Yeni mal sahibi tahliye davası ne kadar sürer? sorusu, taşınmazı sonradan satın alan ev sahiplerinin en sık karşılaştığı belirsizliklerden biridir. Uygulamada yeni malik tarafından açılan tahliye davaları çoğu zaman “ihtiyaç nedeniyle tahliye” iddiasına dayandığı için, yalnızca mahkemenin iş yoğunluğu değil; ihtiyacın ispatı, kiracının itirazları, arabuluculuk (dava açmadan önce zorunlu görüşme süreci) ve sürelere uyum gibi birçok unsur birlikte değerlendirilir. Bu davalarda en kritik risk, davanın uzun sürmesinden önce hak düşürücü sürelerin (süre kaçırılırsa dava hakkının ortadan kalkması) kaçırılmasıdır. Aşağıda, kaynak metinlerdeki başlıklardan hareketle; yeni malikin tahliye sürecinin ortalama zamanlaması, yasal dayanakları, aşamaları ve süreyi uzatıp kısaltan pratik noktalar sistematik biçimde açıklanmıştır.
Tahliye Davası Ne Kadar Sürer?
Kiraya verenin kiracının tahliyesi için açtığı davalar, uygulamada genellikle 6 ay ile 1,5 yıl arasında sonuçlanabilmektedir. Ancak “yeni mal sahibi” sıfatıyla açılan davalarda süre çoğunlukla 1–1,5 yıl bandında görülür. Bunun temel nedeni, yeni malik tahliyesinde çoğu dosyanın ihtiyaç iddiasına dayanması ve ihtiyacın “gerçek, samimi, sürekli ve zorunlu” olup olmadığı konusunda çekişme yaşanabilmesidir. Kiracı itiraz ettiğinde, mahkeme delil toplanmasına (tanık, belge, tebligat kayıtları gibi) ve çoğu zaman duruşma aralıklarıyla ilerlemeye ihtiyaç duyar.
Süreyi belirleyen tek kriter duruşma sayısı değildir. Zorunlu arabuluculuğun tamamlanması, ihtarnamenin usulüne uygun tebliği (resmî bildirim), dosyanın ön inceleme ve tahkikat aşamalarının sağlıklı yürütülmesi ve olası istinaf süreci (bölge adliye mahkemesine itiraz) toplam takvimi doğrudan etkiler. Bu nedenle “şu kadar ayda biter” denilebilecek tek tip bir takvim yoktur; buna rağmen doğru hazırlanan ve süreleri kaçırmayan dosyalarda yargılama daha öngörülebilir hale gelir.
Yeni Ev Sahibinin Kiracıyı Tahliyesi Ne Kadar Sürer?
Yeni ev sahibinin kiracıyı tahliye ettirmesi, pratikte çoğunlukla 1–1,5 yıl aralığında sonuçlanır. Burada kritik mesele, yeni malikin tahliye talebini hangi hukuki zemine oturttuğudur. Yeni malik, çoğu durumda TBK m.351 kapsamında “edinme sonrası ihtiyaç” gerekçesiyle hareket eder. Bu yolda, yeni malikin kendisi veya Kanun’da sayılan yakınları için konut/işyeri ihtiyacını ortaya koyması gerekir. İhtiyaç iddiası soyut bırakılırsa veya çelişkili anlatılırsa, kiracının itirazı süreçte belirgin bir uzama yaratır.
Yeni malik tahliyesinde bir diğer kilit nokta, edinmeden sonraki bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim yapılmasıdır. Bu bildirim yapılmazsa, yeni malik çoğu zaman doğrudan tahliye davası açamaz; bu da “dava süresi”nden önce “dava açabilme” şartında ciddi kayıp doğurur. Uygulamada sık görülen sorun, taşınmazın tapuda devrinden sonra bildirim gönderilmediği için dosyanın süre yönünden reddedilmesidir. Bu risk, davanın uzun sürmesinden daha ağırdır; çünkü dosya esasa girilmeden kaybedilebilir.
Yeni Malik Bildirimi Takip Eden Uzayan Bir Kira Yılı Sonuna Kadar Tahliye Davası Açabilir
Yeni malik tahliyesinde süreler, yalnızca “altı ay bekle” kuralından ibaret değildir. TBK m.351 kapsamında yeni malik, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim yapmak zorundadır. Bu bildirim (ihtarname; noter aracılığıyla gönderilen resmî uyarı) süresinde tebliğ edilirse, yeni malik edinmeden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Bununla birlikte, davanın altı ayın bittiği gün açılması zorunlu değildir; bazı hallerde sözleşme sonuna kadar açılabilmesi mümkündür. Ancak en kritik şart, bir aylık bildirim süresinin kaçırılmamasıdır; bu eksiklik sonradan “telafi” edilemez.
TBK m.353 ise ayrı bir koruma mekanizması getirir: Kiraya veren, davayı açacağına dair yazılı bildirimini daha önce veya dava açma süresi içinde yapmışsa, dava bildirimi izleyen uzayan kira yılı sonuna kadar açılabilir. Yargıtay uygulaması, kiracının uzun süre belirsiz bir tahliye tehdidi altında kalmaması için bu sürelerin somut kira dönemleriyle sınırlandığını vurgular. Ayrıca dava açma süreleri kamu düzeniyle bağlantılı kabul edildiğinden, kiracı ileri sürmese dahi mahkeme süreyi kendiliğinden dikkate alabilir. Bu nedenle yeni malik dosyalarında takvim, mutlaka kira dönemleriyle birlikte planlanmalıdır.
Tahliye Davası Aşamaları Ve Süreleri
Yeni malik tahliye sürecini “tek duruşmalık” bir iş gibi görmek çoğu zaman yanıltıcıdır. Süreç, genellikle ihtarname, zorunlu arabuluculuk, dava açılması ve yargılama aşamalarından oluşur. Yargılamada ise ön inceleme (dava şartlarının ve ilk itirazların değerlendirilmesi), tahkikat (delillerin toplanıp tartışılması), karar ve karar sonrası icra (tahliye kararının uygulanması) adımları birbirini izler. Dosyanın hangi aşamada takıldığı, toplam sürenin nerede uzadığını da gösterir.
Aşağıdaki tablo, yeni mal sahibinin tahliye davasında pratik takvimi daha net görmeye yardımcı olur:
| Aşama | Uygulamadaki kritik nokta | Süreyi etkileyen tipik risk |
|---|---|---|
| İhtarname / yazılı bildirim | Edinmeden itibaren 1 ay içinde tebliğ | Süre kaçırılırsa dava hakkı zayıflar |
| Arabuluculuk | Dava şartı; tutanak alınmadan dava açılamaz | Toplantıya katılmama, usulsüz başvuru |
| Dava açılışı ve dilekçeler | Delillerin baştan sunulması | Eksik delil, yanlış gerekçe |
| Tahkikat ve karar | İhtiyacın ispatı ve itirazların değerlendirilmesi | Tanık/delil tartışmaları, duruşma aralıkları |
| İcra (zorla çıkarma) | Kararın icraya konulması | Takip hataları, tebligat sorunları |
İhtarname Süreci
Yeni malikin tahliye stratejisinde ihtarname (noter kanalıyla gönderilen yazılı bildirim) doğru kurgulanmadığında, dava daha başlamadan zemin kaybeder. Yeni malik, TBK m.351 kapsamında hareket edecekse, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim yapmalı ve bu bildirimin kiracıya tebliğini (resmî teslim) sağlamalıdır. Uygulamada, yazılı bildirim gönderildiği sanılsa bile tebligatın iade dönmesi, adreste bulunamama, muhatabın taşınması gibi nedenlerle süreç uzayabilir. Bu nedenle, tebligat kayıtları ve tebliğ şerhi (teslim şerhi) dosya açısından kritik delillerdir.
İhtarname içeriğinde, yeni malikin ihtiyacının hangi nedene dayandığı ve tahliye talebinin dayanağı açık, tutarlı ve somut olmalıdır. “İhtiyacım var” gibi genel ifadeler, kiracının itirazına zemin hazırlar. Ayrıca yeni malik tahliyesinde, ihtarname zamanlaması kadar içeriğinin de dava dilekçesiyle uyumlu olması gerekir; çelişki, mahkemenin kanaatini olumsuz etkileyebilir. Uygulamada en çok görülen hata, bir aylık bildirim süresinin kaçırılması veya tebligatın takip edilmemesidir; bu hatalar, davanın uzamasından öte doğrudan reddedilme riskini artırır.
Arabuluculuk Süreci
01.09.2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden doğan birçok uyuşmazlıkta arabuluculuk, tahliye davaları açısından da dava şartı haline gelmiştir. Dava şartı, mahkemenin davaya bakabilmesi için var olması gereken ön koşuldur; arabuluculuk yapılmadan dava açılırsa, mahkeme esasa girmez ve dosya usulden sonuçlanır. Bu nedenle yeni malikin “zaman kaybetmemek” adına arabuluculuğu atlaması, tersine daha büyük bir zaman kaybı doğurur.
Arabuluculuk süreci kural olarak üç hafta içinde tamamlanır; zorunlu hallerde bir hafta ek süre verilebilir. Ancak pratikte, tarafların toplantıya katılımı, belge hazırlığı ve irtibat sorunları sürecin hissedilen süresini artırabilir. Yeni malik açısından burada stratejik hedef, hem dava şartını tamamlamak hem de olası bir anlaşma ihtimalini gerçekçi biçimde değerlendirmektir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, düzenlenen son tutanak dava dilekçesine eklenerek mahkemeye başvurulur. Bu adımın eksik yapılması, davanın başında yeniden işlem yapılmasını gerektirebilir ve toplam takvimi uzatır.
Tahliye Davası İlk Celsede Biter mi?
Tahliye davalarının ilk celsede bitmesi teorik olarak mümkündür; ancak yeni malik tahliye dosyalarında bu ihtimal çoğu zaman düşüktür. Bunun nedeni, kiracının genellikle ihtiyaca itiraz etmesi, bildirimin süreye uygun olup olmadığını tartışması ve delil sunma taleplerinin artmasıdır. Mahkeme, ilk celsede genellikle usuli eksikleri kontrol eder, dava şartlarını değerlendirir ve tarafların iddia–savunma çerçevesini netleştirir. Eğer dosya çok açık ise, ihtilaf sınırlıysa ve deliller baştan eksiksiz sunulmuşsa, ilk celsede karar ihtimali artar; fakat uygulama, özellikle büyük şehirlerdeki iş yoğunluğu nedeniyle daha temkinli ilerler.
Yeni malik tahliye davalarında “ilk celsede biter” beklentisiyle hazırlık yapılması, hayal kırıklığı yaratabilir. Bunun yerine, ilk celseyi dosyanın hızlanacağı bir eşik olarak düşünmek daha isabetlidir: Tebligatlar tamam mı, arabuluculuk tutanağı var mı, ihtarname tebliğ edilmiş mi, ihtiyaç iddiasını destekleyen belgeler sunuldu mu, tanık listesi hazır mı? Bu unsurlar ilk celseye doğru hazırlanırsa, dava sonraki aşamalarda gereksiz duruşma kaybı yaşamadan ilerler. Aksi halde mahkeme ek süreler verir ve dosya takvimi doğal olarak uzar.
Davaya Hazırlık Ve Davanın Açılması
Yeni malik tahliye davasında hazırlık aşaması, çoğu zaman davanın toplam süresini belirleyen en kritik safhadır. Çünkü tahliye nedeni (özellikle ihtiyaç) ve buna ilişkin deliller, dava dilekçesinde netleşmelidir. Dava dilekçesi, iddianın çerçevesini çizdiği için sonradan ciddi değişiklikler yapmak kolay değildir. Bu nedenle yeni malik; tapu devrini gösteren kayıtlar, kira sözleşmesi, bir aylık süre içinde yapılan yazılı bildirim ve tebliğ belgeleri, arabuluculuk son tutanağı ve ihtiyaç iddiasını destekleyen evrakı baştan düzenlemelidir.
Tahliye davası, taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesinde açılır. Davalı kiracının cevap dilekçesi süresi kural olarak iki haftadır; dilekçelerin karşılıklı verilmesi tamamlandığında dosya ön incelemeye geçer. Hazırlık aşamasında yapılan tipik hata, “sonradan tamamlarım” düşüncesiyle temel belgelerin sunulmamasıdır. Bu yaklaşım, mahkemenin ek süre vermesine, tebligatların uzamasına ve tahkikatın gecikmesine yol açabilir. Uygulamada düzgün kurulan dosyalarda, özellikle süreye ilişkin belgeler (bildirim ve tebliğ kayıtları) tartışmasız hale geldiği için yargılama daha öngörülebilir ilerler.
Ön İnceleme Aşaması
Ön inceleme, mahkemenin dava şartlarını ve ilk itirazları değerlendirdiği, uyuşmazlığın hangi noktada toplandığını belirlediği önemli bir aşamadır. Yeni malik tahliye davalarında ön incelemede genellikle şu başlıklar öne çıkar: Arabuluculuk dava şartı tamam mı, ihtarname süresinde mi, tebligat usulüne uygun mu, yetkili mahkeme doğru mu? Bu kontrollerin sağlıklı yapılması, davanın ilerleyen aşamalarında “en başa dönme” riskini azaltır.
Yetki itirazı (davanın yanlış yerde açıldığı iddiası) gibi usuli konuların zamanında ileri sürülmemesi, dosyanın gereksiz yere uzamasına veya beklenmedik sonuçlara yol açabilir. Uygulamada bazen dosya, yanlış mahkemede açıldığı halde süresinde itiraz edilmediği için o mahkeme yetkili hale gelebilir; bu da stratejik açıdan istenmeyen bir durum yaratabilir. Ön inceleme duruşmasında hakim, tarafları sulhe (anlaşmaya) de teşvik eder. Yeni malik açısından bu aşama, ihtiyacın tutarlı anlatılıp anlatılmadığını ve kiracının savunma stratejisinin hangi noktaya odaklandığını görmek bakımından da önemlidir.
Tahkikat Süreci
Tahkikat aşaması, yeni malik tahliye davasının fiilen en çok zaman alan bölümüdür. Çünkü mahkeme bu evrede tarafların iddia ve savunmalarını delillerle birlikte değerlendirir. Yeni malik “ihtiyaç” iddiasını ileri sürüyorsa, bu ihtiyacın gerçekliğini destekleyecek olguların dosyada görünür olması beklenir. Kiracı ise çoğu zaman ihtiyacın samimi olmadığını, taşınmazın farklı amaçla kullanılacağını veya bildirimin usule aykırı olduğunu ileri sürer. Mahkeme, bu çekişmeyi çözmek için tanık dinlenmesi, belge incelemesi, tebligat kayıtlarının değerlendirilmesi gibi işlemlere başvurur.
Tahkikatın uzamasının en yaygın nedenleri; kiracının çok sayıda itiraz ileri sürmesi, tarafların delillerini zamanında sunmaması ve duruşma günlerinin yoğunluk nedeniyle ileri tarihlere verilmesidir. Bu aşamada “ispat yükü” (iddiayı kanıtlama sorumluluğu) önemli bir kavramdır: Yeni malik, ihtiyaç iddiasını ikna edici biçimde kanıtlamadıkça tahliye kararı almak zorlaşır. Bu nedenle tahkikat, yalnızca zaman değil, dosyanın kalitesi açısından da belirleyicidir. Uygulamada güçlü dosyalarda, tahkikatın hedefi tartışmayı daraltmak ve mahkemenin karar vermesini kolaylaştırmaktır.
Karar Aşaması
Tahkikat tamamlandığında mahkeme sözlü yargılama aşamasında tarafların son beyanlarını alır ve kararını verir. Karar, yeni malik lehine tahliye yönünde olabileceği gibi, şartların oluşmadığı kanaatine varılırsa davanın reddi şeklinde de olabilir. Yeni malik tahliye davalarında kararın omurgasını çoğu zaman iki unsur oluşturur: süre şartlarına uyum ve ihtiyacın ispatı. Süre koşulları tartışmalıysa, mahkeme esasa girmeden usulden değerlendirme yapabilir; süreler tamam ise esas inceleme ağırlık kazanır.
Karar, tutanağa geçirilir ve taraflara tebliğ edilir. Uygulamada kararın tebliği ve gerekçeli kararın yazılması da toplam takvimi etkileyebilir. Bu aşamada yeni malik açısından kritik olan, kararın içeriğini doğru okumaktır: Tahliye kararı verilmişse, kararın icraya konulması ayrı bir süreçtir; dava “bitti” diye taşınmazın fiilen boşalacağı varsayımı yapılmamalıdır. Kararın reddi halinde ise, ret gerekçesi (örneğin süre yönünden mi, ispat yönünden mi) sonraki adımların planlanmasında belirleyici olur.
Zorla Çıkarma Aşaması
Mahkeme tahliye kararı verdiğinde, kiracının fiilen çıkması her zaman kendiliğinden gerçekleşmez. Bu noktada yeni malik, ilamlı icra (mahkeme kararına dayalı icra) yoluyla icra dairesinde takip başlatır. İcra takibinde mahkeme kararına dayanılarak taşınmazın tahliyesi talep edilir ve icra müdürlüğü işlemleri yürütür. Uygulamada bu aşama, “dava süresi bitti, konu kapandı” beklentisini boşa çıkaran bir evredir; çünkü tebligat, itiraz, gün belirleme ve kolluk marifetiyle tahliye gibi adımlar zaman alabilir.
İcra aşamasında yapılan hatalar, yeni malik açısından ciddi gecikme doğurur. Örneğin kararın kesinleşmesi gerektiği sanılarak icraya geç başlanması, tebligatların eksik yapılması veya takip talebinde teknik eksiklikler bulunması, süreci uzatır. Bu nedenle dava stratejisi, yalnızca mahkeme aşamasına değil icra aşamasına da hazırlanmalıdır. Kiracının tahliyesi için icra işlemleri düzgün yürütülürse, mahkeme kararının fiili sonuç doğurması hızlanır; aksi halde tahliye kararı kağıt üzerinde kalabilir.
İstinaf Süreci ve Kararın Kesinleşmesi
Sulh Hukuk Mahkemesi kararına karşı taraflar istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf, kararı veren mahkemeye sunulan dilekçeyle başlar ve dosya Bölge Adliye Mahkemesi’nde incelenir. Süre kural olarak tebliğden itibaren iki haftadır. Yeni malik açısından burada kritik ayrım şudur: Uygulamada istinaf başvurusu, her dosyada tahliyeyi otomatik olarak durduran bir mekanizma gibi algılanır; oysa birçok durumda ilk derece kararına dayanılarak icra süreci işletilebilir. Bu nedenle “istinafa gidildi, beklemek zorundayız” yaklaşımı her dosyada doğru sonuç vermez.
İstinaf incelemesi, dosyanın içeriğine ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin iş yüküne göre değişen bir takvimde ilerler. Bu aşama, toplam süreçte belirsizliği artırabilir. Yeni malik açısından en sağlıklı yaklaşım, istinaf ihtimalini dava başında öngörmek ve dosyayı süre, tebligat ve delil yönünden tartışmasız hale getirmektir. Böylece istinafın odak noktası daralır ve kararın bozulma riski azalır. Ayrıca istinaf dilekçesinin süresinde verilmesi veya verilmemesi, kararın kesinleşme zamanını doğrudan etkiler.
Tahliye Davasında Dava Süresini Uzatan Sebepler Nelerdir?
Yeni malik tahliye davalarında sürenin uzamasının başlıca nedenleri, çoğunlukla “dosya yönetimi” ile ilgilidir. Mahkemenin yoğunluğu, duruşma aralıklarının uzun olması ve tebligat sorunları pratikte ilk sıradadır. Bunun yanında, kiracının çok sayıda usuli itiraz ileri sürmesi, ihtiyacın samimiyetine yönelik tartışmaların genişlemesi ve delillerin geç sunulması tahkikatı uzatır. Adli tatil gibi takvimsel dönemler de bazı dosyalarda yargılamayı yavaşlatabilir.
Yeni malik dosyalarında özel bir uzama sebebi, sürelerin kira dönemiyle birlikte karıştırılmasıdır. Örneğin TBK m.353 kapsamında “bildirimi takip eden uzayan kira yılı sonuna kadar” dava açılabileceği dikkate alınmadığında, dava yanlış zamanda açılabilir; bu da dosyanın süre yönünden tartışmaya açılmasına ve yargılamanın gereksiz uzamasına yol açar. Ayrıca, arabuluculuk dava şartının eksik tamamlanması da davayı baştan durdurur. Süreyi uzatan sebeplerin önemli bir kısmı, baştan doğru kurulan bir süreçle azaltılabilir.
Tahliye Davasında Dava Süresi Nasıl Kısaltılır?
Yeni malik tahliye davasının daha öngörülebilir sürede sonuçlanması için ilk adım, takvimi doğru kurmak ve hak düşürücü süreleri kaçırmamaktır. Edinmeden itibaren bir ay içinde yazılı bildirim yapılması, tebligatın takip edilmesi, arabuluculuk tutanağının eksiksiz alınması ve dava dilekçesine eklenmesi temel gerekliliklerdir. İkinci adım, dava dilekçesinde tahliye nedeninin net yazılması ve ihtiyaç iddiasının somutlaştırılmasıdır. İhtiyacın kim için, ne şekilde ve neden zorunlu olduğu tutarlı biçimde ortaya konulmalıdır.
Uygulamada süreyi kısaltan bir diğer unsur, delillerin parça parça değil, baştan düzenli sunulmasıdır. Özellikle tebligat belgeleri, tapu edinme tarihi, kira sözleşmesi ve arabuluculuk evrakı dosyanın omurgasıdır. Kiracının itiraz edebileceği alanlar baştan daraltılırsa, tahkikat daha az duruşmayla tamamlanabilir. Ayrıca icra aşamasına da hazırlıklı olmak gerekir; tahliye kararının icraya konulması gecikirse, mahkeme aşamasında kazanılan zaman pratikte kaybedilir. Bu nedenle yeni malik açısından “dava kazanmak” ile “taşınmazı fiilen teslim almak” arasındaki fark, stratejinin merkezinde tutulmalıdır. İyi bir hukuk bürosu ile çalışmak, sürecin mümkün olduğunca hızlı ve sorunsuz ilerlemesini sağlayabilir.
İlginizi Çekebilir; Mersin Kira Avukatı
Sıkça Sorulan Sorular
Yeni mal sahibi kiracıyı hemen çıkarabilir mi?
Yeni mal sahibi, taşınmazı satın aldığı anda kiracıyı “hemen” çıkaramaz. Uygulamada çoğu tahliye, TBK m.351 kapsamındaki ihtiyaç iddiasına dayanır ve bunun için edinmeden itibaren bir ay içinde yazılı bildirim yapılması, ardından altı ayın geçmesi gibi zaman koşulları gündeme gelir. Ayrıca arabuluculuk dava şartının tamamlanması ve mahkeme kararının icraya konulması gibi adımlar da fiili tahliye zamanını belirler.
Yeni malik ihtarnameyi 1 ay içinde göndermezse ne olur?
Edinmeden itibaren bir ay içinde yazılı bildirim yapılmaması, yeni malik tahliyesinde en ağır risklerden biridir. Çünkü bu şart çoğu durumda “sonradan düzeltilebilir” bir eksiklik olarak görülmez ve dava açma imkanını zayıflatır. Uygulamada bu hata, davanın uzun sürmesinden önce davanın süre yönünden reddi ihtimalini artırır. Bu nedenle tebligatın yalnızca gönderilmesi değil, kiracıya usulüne uygun şekilde tebliği de ayrıca takip edilmelidir.
Yeni malik tahliye davası ortalama kaç ay sürer?
Somut olaya göre değişmekle birlikte, yeni malik tarafından açılan tahliye davaları uygulamada çoğunlukla 1–1,5 yıl aralığında görülür. Süre; mahkemenin iş yükü, kiracının itirazları, delillerin toplanması, duruşma aralıkları ve istinaf gibi unsurlardan etkilenir. Ayrıca arabuluculuk süreci ve karar sonrası icra işlemleri de toplam takvimi fiilen uzatabilir.
İstinafa gidilirse tahliye kesin durur mu?
İstinaf başvurusu, her durumda tahliye kararının icrasını otomatik olarak durduran bir mekanizma gibi değerlendirilmemelidir. Uygulamada birçok dosyada ilk derece mahkemesi kararına dayanılarak icra işlemleri işletilebilir. Ancak somut dosyada icranın nasıl etkileneceği; kararın niteliğine, icra sürecine ve tarafların başvurularına göre değişebilir. Bu nedenle istinaf aşamasında, yalnızca “beklemek” yerine dosyanın icra stratejisi de ayrıca değerlendirilmelidir.