Anne Babaya Çocuğu Göstermezse Ne Olur?

Boşanma sürecinde ya da evlilik devam ederken en çok sorulan sorulardan biri, “anne babaya çocuğu göstermezse ne olur?” şeklindedir. Çocuğu diğer ebeveyne göstermemek, yalnızca iki yetişkin arasındaki bir çatışma değil, çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimini doğrudan etkileyen ciddi bir hukuki sorundur. Türk Medeni Kanunu’na göre velayet (çocuğun bakımı, eğitimi ve korunmasına ilişkin hak ve yükümlülüklerin bütünü) ve kişisel ilişki (çocuğun velayeti kendisinde olmayan ebeveynle görüşme hakkı) sıkı şekilde korunur. Bu nedenle, çocuğu göstermeme davranışı, evlilik devam ederken, boşanma aşamasında veya boşanma sonrasında farklı sonuçlar doğurur. Aşağıda, hem anne hem de baba açısından bu sürecin hukuki çerçevesini, mahkemelerin yaklaşımını ve uygulamada yapılan hataların nelere yol açtığını ayrıntılı biçimde bulabilirsiniz.

Evliyken (Boşanmadan) Çocuğu Göstermeme Durumunda Ne Olur?

Evlilik birliği devam ederken kural olarak velayet anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Yani çocuğun nerede kalacağı, hangi okula gideceği, kiminle ve ne şekilde görüşeceği gibi temel kararlar ortak alınmalıdır. Bu dönemde eşlerden birinin çocuğu diğer ebeveyne göstermemesi, toplumda sıkça şikâyet edilen bir durum olsa da, teknik anlamda henüz “çocuk teslimine muhalefet” suçunu doğurmaz; çünkü ortada ihlal edilen bir çocuk teslimi veya kişisel ilişki ilamı (mahkeme kararı) yoktur.

Bu nedenle, evliyken çocuğu sistematik biçimde göstermeyen tarafa karşı doğrudan savcılığa suç duyurusunda bulunmak çoğu zaman sonuç vermez ve “takipsizlik” kararıyla karşılaşılabilir. Bu aşamada izlenecek temel yol, artık evlilik ilişkisinin fiilen sona erdiği, ortak hayatın kurulmadığı durumlarda, boşanma veya ayrılık davası açılması ve dava içinde çocuğun kimde kalacağına dair geçici velayet kararı ile diğer ebeveyn lehine kişisel ilişki tesisi istenmesidir. Hakim, çocuğun üstün yararı (çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini en iyi koruyacak çözüm) doğrultusunda geçici önlemler alır ve bu sayede artık uyulması zorunlu bir karar ortaya çıkar.

Pratikte sık yapılan hata, tarafların “nasıl olsa evliyiz, mahkeme kararı gerekmez” düşüncesi ile aylarca beklemesi ve bu sürede çocukla bağın zayıflamasına izin vermesidir. Hâlbuki uygulamada, çatışmanın uzadığı ve çocuğun bir ebeveynden tamamen koparıldığı dosyalarda, daha sonra yapılacak velayet ve kişisel ilişki değerlendirmesinde bu kopuş önemli bir veri olarak karşınıza çıkabilir. Evlilik devam ederken çocuğu göstermeme sorunuyla karşılaşan ebeveynin, süreci belgelendirmesi ve gecikmeden aile mahkemesine başvurması, ileride hak kaybı yaşanmaması açısından kritik öneme sahiptir.

Evliyken (Boşanmadan) Çocuk Kaçırma

Evlilik sürerken karşılaşılan bir diğer tablo, ebeveynlerden birinin çocuğu alıp başka bir adrese taşınması, il değiştirmesi veya diğer ebeveynden habersiz şekilde yanına alarak “fiilen” kaçırmasıdır. Burada unutulmaması gereken nokta, velayetin hâlen ortak olduğudur. Yani çocuğu alan taraf da, çocuğu alamayan taraf da hukuk önünde velayet hakkına sahiptir. Bu nedenle, sırf çocuğu yanına alarak başka bir yerde kalmasının, tek başına “çocuk kaçırma suçu” kapsamında cezai yaptırımı her zaman doğurmadığı görülür.

Uygulamada savcılıklara yapılan birçok başvuru, velayetin hâlen her iki ebeveynde olduğu gerekçesiyle takipsizlikle sonuçlanmaktadır. Bu durum, çocuğu göremeyen ebeveyn açısından büyük hayal kırıklığı yaratır. Hukuken izlenmesi gereken yol, yine boşanma veya ayrılık davası açılması, bu dava içinde çocuğun geçici velayetinin çocuğu göremeyen ebeveyne verilmesi ve diğer tarafla kişisel ilişki kurulmasıdır. Böylece, artık çocuk kendisine geçici velayet verilen ebeveynde kalacak, diğer ebeveyn belirlenen gün ve saatlerde çocukla görüşecektir.

Bu aşamada, çocuğu fiilen elinde tutan anne veya babanın, diğer tarafla hiçbir şekilde iletişime izin vermemesi, adresini gizlemesi, telefonları açmaması gibi davranışlar, ileride velayet değerlendirmesinde “velayet hakkını kötüye kullanma” göstergesi olarak karşına çıkabilir. Dolayısıyla tarafların, kendi öfke ve kırgınlıklarından bağımsız biçimde, çocuğun her iki ebeveynle bağını koruma yükümlülüğü bulunduğunu unutmaması gerekir.

Boşanma Davası Devam Ederken Çocuğun Kaçırılması

Boşanma davası açıldıktan sonra, mahkeme taraflar talep etmese bile geçici önlemler almakla yükümlüdür. Bu önlemler arasında geçici velayet, tedbir nafakası ve kişisel ilişki düzenlemesi sayılabilir. Çocuğun geçici velayetinin bir ebeveyne verildiği bu süreçte, diğer ebeveynle hangi gün ve saatlerde görüşüleceği de karara bağlanır. Buna rağmen, çocuğun velayetinin verildiği tarafın, çocuğu diğer ebeveyne göstermemesi veya alıp başka şehre götürerek fiilen koparması, artık hem hukuki hem de cezai sorun doğurur.

Boşanma davası devam ederken çocuğunu göremeyen ebeveyn, geçmişte olduğu gibi icra dairesine değil, artık Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine başvurarak “çocuk teslim kararının uygulanmasını” talep etmelidir. Mahkeme ilamı doğrultusunda, yükümlü ebeveyne SMS/telefon yoluyla bildirim yapılır ve çocuğun belirtilen yer ve saatte teslim merkezine getirilmesi istenir. Çocuğun teslim edilmemesi durumunda bu durum tutanağa bağlanır ve hem tazyik hapsi süreci hem de velayetin değiştirilmesine yönelik yeni hukuki yollar gündeme gelir.

Şehir değiştirme, uygulamada sık karşılaşılan bir başka taktiktir. Ülke içinde şehir değişikliği, kural olarak yasaklanamaz; ancak bu durum kişisel ilişki günlerinde fiilen görüşmeyi imkânsız hâle getiriyorsa, mahkemeden gün ve sürelerin yeniden düzenlenmesi talep edilebilir. Önemli olan, çocuğun diğer ebeveynle bağının tamamen kopmasına izin verilmemesi ve mahkeme kararlarına uygun bir denge kurulmasıdır.

Çocuğumu Göremiyorum, Ne Yapmalıyım?

“Çocuğumu göremiyorum, ne yapmalıyım?” sorusu, velayeti alamayan ya da fiilen çocuktan uzaklaştırılan birçok anne ve babanın temel sorunudur. Öncelikle, elinizde geçerli bir mahkeme kararı olup olmadığına bakılmalıdır. Eğer velayet ve kişisel ilişki düzenleyen bir karar yoksa, aile mahkemesine başvurularak velayet, kişisel ilişki ve varsa nafaka yönünden karar talep edilmelidir. Mahkeme, çocuğun üstün yararını gözeterek belirli gün ve saatlerde görüş hakkı tanır.

Geçerli bir mahkeme kararı varken çocuk gösterilmiyorsa, artık günlük mesaj trafiğiyle veya aile içi baskıyla bu işi çözmeye çalışmak yerine, kararın uygulanmasını sağlamak esastır. Bunun için Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne başvuru yapılarak çocuk teslim dosyası açtırılır. Kararda yazılı gün ve saatte çocuğun teslim edilmesi için yükümlü ebeveyne resmi bildirim gider ve teslim işlemi bir psikolog veya sosyal çalışmacı gözetiminde gerçekleştirilir. Teslimin gerçekleşmemesi halinde, bu durum ileride hem ceza hem de velayet yönünden aleyhe delil olur.

Pratikte sık yapılan hatalardan biri, mahkeme kararı varken dahi yalnızca telefonla arayıp “getirmedi, göstermedi” demekle yetinmek ve resmi prosedürü işletmemektir. Hâlbuki mahkemeler, velayet değişikliği veya velayet hakkının kötüye kullanılması değerlendirmesinde, resmi başvuruların, tutanakların ve teslim girişimlerinin belgelendirilmesine büyük önem vermektedir.

Çocuğu Göstermemenin Cezası Nedir?

Çocuğu göstermemenin hukuki sonucu, olayın hangi aşamada olduğuna göre değişir. Evlilik devam ederken ve henüz velayet/kişisel ilişki kararı yokken, daha çok medeni hukuka ilişkin sonuçlar gündeme gelir; kişi, boşanma ve velayet davası açarak bu davranışı mahkeme önüne taşır. Ancak boşanma davası sırasında veya sonrasında mahkemece verilmiş bir velayet ve kişisel ilişki kararı varken çocuk gösterilmiyorsa, bu durum artık “çocuk teslimine muhalefet” kapsamında değerlendirilir.

04.08.2022 tarihli “Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelik” uyarınca, mahkeme kararına aykırı şekilde çocuğu teslim etmeyen ebeveyn hakkında üç aya kadar tazyik hapsi kararı verilebilir. Tazyik hapsi, kişinin davranışını değiştirmesi için uygulanan, borçlar ve yükümlülükler alanında kullanılan bir tür zorlayıcı hapis türüdür. Amaç, ebeveyni cezalandırmaktan ziyade çocuğun üstün yararını koruyarak mahkeme kararının uygulanmasını sağlamaktır.

Aşağıdaki tablo, kabaca hangi aşamada hangi sonuçların gündeme gelebileceğini özetler:

DurumHukuki SonuçOlası Cezai Sonuç
Evlilik devam ederken, karar yokBoşanma/ayrılık davası, geçici velayet ve kişisel ilişki talebiÇoğunlukla ceza soruşturmasında takipsizlik
Boşanma davası/sonrası, kişisel ilişki kararı varÇocuk teslimi talebi, velayetin değiştirilmesi davasıÇocuk teslimine muhalefet nedeniyle tazyik hapsi
Yurtdışına kaçırmaUluslararası iade süreci, velayet davasıSomut olaya göre ayrıca ceza soruşturması

Uzun süreli ve kasıtlı biçimde çocuğu göstermeme; çocuğun soyutlanmasına, diğer ebeveyn hakkında olumsuz yönlendirilmesine (aliyanasyon) ve mahkeme kararlarının sürekli ihlâline yol açıyorsa, velayetin değiştirilmesi için güçlü bir sebep oluşturmaktadır.

Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu Nedir?

Çocuk teslimine muhalefet suçu, çocuğun velayeti kendisine verilmeyen ebeveynle çocuk arasında kurulmuş kişisel ilişki kararına rağmen, çocuğun karara uygun biçimde teslim edilmemesi hâlinde gündeme gelen bir fiildir. Burada olmazsa olmaz şart, ortada bir mahkeme ilamı veya tedbir kararı bulunmasıdır; kişisel ilişki sadece taraflar arasında sözlü mutabakata dayanıyorsa, bu suç oluşmaz.

Uygulamada süreç şu şekilde işler: Önce aile mahkemesi velayeti ve kişisel ilişkiyi belirler. Çocuğunu göremeyen ebeveyn, karara dayanarak Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne başvurur ve çocuk teslim dosyası açılır. Yükümlü olan ebeveyne, çocuğu belirlenen gün ve saatte çocuk teslim merkezine getirmesi gerektiği bildirilir. Buna rağmen çocuk teslim edilmezse, bu durum resmi tutanak altına alınır ve çocuk teslimine muhalefet suçu yönüyle ilgili yaptırımlar devreye girer.

Yargıtay kararları, bu suçun süreklilik kazanması hâlinde, yalnızca tazyik hapsi değil, aynı zamanda velayetin değiştirilmesi açısından da önem taşıdığını vurgulamaktadır. Özellikle, çocuğun uzun süre boyunca diğer ebeveynle görüşmesini engelleyen, adresini bildirmeden sürekli yer değiştiren ve buna rağmen mahkeme kararına uymayan anne veya babalar hakkında, velayetin değiştirilmesi yönünde kararlar verildiği görülmektedir.

Çocuğu Teslim Etmediği İçin Hapis Cezası Alır Mı?

Çocuğu teslim etmeyen ebeveyn hakkında, çocuk teslimine ilişkin ilam veya tedbir kararına aykırılık hâlinde üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir. Tazyik hapsi, klasik anlamda “ceza” gibi sabit bir süreli hapis değildir; yükümlü ebeveyn çocuğu teslim ettiğinde, hapis sona erer. Böylece sistemin asıl amacı, ebeveyni cezalandırmaktan çok, mahkeme kararına uymasını sağlamaktır.

Buna rağmen, teslim yükümlülüğüne sürekli şekilde aykırı davranılması, başka suçlarla (örneğin tehdit, hakaret, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması gibi) birleştiğinde, Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrıca ceza sorumluluğu söz konusu olabilir. Örneğin, çocukla görüşmek isteyen ebeveyni tehdit eden, şiddet uygulayan veya çocuğu gizlemek amacıyla sahte beyanlarda bulunan taraf hakkında, çocuk teslimine muhalefetin ötesinde ceza soruşturması yürütülebilir.

Önemli nokta, bu hapis kararının otomatik olarak verilmediği, yasal prosedürün eksiksiz işletilmesini gerektirdiğidir. Yani sadece “çocuğumu göstermiyor” demek yetmez; mahkeme kararı, teslim talebi, resmi bildirim ve teslimin gerçekleşmediğine dair tutanaklar gerekir. Bu zincir tamamlandığında, tazyik hapsi kararı hukuki zemine oturur.

Çocuğu Göstermeme Durumunda Şikayet Dilekçesi Nasıl Olmalıdır?

Çocuğu göstermeyen tarafa karşı izlenecek yollardan biri, aile mahkemesine başvuru ve/veya ilgili makamlara yapılacak şikâyettir. Hazırlanacak dilekçede öncelikle mahkemenin adı, tarafların kimlik ve adres bilgileri, çocuğun kimlik bilgileri yer almalıdır. Ardından, mevcutsa velayet ve kişisel ilişki kararının tarih ve sayısı belirtilmeli, çocuğun hangi tarihlerde ve nasıl gösterilmediği somut örneklerle anlatılmalıdır.

Dilekçede kullanılabilecek tipik unsurlar şunlardır:

  • Hangi karar uyarınca ne zaman, nerede çocukla görüşme hakkınızın bulunduğu,
  • Hangi tarihlerde teslim merkezine gittiğiniz veya çocuğu almaya çalıştığınız,
  • Karşı tarafın hangi gerekçelerle (veya hiçbir gerekçe olmadan) çocuğu teslim etmediği,
  • Varsa mesaj, video, tanık beyanı gibi delilleriniz,
  • Çocuğun bu durumdan nasıl olumsuz etkilendiğine dair gözlemleriniz.

Dilekçenin sonuç bölümünde, mahkeme kararına aykırı davranan ebeveyn hakkında çocuk teslimine muhalefet hükümlerinin uygulanması, gerekiyorsa velayetin değiştirilmesi için sosyal inceleme raporu alınması gibi talepler net biçimde yazılmalıdır. Uygulamada en sık yapılan hata, dilekçeyi sadece duygusal ifadelerle, somut tarih ve delil içermeden hazırlamaktır. Hâlbuki tarih, saat, yer ve delillerle desteklenen dilekçeler, hem çocuk teslimi sürecinde hem de olası velayet değişikliği davasında çok daha güçlü bir etki yaratır.

Çocuğun Yurtdışına Kaçırılması

Çocuğun yurtdışına kaçırılması veya yurtdışında alıkonulması, çocuğu göstermemenin en ağır görünümlerinden biridir. Bu durumda sadece ulusal mevzuat değil, aynı zamanda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler devreye girer. Özellikle “Çocukların Velayetine İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velayetinin İadesine İlişkin Avrupa Sözleşmesi” ve “1980 Tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi” bu alandaki ana metinlerdir.

Ortak velayet varken ya da henüz velayete ilişkin bir mahkeme kararı yokken dahi, çocuğun diğer ebeveynin rızası olmadan yurtdışına götürülmesi, velayet hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir. Bu durumda, çocuğu göremeyen ebeveyn, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne başvurarak çocuğun iadesi sürecini başlatabilir. Başvuru, Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yapılır ve çocuğun bulunduğu ülke sözleşmeye taraf ise, ilgili ülkenin merkezi makamı nezdinde iade prosedürü yürütülür.

Bu süreç, hem teknik hem de zamana duyarlı bir süreçtir. O nedenle, çocuğun yurtdışına kaçırıldığı veya alıkonulduğu anlaşılır anlaşılmaz, zaman kaybetmeden uzman bir aile/uluslararası özel hukuk avukatından destek alınması, eksiksiz belge sunulması ve başvurunun doğru makamlara yönlendirilmesi gerekir. Aksi hâlde, çocuk yeni ülkesinde “yerleşik” kabul edilince, iade süreci daha da zorlaşabilir.

Çocuk Teslimine Karşı Gelenin Ceza Alabilmesi İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

Çocuğu göstermeyen ebeveynin gerçekten ceza alabilmesi veya tazyik hapsine tabi tutulabilmesi için, bazı usul şartlarının yerine getirilmesi gerekir. Öncelikle, mahkeme tarafından verilmiş bir velayet ve kişisel ilişki kararı bulunmalıdır; aksi hâlde, “karara aykırılık”tan söz edilemez. İkinci olarak, bu kararın uygulanması için doğru mercie, yani Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne başvuru yapılmalı ve “çocuk teslim kararının uygulanması” talep edilmelidir.

Karar uygulanmak üzere bildirildiği hâlde çocuk teslim edilmiyorsa, her bir başarısız teslim girişimi mutlaka tutanak altına alınmalı ve dosyada yer almalıdır. Daha sonra bu tutanaklar, hem tazyik hapsi kararı hem de velayetin değiştirilmesi davası için güçlü delil niteliğindedir. Buna karşılık, sadece telefon görüşmesi, aile arası tartışmalar veya sosyal medya yazışmaları çoğu zaman tek başına yeterli görülmez.

Vatandaşların en sık yaptığı hatalar şu şekilde özetlenebilir: Mahkeme kararı olmadan doğrudan polis veya savcılığa gitmek; doğru kurum yerine karakola şikâyet bırakmak; teslim girişimlerini belgelendirmemek; çocuğun “gelmek istemediği” iddiasını sorgulamadan kabul etmek. Hâlbuki mahkemeler, çocuğun yaşına ve gelişimine göre uzman raporu alarak gerçek iradeyi tespit etmeyi tercih eder. Bu nedenle, süreci kendi kontrolünde yönetmeye çalışan ebeveynin, farkında olmadan kendi aleyhine delil üretmesi mümkündür.

Sıkça Sorulan Sorular

Anne babaya çocuğu göstermemek suç mu?

Mahkeme tarafından verilmiş bir velayet ve kişisel ilişki kararı varken, bu karara aykırı biçimde çocuğu teslim etmeyen ebeveyn hakkında çocuk teslimine muhalefet hükümleri uygulanabilir. Bu kapsamda üç aya kadar tazyik hapsi kararı verilebilmesi mümkündür. Evlilik devam ederken ve henüz karar yokken ise, daha çok boşanma ve velayet davası açılması gündeme gelir; doğrudan ceza soruşturması çoğu zaman takipsizlikle sonuçlanır. Dolayısıyla, “suç”tan söz edebilmek için somut olayın aşaması ve mevcut mahkeme kararları belirleyici olacaktır.

Mahkeme kararı olmadan çocuğu göstermeyen eşe ne yapılabilir?

Mahkeme kararı yoksa öncelikle aile mahkemesine başvurarak velayet ve kişisel ilişki konusunda hüküm kurulmasını istemek gerekir. Bu süreçte, çocuğun hangi ebeveynle yaşadığı, diğer ebeveynle nasıl görüşeceği, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı gibi hususlar detaylı şekilde incelenir. Karar verildikten sonra dahi çocuk gösterilmezse, bu kez çocuk teslimi prosedürü işletilebilir. Yani ceza ve yaptırım kısmı, çoğunlukla mahkeme kararından sonra devreye girer.

Çocuğu göstermeyen ebeveynin velayeti alınabilir mi?

Çocuğu sistematik biçimde diğer ebeveyne göstermemek, mahkeme kararına rağmen teslim etmemek, adresini gizlemek veya görüşmeyi sürekli engellemek, velayet hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Yargıtay kararlarında, uzun süreli ve kasıtlı engellemelerin çocuğun gelişimini olumsuz etkilediği vurgulanmakta ve bu durum velayetin değiştirilmesi için önemli bir neden sayılmaktadır. Bu nedenle, teslim ihlalleri titizlikle belgelendiğinde, velayetin diğer ebeveyne devri mümkün olabilir.

Çocuğu yurtdışına kaçıran ebeveyn hakkında hangi yollar izlenir?

Çocuğun yurtdışına kaçırılması veya orada alıkonulması durumunda, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler devreye girer. Çocuğu göremeyen ebeveyn, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne başvurarak çocuğun iadesi sürecinin başlatılmasını talep edebilir. Başvuru, Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla ilgili ülkenin merkezi makamına iletilir ve çocuğun mutad meskeninin (olağan yerleşim yeri) Türkiye’de olduğu gösterilirse iade mekanizması işletilir. Bu nedenle, tarih, karar ve tüm belgelerin eksiksiz hazırlanması ve uzman desteği alınması son derece önemlidir.

Yorum yapın

Hemen Ara