limit aşan kısım için diğer sorumlulara yönelme. Bu ayrım yapılmadığında, davada eksik taraf teşkili veya eksik tahsilat riski doğar.

Ölümlü Trafik Kazası Tazminatı Başvurusu
Ölümlü kazalarda sigortadan ödeme alınabilmesi için çoğu durumda sigorta şirketine başvuru ilk adımdır. Başvuru, yalnızca “talep dilekçesi” göndermekten ibaret değildir; dosyanın teknik altyapısını kuran bir süreçtir. Başvuruda hedef, (i) hak sahipliğini netleştirmek, (ii) kusur ve kaza evrakını toplamak, (iii) gelir ve destek ilişkisini belgelendirmek, (iv) talep kalemlerini doğru sınıflandırmaktır.
Pratikte doğru akış şu şekilde kurulabilir:
- Hak sahipliği: Veraset ilamı ve nüfus kayıt örneği ile kimlerin hangi sıfatla talepte bulunduğu belirlenir.
- Kusur ve olay evrakı: Kaza tespit tutanağı, soruşturma evrakı, varsa bilirkişi raporları dosyaya eklenir.
- Gelir ve destek: Bordro/SGK dökümü/mesleki belgelerle gelir ortaya konur; üçüncü kişiler talepte bulunuyorsa destek ilişkisi delillendirilir.
- Talep kalemleri: Sigortadan istenecek maddi kalemler ile manevi tazminat gibi sigorta dışı talepler ayrıştırılır.
Sık yapılan hata, başvuruyu “eksik veriyle” hızla yapıp, sigorta şirketinin istediği belgeleri parça parça göndermektir. Bu durum dosyanın uzamasına yol açar ve çoğu zaman sigorta, belirsizlikten faydalanarak düşük teklif oluşturur. İkinci hata, tazminat hesabını destekleyecek teknik çalışmayı (gelir, yaş, yaşam tablosu varsayımları) hiç sunmadan başvuru yapmaktır. Başvuru aşamasında güçlü bir dosya sunmak, müzakere gücünü artırır.
Ölümlü Trafik Kazası Sigorta Tazminatında İstenen Belgeler
Sigorta şirketleri, ölümlü kazalarda ödeme değerlendirmesi yapabilmek için belirli evrakları talep eder. Evrak listesi şirketten şirkete küçük farklılıklar gösterse de, omurga genellikle aynıdır. Belgeler yalnızca “formalitenin” parçası değildir; tazminatın miktarını ve kimin hak sahibi olduğunu belirleyen ana delil setidir. Bu nedenle belge yönetimi zayıf olan dosyalarda, hak edilen tutara ulaşmak güçleşir.
Uygulamada en çok istenen belgeler şunlardır:
- Ölüm belgesi/ölüm raporu (olayın ölümle sonuçlandığını ve tarihini gösterir)
- Veraset ilamı (mirasçılık sıfatı ve hak sahipliği için temel belgedir)
- Kaza tespit tutanağı ve varsa soruşturma evrakı (olayın oluş biçimi ve kusur tartışması için)
- Nüfus kayıt örneği (yakınlık bağları ve destek ilişkisi için)
- Gelir belgeleri (bordro, SGK dökümü, beyanname, mesleki kayıtlar)
- SGK gelir/peşin değer belgeleri (bazı dosyalarda mahsup tartışmaları için)
Sık yapılan hata, gelir belgesini “en düşükten” sunup dosyayı hızlı kapatma isteğidir. Bu yaklaşım, kısa vadede ödeme alınsa bile uzun vadede ciddi hak kaybı doğurabilir. Bir diğer hata, veraset ilamı ve nüfus kayıt örneğini güncel ve eksiksiz sunmamaktır; özellikle boşanma, yeniden evlenme, çocukların yaş durumu gibi nüanslar hak sahipliğini etkileyebilir. Son olarak, kaza evrakının (tutanak, kroki, görsel delil) eksik bırakılması, kusur değerlendirmesini sigorta lehine belirsiz hale getirebilir.
Kimler Ölümlü Trafik Kazası Tazminat Talebinde Bulunabilir?
Ölümlü kazalarda “kimler tazminat alır” sorusu, iki ayrı kapıdan yürür: maddi tazminat (özellikle destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat. Maddi tazminatta temel ölçüt, vefat edenin desteğinden yoksun kalmadır. Uygulamada eş, çocuklar, anne ve baba için destek ilişkisi çoğu zaman hayatın olağan akışı içinde kabul edilir; fakat üçüncü kişiler (örneğin birlikte yaşadığı bir yakın, düzenli yardım alan biri) talepte bulunuyorsa, destek ilişkisini ispat yükü önem kazanır. Bu ispat; banka kayıtları, düzenli ödeme belgeleri, birlikte yaşamı gösteren kayıtlar veya benzeri delillerle kurulabilir.
Manevi tazminatta ise yakınlık derecesi ve olayın etkisi belirleyicidir. Manevi tazminat, ekonomik bir denkleme indirgenmez; mahkeme, olayın ağırlığı, kusur, tarafların sosyal-ekonomik durumu ve hakkaniyet ölçütleriyle bir tutar belirler. Burada sigorta ile sürücü/işleten ayrımının doğru yapılması gerekir: Sigortadan talep edilebilen kalemler ile doğrudan sorumlulara yöneltilecek talepler birbirine karıştırılırsa, dilekçe kurgusu zayıflar.
Sık yapılan hata, “miras payı” ile “destek payı”nı aynı sanmaktır. Miras hukuku payları, tazminat hukukundaki destek paylaşımıyla aynı mantıkta işlemez. Destek tazminatında, kimin hangi ölçüde destekten yoksun kaldığı, aile içi ekonomik denge ve yaşamın olağan akışı üzerinden değerlendirilir. Bu nedenle hak sahipliği analizinde, yalnızca mirasçılık tablosu değil, fiili destek ilişkisi de dikkate alınmalıdır.
Tek Taraflı Ölümlü Trafik Kazalarında Tazminat Alınır Mı?
Tek taraflı ölümlü kazalar, zorunlu trafik sigortası bakımından en çok yanlış anlaşılan alanlardan biridir. “Tek taraflı kaza oldu, o halde sigorta ödeme yapmaz” veya “tek taraflı kaza oldu, o halde sigorta kesin öder” gibi kesin cümleler çoğu zaman hatalıdır. Burada belirleyici olan, talepte bulunan kişinin kim olduğu ve talebin hangi zarar kalemine dayandığıdır.
Genel çerçevede, sürücü/işletenin kendi kusurundan kaynaklanan bazı talepleri sigorta kapsamı dışında kalabilir. Ayrıca mevzuatta, zorunlu sigortanın kapsam dışında bıraktığı haller arasında; sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan talepler, hak sahibinin kendi kusuruna isabet eden talepler, bazı yakınlık ilişkilerinden doğan talepler ve manevi tazminat gibi başlıklar yer alır. Tek taraflı kazada vefat eden kişi sürücü ise, yakınların talebi “destekten yoksun kalma” olarak gündeme gelebilir; ancak bu talebin hangi ölçüde karşılanacağı, kusur ve kapsam dışı hükümlerle birlikte değerlendirilir.
Buna karşılık, tek taraflı kazada yolcu konumunda bulunan kişinin ölümü gibi senaryolarda yaklaşım farklılaşır; yolcu genellikle sürüş davranışını yönetmediği için kusur tartışması başka bir zeminde yürür. Bu nedenle tek taraflı dosyalarda, olayın oluş biçimini gösteren deliller (araç içi konum, emniyet kemeri, yol şartları, teknik arıza iddiaları, hız tespiti) daha da önem kazanır.
Sık yapılan hata, tek taraflı dosyayı “kolay dosya” görüp delil toplamamaktır. Tam tersine, kapsam dışı tartışmaları daha yoğun olduğu için bu dosyalar, teknik ve hukuki olarak daha sıkı hazırlanmalıdır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Ölümlü trafik kazalarında iki farklı yargılama hattı aynı anda gündeme gelebilir: ceza yargılaması (taksirle ölüme neden olma gibi) ve tazminat yargılaması. Ceza dosyası; kusurun belirlenmesi, olayın oluş biçimi ve maddi vakıanın netleşmesi bakımından önemlidir. Ancak tazminat talebi için ayrıca hukuk/ticaret yargısı devreye girer ve burada görevli mahkeme, davalının niteliğine göre değişir.
Genel yaklaşımda; dava yalnızca sürücü ve işleten gibi gerçek kişilere yöneltiliyorsa çoğu durumda Asliye Hukuk Mahkemesi gündeme gelir. Davalılar arasında sigorta şirketi de varsa, uyuşmazlığın niteliği gereği Asliye Ticaret Mahkemesi görevli kabul edilir. Yetki bakımından ise çoğunlukla davalının yerleşim yeri veya kazanın meydana geldiği yer mahkemesi seçenekleri değerlendirilir. Bu ayrım, dava şartı ve usul ekonomisi açısından kritiktir; yanlış mahkemede açılan dava, zaman kaybı ve masraf doğurabilir.
Uygulamada sık yapılan hata, ceza davası açılınca tazminat davasını gereksiz ertelemektir. Ceza dosyasındaki kusur raporları tazminat dosyasına katkı sağlar; fakat tazminat dosyasının da kendi delil seti (gelir, destek ilişkisi, yaşam tablosu ve teknik hesap) vardır. Bu iki hattı koordineli yürütmek, hem kusur hem hesap tartışmasında dosyayı güçlendirir. Özellikle sigortaya karşı dava düşünülen dosyalarda, dava şartı olarak arabuluculuk gereklilikleri gündeme gelebileceğinden, süreç planlaması baştan yapılmalıdır.
Zamanaşımı Süreleri ve Kritik Uyarılar
Ölümlü kazalarda tazminatın “haklı” olması tek başına yeterli değildir; talebin süresinde ileri sürülmesi gerekir. Trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinde zamanaşımı, kural olarak zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren belirli bir süre içinde işler ve her hâlde kaza tarihinden itibaren üst bir sınır öngörülür. Ancak kazanın aynı zamanda bir suç oluşturması (örneğin taksirle ölüme neden olma) halinde, ceza zamanaşımı sürelerinin tazminat alanına etkisi tartışılabilir. Bu nedenle “hangi süre uygulanır” sorusu, dosyanın somut özelliklerine göre belirlenir.
Pratikte en çok yapılan hata, sigorta başvurusu ve arabuluculuk/dava süreci planlanmadan, yalnızca ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesidir. Kusur raporu beklenirken zamanaşımı riskinin büyüdüğü dosyalar görülür. Oysa tazminat tarafında yapılması gereken, süreyi güvence altına alacak adımları (başvuru, arabuluculuk, dava) dosyanın yapısına uygun şekilde planlamaktır.
Bir diğer önemli konu, zamanaşımının bazı işlemlerle kesilebilmesi veya yeniden başlayabilmesidir. Dava açılması, icra takibi, borcun yazılı kabulü veya arabuluculuk sürecinin başlatılması gibi adımlar, sürelere etki edebilir. Bu teknik alan, dosyada yapılacak tek bir yanlışla telafisi güç sonuçlar doğurabildiği için, süre takviminin baştan çıkarılması ve her işlem tarihinin düzenli kaydedilmesi gerekir. Özellikle çoklu hak sahipliğinin bulunduğu ölümlü kazalarda, herkesin aynı süre bilinciyle hareket etmemesi, dosyayı zayıflatır.
Ölümlü Trafik Kazası Tazminatı Yargıtay Kararları
Ölümlü kazalarda tazminatın belirlenmesinde Yargıtay’ın yaklaşımı, iki temel eksende öne çıkar: hesabın teknik doğruluğu ve hakkaniyet denetimi. Maddi tazminatta (özellikle destekten yoksun kalma) Yargıtay, hesap girdilerinin doğru kurulmasına önem verir. Gelirin nasıl belirlendiği, yaşam tablosunun hangi standartla seçildiği, aktif/pasif dönem ayrımının hangi kabullerle yapıldığı ve kusurun doğru uygulanıp uygulanmadığı, denetimin merkezindedir. Bu nedenle bilirkişi raporları, sadece “sonuç rakam” olarak değil, dayandığı varsayımlar üzerinden de tartışılmalıdır.
Manevi tazminatta ise Yargıtay, tutarın bir “ceza” olmadığını; amaçlanan şeyin zarar görenin manevi dünyasında bir tatmin sağlaması olduğunu kabul eden bir çerçevede hareket eder. Bu yaklaşımın pratik karşılığı şudur: Manevi tazminat miktarı, ne zarar göreni sebepsiz zenginleştirmeli ne de sorumluyu ölçüsüz biçimde yoksullaştırmalıdır. Mahkeme, olayın ağırlığı, kusur, tarafların sosyal-ekonomik durumu ve somut olayın özellikleriyle bir tutar belirlerken gerekçesini kurmak zorundadır.
Uygulamada sık yapılan hata, Yargıtay içtihadını yalnızca “emsal rakam” arayışına indirgemektir. Emsal kararlar önemlidir; ancak her dosyada belirleyici olan, somut olaya uygun gerekçenin ve teknik hesabın kurulmasıdır. Bu nedenle Yargıtay çizgisini, “hangi hesap hataları bozma sebebi olur” ve “hangi gerekçesizlikler manevi tazminatı riskli kılar” şeklinde okumak daha doğru sonuç verir.
Daha detaylı bilgi için Mersin Trafik Kazası Avukatı Olarak web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
SSS
Ölümlü kazada trafik sigortası manevi tazminat öder mi?
Zorunlu trafik sigortası, genel kural olarak manevi tazminat taleplerini karşılamaz. Manevi tazminat daha çok kusurlu sürücü ve işleten gibi sorumlulara yöneltilir. Sigortadan talep edilecek kalemler ise çoğunlukla destekten yoksun kalma, cenaze/defin ve varsa tedavi giderleri gibi maddi zarar kalemleridir.
2025’te sigorta “en fazla” ne kadar ödeme yapabilir?
Sigorta ödemesi, her yıl güncellenen teminat limitleri ile sınırlıdır. Ölüm/yaralanma bakımından kişi başı ve kaza başı üst sınırlar bulunur. Hesaplanan zarar daha yüksek olsa bile, sigortadan tahsil edilecek kısım limitte kalır; limit aşan kısım için sürücü/işleten gibi sorumlulara yönelinmesi gerekir.
Destekten yoksun kalma tazminatı nasıl belirlenir?
Hesap; vefat edenin geliri, yaşı, destek verdiği kişilerin durumu, kusur oranı ve yaşam tablosu gibi teknik veriler üzerinden kurulur. Gelir tespiti bordro ile sınırlı değildir; serbest meslek ve emsal ücret araştırması gibi yöntemler de gündeme gelebilir. Bu nedenle dosyada gelir ve destek ilişkisini doğru belgelendirmek, tazminatın seviyesini doğrudan etkiler.
Sigorta başvurusunda en çok hangi hata yapılır?
En sık hata, başvurunun eksik evrakla ve yanlış talep kalemleriyle yapılmasıdır. Veraset ilamı, nüfus kayıt örneği, kaza evrakı ve gelir belgeleri eksik olunca süreç uzar; ayrıca sigorta şirketi düşük teklif oluşturabilir. Başvuruyu tek seferde güçlü bir dosya setiyle yapmak, hem süreyi kısaltır hem de pazarlık gücünü artırır.