Cinsel taciz davalarına hangi mahkeme bakar? sorusu, hem mağdurlar hem de şüpheli olarak hakkında soruşturma yürütülen kişiler açısından son derece önemlidir. Çünkü yanlış mahkemeye başvurulması, dilekçenin iadesi, görevsizlik kararları ve sürecin gereksiz yere uzaması gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Türk Ceza Kanunu’nda cinsel taciz suçu, TCK m.105 altında, “cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar” bölümünde düzenlenmiştir ve bu suçla ilgili davaların hangi mahkemede görüleceği, 5235 sayılı Kanun’da yer alan görev kuralları ile belirlenir. Bu yazıda önce cinsel taciz suçunun ne olduğu ve diğer cinsel suçlardan farkı ele alınacak, ardından ceza miktarı, şikâyet ve zamanaşımı ilişkisi açıklanacak, en sonunda da cinsel taciz davasına bakan mahkemenin hangi mahkeme olduğu ve uygulamada sık görülen hatalar ayrıntılı biçimde incelenecektir.
Cinsel Taciz Suçu Nedir?
Cinsel taciz suçu, fail ile mağdur arasında herhangi bir bedensel temas olmaksızın, cinsel amaçla gerçekleştirilen ve mağduru rahatsız eden söz, mesaj, görüntü, jest veya davranışları kapsar. Kanundaki yerleşik düzenleme bakımından bu suç, cinsel saldırıdan (TCK m.102) farklıdır; cinsel saldırıda mağdurun bedenine temas söz konusuyken, cinsel tacizde temas yoktur. Bu ayrım pratikte büyük önem taşır; çünkü hem suçun niteliği hem de görevli mahkeme tespit edilirken öncelikle fiilin cinsel taciz mi, cinsel saldırı mı olduğuna bakılır.
Cinsel taciz, çoğu zaman “laf atma”, “sözlü taciz”, ısrarlı mesajlaşma, sosyal medya üzerinden cinsel içerikli yazışmalar, cinsel organ gösterme, rahatsız edici cinsel tekliflerde bulunma gibi davranışlarla ortaya çıkar. Burada belirleyici nokta, failin cinsel amaçla hareket etmesi ve davranışlarının somut bir kişiye yönelmiş olmasıdır. Genel ahlaka yönelik soyut, belirsiz ifadeler çoğu zaman cinsel taciz değil, hakaret veya “kişilerin huzur ve sükûnunu bozma” suçu kapsamında değerlendirilir.
Yargıtay kararlarında, evlilik veya arkadaşlık teklifinin her durumda cinsel taciz sayılamayacağı; teklifin üslubu, tarafların konumu, aralarındaki ilişki ve olayın gerçekleştiği ortam dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Örneğin nezaket sınırları içinde yapılan bir tanışma isteği genellikle suç oluşturmazken, aynı teklif kaba, aşağılayıcı veya cinselliğe açık şekilde yöneltilirse cinsel taciz suçu gündeme gelebilir. Bu nedenle cinsel taciz davasına bakan mahkemeler, olayı sadece tek cümleye bakarak değil, tüm koşullarıyla birlikte inceler.
Cinsel Taciz Suçunun Cezası
Cinsel taciz suçunun cezası, fiilin basit mi yoksa nitelikli hâlde mi işlendiğine göre değişir. Basit cinsel taciz hâlinde, yani TCK m.105/1 kapsamındaki tipik durumda, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası öngörülmüştür. Adli para cezası, gün esasına göre belirlenen para yaptırımıdır ve mahkeme önce gün sayısını, daha sonra sanığın ekonomik durumuna göre günlük miktarı takdir ederek toplam meblağı hesaplar. Fiilin çocuğa karşı işlenmesi durumunda ise alt sınır yükseltilir, sadece hapis cezasına hükmedilir ve kanun koyucu bu noktada para cezası seçeneğini özellikle kaldırmıştır.
Suçun nitelikli halleri (örneğin kamu görevinin, aile içi ilişkinin, aynı işyerinde çalışma ilişkisinin ya da elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylığın kullanılması gibi durumlar) TCK m.105/2’de sayılmıştır ve bu hâllerde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Mağdurun taciz sebebiyle işini bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalması halinde ise ceza alt sınırı bir yıldan aşağıya inemez. Uygulamada mahkemeler, cezayı belirlerken suçun işleniş biçimini, failin kastını, mağdur üzerindeki etkileri ve olay sonrası süreci dikkate alır.
Cezanın belirlenmesinden sonra, şartları oluştuğu takdirde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi gibi kurumlar da devreye girebilir. HAGB, belirli bir denetim süresi içinde yeni suç işlenmemesi halinde hükmün hiç açıklanmamış sayılmasına yol açan bir ceza muhakemesi kurumudur; erteleme ise hükmolunan hapis cezasının infazının, koşullu olarak dışarıda geçirilmesidir. Bu kurumların uygulanıp uygulanmayacağı, somut olayın şartlarına ve sanığın kişisel durumuna göre değerlendirilir; ceza miktarı yükseldikçe veya nitelikli hâller ağır oldukça bu imkânların kullanılması zorlaşır.

Cinsel Taciz Suçunda Görevli Mahkeme
Cinsel taciz davalarına hangi mahkeme bakar? sorusunun cevabı, 5235 sayılı Kanun’daki görev hükümleri ile TCK m.105’te öngörülen ceza sınırlarının birlikte değerlendirilmesiyle netleşir. Cinsel taciz suçunun üst sınırı, nitelikli hâllerde dahi, Ağır Ceza Mahkemesi’nin görev alanını gerektirecek seviyeye çıkmadığı için, bu suça ilişkin yargılamalar kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yürütülür. Asliye Ceza Mahkemesi, daha düşük ceza tehdidi taşıyan suçlar hakkında yargılama yapan ilk derece ceza mahkemesidir.
Aşağıdaki tablo, cinsel taciz suçu bakımından görevli mahkemeyi özetler niteliktedir:
| Suç türü | İlgili madde | Görevli mahkeme |
| Basit cinsel taciz | TCK m.105/1 | Asliye Ceza Mahkemesi |
| Çocuğa karşı cinsel taciz | TCK m.105/1 (2. cümle) | Asliye Ceza Mahkemesi |
| Nitelikli cinsel taciz | TCK m.105/2 | Asliye Ceza Mahkemesi |
Uygulamada sık rastlanan hata, fiilin ağırlığı ve mağdur üzerindeki etkisi sebebiyle “bu kadar ciddi bir olay ağır ceza mahkemesinde görülmelidir” düşüncesiyle doğrudan Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurulmasıdır. Oysa görevli mahkeme, suçun “ağır” görünmesine göre değil, kanuni düzenlemeye göre belirlenir. Yanlış mahkemeye açılan davalarda çoğu zaman “görevsizlik” kararı verilmekte, dosya görevli mahkemeye gönderilmekte ve süreç uzamaktadır. Yargıtay kararlarında da, cinsel taciz suçunda görevli mahkemenin Asliye Ceza Mahkemesi olduğu açıkça kabul edilmekte; suç vasfının yanlış değerlendirilmesi nedeniyle verilen görevsizlik veya yetkisizlik kararları denetlenmektedir.
Cinsel Taciz Suçu Şikâyet Süresi, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme
Cinsel taciz suçunun basit hâli (TCK m.105/1’in ilk cümlesi) şikâyete bağlıdır. Şikâyete bağlı suç, savcılığın ve mahkemenin harekete geçebilmesi için mağdurun veya kanuni temsilcisinin açık şikâyet beyanını gerektiren suç türüdür. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunmazsa, bu süre geçtikten sonra artık aynı fiil için şikâyet hakkını kaybeder. Buna karşılık, fiilin çocuğa karşı işlenmesi veya nitelikli hâllerin varlığı gibi durumlarda dava resen yürütülür; savcılık, olayı öğrendiğinde şikâyet aramaksızın soruşturma başlatabilir. Ancak pratiğe bakıldığında, mağdurun başvurusunun veya ihbarın bulunmadığı durumlarda savcılığın olayı öğrenmesi zaten mümkün olmadığından, mağdurun süreci kendi iradesiyle başlatması fiilen yine büyük önem taşır.
Cinsel taciz suçu bakımından olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Dava zamanaşımı, suçun işlenmesinden sonra belirli bir süre geçmesi halinde artık ceza davası açılamaması veya açılmış davanın düşmesi sonucunu doğuran kurumdur. Şikâyete tabi basit hâlde, 6 aylık şikâyet süresi ile 8 yıllık zamanaşımı süresi birlikte değerlendirilmelidir: Şikâyet süresi fiili ve faili öğrenme tarihine bağlı, nispeten kısa bir süredir; dava zamanaşımı ise suç tarihinden itibaren işlemeye başlar ve daha uzun bir koruma süresidir.
Şikâyete tabi olsun veya olmasın, cinsel taciz suçuna ilişkin açılan tüm davalar yine Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülür; şikâyet-şikâyete tabi olmama ayrımı, görevli mahkemeyi değiştirmez. Buna rağmen uygulamada, “şikâyete tabi değilse ağır ceza bakar” veya “çocuğa karşı işlendiği için dosya otomatik olarak ağır ceza mahkemesine gitmelidir” şeklindeki yanlış kabullerle hatalı başvurular yapılabilmektedir. Bu hatalar yüzünden süreçler uzamakta, mağdur adalet beklentisini daha geç karşılayabilmektedir. Bu nedenle şikâyet süresi, zamanaşımı ve görev kurallarının birlikte doğru anlaşılması önem taşır.

Cinsel Taciz Suçu Nasıl İspatlanır ve Mahkemede Nelere Dikkat Edilir?
insel taciz suçu çoğu zaman iki kişi arasında, tanık bulunmadan gerçekleştiği için, yargılamanın en zor kısmı çoğu dosyada “ispat” aşamasıdır. Asliye Ceza Mahkemesi, dosyayı değerlendirirken mağdur beyanını, tanık ifadelerini, mesajlaşma kayıtlarını, sosyal medya yazışmalarını, kamera görüntülerini, e-posta veya mesaj ekran görüntülerini, HTS kayıtlarını ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş ses/görüntü kayıtlarını birlikte ele alır. Hukuka uygun delil, ceza muhakemesi kurallarına uygun şekilde elde edilmiş ve mahkeme önünde denetlenebilir nitelikte olan delil demektir; örneğin, başka türlü ispat imkânının bulunmadığı ani bir olay sırasında mağdurun kendi telefonu ile aldığı ses kaydı, Yargıtay içtihadında çoğu zaman hukuka uygun kabul edilmektedir.
Yargıtay kararlarına göre, mağdur beyanının tek başına dahi mahkûmiyete yeterli olabildiği durumlar bulunmaktadır; ancak bunun için beyanın istikrarlı, tutarlı, hayatın olağan akışına uygun ve somut delillerle desteklenebilir nitelikte olması beklenir. Fail ile mağdur arasında önceden bir husumet olup olmadığı, mağdurun niçin böyle bir iddiada bulunabileceğine dair makul bir sebebin varlığı, beyanların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında değişip değişmediği gibi faktörler dikkate alınır. Bu çerçeve, Asliye Ceza Mahkemesinin olayın sadece hukuki yönünü değil, sosyal ve psikolojik boyutunu da birlikte değerlendirmesini gerektirir.
Uygulamada sıklıkla yapılan hatalar arasında; mağdurun delilleri erken dönemde muhafaza etmemesi, mesaj ve sosyal medya kayıtlarını silmesi, hukuka aykırı yöntemlerle (örneğin karşı tarafın telefonunun izinsiz karıştırılması gibi) delil elde etmeye çalışması sayılabilir. Bu tür hatalar, hem delilin mahkemede geçersiz sayılmasına hem de mağdur veya üçüncü kişiler hakkında ayrı ceza soruşturmalarına yol açabilir. Bu nedenle, cinsel taciz davası açmayı düşünen kişilerin, süreci Asliye Ceza Mahkemesinde yürütülecek ciddi bir ceza yargılaması olarak görmesi ve daha baştan hukuki yardım alması önemlidir.
Daha detaylı bilgi için Mersin Cinsel Suç Avukatı olarak web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Cinsel taciz davasına Asliye Ceza yerine Ağır Ceza Mahkemesinde başvurulursa ne olur?
Cinsel taciz suçunun kanundaki ceza sınırları, Ağır Ceza Mahkemesinin görev şartlarını karşılamadığından, bu suçla ilgili yargılama görevi Asliye Ceza Mahkemesine aittir. Ağır Ceza Mahkemesine doğrudan dilekçe verilmesi veya yanlışlıkla orada dava açılması halinde mahkeme, “görevsizlik” kararı vererek dosyayı görevli Asliye Ceza Mahkemesine gönderir. Bu durum, sürecin uzamasına ve mağdurun korunmasının gecikmesine yol açabilir. Bu nedenle baştan itibaren doğru mahkemeye yönelmek, hem zaman hem de psikolojik yıpranma açısından önemlidir.
Cinsel taciz davası açmak için nereye başvurmak gerekir?
Cinsel taciz fiiline maruz kalan kişi, öncelikle Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk birimlerine (polis, jandarma) başvurarak şikâyette bulunur. Şikâyet, yazılı dilekçe ile yapılabileceği gibi, sözlü olarak da tutanağa geçirilip imzalanabilir. Basit cinsel taciz hâlinde, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyet hakkını kullanması gerekir; aksi halde şikâyet hakkı düşer. Savcılık, dosyayı inceledikten sonra iddianame düzenlerse, yargılama Asliye Ceza Mahkemesinde görülür. Mağdurun doğrudan Asliye Ceza Mahkemesine suç duyurusu mahiyetinde dilekçe vermesi de mümkündür; ancak pratikte süreç çoğu zaman savcılık üzerinden yürütülmektedir.
Cinsel taciz davasında şikâyet süresini kaçırırsam yine de dava açılabilir mi?
Şikâyete tabi olan basit cinsel taciz hâlinde, 6 aylık şikâyet süresi hak düşürücü niteliktedir. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunmazsa, bu süre dolduktan sonra artık aynı olay için şikâyet edemez ve ceza davası açılamaz. Ancak çocuğa karşı işlenen cinsel taciz veya TCK m.105/2’de sayılan nitelikli hâller söz konusuysa, suç resen soruşturulur ve 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içinde savcılığa başvuru yapılabilir. Bu ayrım, cinsel taciz davasına Asliye Ceza Mahkemesinde bakılmasını değiştirmez; yalnızca savcılığın hangi şartlarla harekete geçeceğini belirler.
İş yerinde cinsel taciz yaşanırsa hangi mahkeme yetkilidir?
İş yerinde üstün konumdaki bir yöneticinin, iş arkadaşının veya aynı işyerinde çalışan bir kişinin cinsel amaçlı, rahatsız edici söz ve davranışları da TCK m.105 kapsamında cinsel taciz suçunu oluşturabilir. Bu durumda da görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Ancak işyeri tacizi, çoğu zaman hem ceza hukuku hem de iş hukuku boyutuna sahip olur; yani bir yandan ceza davası Asliye Ceza Mahkemesinde yürürken, diğer yandan iş sözleşmesinin feshi, kıdem tazminatı, manevi tazminat gibi talepler için İş Mahkemelerinde veya genel mahkemelerde ayrı davalar gündeme gelebilir. Bu nedenle işyerinde cinsel taciz yaşayan mağdurların, sadece ceza sürecini değil, iş hukuku boyutunu da birlikte planlaması önem taşır.